İlginç Kareler; Nükleer Çılgınlar!

Abone Ol

İran ile saldırganlar arasında çatışmalar sürerken Batı Koalisyonu’nun sessiz sedasız (neredeyse) topyekun olarak Akdeniz’de hizalanması ilginç bir gelişme oldu.

Hatırlanacağı üzere Güney Kıbrıs’taki İngiliz üsleri hedef alınarak iki füze atılmıştı.

Ortalık bir anda ayağa kalkarken İngiltere bu füzelerin İran tarafından fırlatılmadığını söyledi.

Buna rağmen Fransa’sından Hollanda’sına kadar 16 Batılı ülke çeşitli ebatlarda savaş ve uçak gemilerini Kıbrıs açıklarına yolladı.

Doğu Akdeniz umulmadık bir şekilde kaynamaya başlayınca Türkiye de 6 adet F16 savaş uçağını Kuzey Kıbrıs’a konuşlandırdı. İlginçtir Avrupa ülkeleri bundan da rahatsız oldu.

Güney Kıbrıs bir NATO üyesi olmadığı halde bu kadar itibar görmesi akıllara başka sorular getirdi.

Körfez ülkeleri ve Güney Kıbrıs derken Siyonistlerin Lübnan’a işgal saldırısı yeni soykırımların habercisi oldu.

Lübnan’a karşı saldırıyı anlatan Siyonist bakan İsrael Katz; sınırlı yerel ve hedef odaklı bir operasyon başlattıklarını söylüyor. Yani Lübnan’da yeni bir vahşet başlıyor.

Sadece Lübnan mı? Elbette ki hayır!

Sırada Yemen ve Husi Mücahidleri var.

Kızıldeniz’deki seyrusefer güvenliğini gerekçe göstererek Yemen’e yönelik büyük bir istila ve tasfiye savaşı da başlayacak gibi.

Lübnan’da başlayacak soykırım ve vahşet elbette ki burayla sınırlı kalmayacak.

Lübnan’ın hemen yanı başında alt yapısı ve silahlı unsurları zayıflatılmış bir Suriye bulunuyor.

Batılı Haçlı Ordusu büyük bir güçle bölgeye yığınak yapıyor.

Mesele elbette ki İran, Lübnan ve Yemen ile (veya Şia ile ilgili/ sınırlı) değil, sınırlı kalmayacak!

İran, Hürmüz/Fars Boğazı’nı kapatıp inisiyatifi ele geçirince Trump, boğazın açılması için Çin'den ve bazı NATO ülkelerinden yardım istiyor. Hatta NATO gerekeni yapmazsa büyük sıkıntılar yaşatacağından dem vurarak tehdit ediyor.

Ortadoğu ve İran konusunda büyük sıkıntılar yaşayan mahallenin seviyesiz kabadayısı Trump, dağdan bayıra zıplayıp gerilimi yüksek tutarak tehditlerine devam ediyor.

Kısacası Epstein Çetesi’nin bu azılı ve vahşi sapkınları dünyayı kendi sapkın anlayışlarına göre dizayn etmek adına gözlerini kan bürümüş şekilde her tarafa ayar vermeye çalışıyorlar.

Şeytan’ın mücessem hali Ba’l Putu’nun yani karanlığın savaşçıları ile İslam’ın yani aydınlığın aziz savaşçıları arasındaki bir mücadeleye dönüşen bu kavgada hangi safta durulduğu oldukça önemli.

Yüce Allah 1450 yıl önce indirdiği Kur’an-ı Kerim’de (Sâffât Suresi 125. Ayette) Ba’l Putu’ndan bahsetmekte. Binlerce yıl önce bazı putperestlerin taptığı bu puttan ve o kavimden bahsedilmesi ilginç değil mi?

1450 yıldır orada duran bu ayet, Epstein ve sapkın Siyonistlerin hedefleri ayyuka çıktığında bir kez daha yorumlanmaya başlaması bir mucize olarak ortaya konurken Epstein Dosyaları ile ilgili ifşaatlardan sonra bu güruhun neler yapabileceğiyle ilgili olarak bazı ipuçları vermeye başlıyorlar.

Siyonist Haaretz gazetesi “israilin, İran’a karşı nükleer silah kullanabileceğini” yazıyor!

Yetmedi Trump’ın yapay zeka ve kripto politikalarından sorumlu danışmanı David Sacks, Washington’un İran’a karşı “zafer ilan edip çekilmesi” gerektiğini, çatışmanın uzaması halinde hem Basra Körfezi enerji altyapısının ağır darbe alabileceğini hem de israilin savunma sistemlerinin tükenerek nükleer tırmanma riskinin doğabileceğini söylüyor.

Yani Siyonistler nükleer silah kullanabilir diyor.

Trump 11 Mart’ta gazetecilere verdiği demeçte "İran'ı bu öğleden sonra, fiilen bir saat içinde yok edebilir, sonsuza dek yaşanmaz hale getirebiliriz. Bunu bugün bile halledebiliriz. Ülkeyi asla yeniden inşa edemezler. Bunu yapabilecek silahlarımız var" demiş ancak bu önemli tehditler basında çok da konu edinmemişti.

Oysa ABD’li ünlü yorumcu Tucker Carlson, Trump’ın bu açıklamasını “nükleer silah kullanma izni” olarak yorumluyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani yaptığı paylaşımda; “Epstein ekibinin bazı kalıntılarının İran’a karşı yanlış suçlamalar yönlendirmek amacıyla 11 Eylül benzeri bir olayı sahnelemeyi planladığını” belirtmesi boşuna değil.

Anlaşılan o ki; bu savaşı Netanyahu ve Siyonistlerin oldu bittiye getirerek İran’a sıradan bir saldırısı olarak görmek eksik bir analiz olur.

Bu savaş önce bölgesel sonra küresel boyutta etkili olacak bir planın ilk aşaması olarak yorumlanabilir.