19. yüzyılın sonlarında İslam’ı kabul eden İngiliz davetçi Fatima Cates’in hayat hikâyesi, dönemin sosyal baskıları, aile içi şiddet ve toplumsal dışlanmaya rağmen sürdürdüğü dini ve toplumsal faaliyetleriyle yeniden gündeme geldi.
İçki karşıtı harekette başlayan arayış
5 Ocak 1865'te Birkenhead'de işçi sınıfı bir ailede doğan Frances, 1870'teki zorunlu eğitim yasasından yararlanan ilk kuşaktandı. Henüz yirmili yaşlarının başındayken, İngiltere'de alkol tüketimini sınırlandırmayı amaçlayan sosyal bir organizasyon olan "Alkol Karşıtlığı (Ölçülülük) Hareketi"ne katıldı ve Liverpool şubesinde sekreterlik görevini üstlendi.
Frances'in hayatı, bu hareket içindeyken ünlü İngiliz davetçi Abdullah Henry Quilliam ile tanışmasıyla tamamen değişti. Quilliam’ın bir hitabetinde Hz. Muhammed’i (s.a.v.) "Alkolden uzak duran o büyük Arap" olarak nitelendirmesi, genç kadında büyük bir merak uyandırdı. Quilliam’ın, "Başkalarının İslam hakkında ne söylediğine bakma, Kur'an'ı kendin oku ve keşfet" diyerek hediye ettiği tercümeyi inceleyen Frances, haftalar içinde kelime-i şehadet getirerek "Fatima" adını aldı.
1880’li yılların sonunda İslam’ı kabul eden Cates’in, Liverpool’da İslam’a giren ilk kadınlardan biri olduğu belirtiliyor.
Aile içi şiddet, taşlı saldırılar ve at pisliğiyle gelen imtihan
Fatima’nın İslam’ı seçmesi (Haziran 1887), dindar Hristiyan ailesinde infiale yol açtı. Öz annesi, elindeki Kur'an-ı Kerim'i zorla alıp yakmaya çalıştı. Ailesi onu bir "utanç kaynağı" olarak görerek kısa süre sonra zorla evlendirdi.
Temmuz 1887’de Quilliam ile birlikte Liverpool Müslüman Cemiyeti’ni kuran Fatima, burada da fanatiklerin hedefi oldu. Cemiyet binası sık sık taşlandı, camları kırıldı. Bu yapı, İngiltere’de İslam’ın tanıtılması ve Müslümanların bir araya gelmesi açısından önemli bir merkez haline geldi. Fatime Cates sokakta yürürken azgın provokatörler tarafından birkaç kez yüzüne ve üzerine at pisliği fırlatıldı. Ancak o, her defasında yüzünü silerek davasına ve namazına devam etti. Fatima’nın bu dik duruşu sayesinde, cemiyet ilk iki yılında 11 Britanyalıyı İslam’la tanıştırmayı başardı.
İslam davetinde öncü rol
Cates’in, özellikle kadınların İslam’la tanışmasında önemli bir rol oynadığı ve kendi ailesinden kız kardeşleri dahil birçok kadının Müslüman olmasına vesile olduğu belirtildi. Topluluk, ilk yıllarında tüm baskılara rağmen yeni Müslümanlar kazanmaya devam etti.
Ancak dönemin bazı gruplarının saldırıları da sürdü; toplantılara yönelik provokasyonlar, tehditler ve fiziksel tacizler yaşandı. Kates’in yüzüne atık ve hayvan dışkısı sürüldüğü gibi ağır saldırılara maruz kaldığı da kaynaklarda yer aldı.
Zorlu evlilik ve son yıllar
Fatima Cates, daha sonra Hubert Henry Cates ile evlendi ve onun da İslam’ı seçmesine vesile oldu. Cates, kendi kız kardeşleri Clara ve Annie de dahil olmak üzere pek çok kadının Müslüman olmasını sağladı. Ancak evliliği tam bir kabusa dönüştü. Müslüman olmasına rağmen eşi Hubert, Fatima’ya ağır işkenceler uyguladı, hatta onu öldürmeye teşebbüs etti.
Aralık 1891'de boşanma davası açan Fatima, dönemin kadınların boşanma hakkını neredeyse imkansız kılan katı Viktorya yasalarına çarptı ve yalnızca 1 yıllık resmi ayrılık koparabildi.
Vefatı ve mezarının yeniden keşfi
1900 yılında yakalandığı ağır grip enfeksiyonunun zatürreye dönüşmesi sonucu genç yaşta vefat eden Fatima Cates, Liverpool'daki Anfield Mezarlığı'na İslami usullere göre defnedildi. Ancak mezarı, zamanla kimsesiz kalarak tamamen kayboldu.
Yıllar sonra Hamid Mahmud adlı bir Müslüman, Cates'in mezarının izini buldu ve Amira Scarisbrick adlı Liverpoollu bir Müslüman kadının başlattığı bağış kampanyasıyla mezar anıtı yeniden inşa edilerek 4 Kasım 2022'de açıldı. Mermer şahideye, Fatima Cates'in yazdığı şu anlamlı şiir nakşedildi:
"Cennete çıkan yolda güvenle yürüyebilmek için, her zaman Allah’ın indirdiği uyarılara kulak verelim."