İlginç Kareler; Grand Strateji Çöktü Mü?

Abone Ol

Siyonist şeytani akıl ne yapıp edip Amerika’yı tekrar Ortadoğu’da savaşa sokmayı başardı.

Birinci ve İkinci Körfez Savaşlarında da yalanlar ve yanlış istihbarat ile Batı İttifakını bir bütün olarak bu bölgeye yığmıştı.

Amerika yıllarca savaş moduyla bu bölgede herkesi kendine düşman ederek sonunda ayrılmak istedi ancak Yahudi aklı arkasında ‘Bir süper güç olmadan’ çevre ülkelerle başedemeyeceğini bildiği için devamlı tekelindeki bir güçle hareket eder.

ABD’yi bu bölgeden çıkarmamak için elinden geleni yapan Siyonsist işgalciler İsviçre’de devam eden görüşmelere şimdilik seyirci kalsa da ‘Büyük israil Projesi’ni gerçekleştirme planından vazgeçmiş değiller.

Son dönemde İran ve bileşenlerinin direnişi ile GRAND STRATEJİNİN akamete uğradığı söylense de bunun gerçek olmadığını Siyonistlerin genişlemeye dönük icraatlerinden anlıyoruz.

Katil Netanyahu’nun yapılan onca anlaşmaya rağmen “Lübnan’dan çıkmayacağız!” sözüyle birlikte Suriye üzerinde oluşturdukları baskı günden güne artıyor.

Tabii olay Suriye olunca Türkiye de direkt olarak devreye girmiş oluyor.

Yani Yahudiler Suriye’de yaptıkları her saldırıda aslında Türkiye’yi karşılarına almış oluyorlar.

Hatta sahadan yayılan haberlere göre bugüne kadar en az 4 kez Türkiye’nin Suriye’deki yapılanmasına yönelik saldırı yapıldığı ve dahası içerisinde MİT ve askerlerden oluşan toplam 7 çok önemli Türkiye vatandaşının kaçırıldığı belirtiliyor.

Türkiye’nin 8 Aralık 2024’ten beridir yerleşmeye, askeri üs kurmaya ve askeri ekipman ile donatmaya çalıştığı tüm noktalar özenle bombalanıyor ya da baskın yapılarak hassas teknoloji ürünü takip ve dinleyici cihazları gasp ediliyor. Buna rağmen Ankara’dan bugüne kadar ne bir doğrulama ne de gözle görülür bir karşılık verilmiş değil.

Siyonist Yahudi şeytani aklı saldırılarını çeşitlendirmekte hatta El Meyadin Ajansının aktarımına göre üst düzey general ve yöneticilere birkaç suikast düzenlemesine rağmen Şam Yönetiminden hiç ses çıkmıyor.

Ancak bu sessizlik Epsteinci sapkın çeteyi durdurmuyor.

Sözde askerlerinin kolunda Nil’den Fırat’a şeklindeki Mitolojik hayallerini diri tutmaya çalışan Yahudiler, yerlerinde durdukları yani kendilerine sınır çizildiği gün İÇ ÇÖKÜŞ İLE YOK OLMAYA DOĞRU GİDECEKLERİNİ ÇOK İYİ BİLİYORLAR.

Bundan dolayı sürekli gerginlik ve sözümona ‘Varoluş Savaşı’ verecek şekilde saldırganlaşıyorlar.

İran ile yaşadığı gerginliğe ara veren Yahudi aklı Lübnan’da istediği gibi at koşturamaması yüzünden gözünü yine Suriye’ye dikmiş durumda.

Son günlerde terörist Netanyahu ile Sayın Erdoğan arasında aniden yükselen gerilim ABD basınında da bilinçli olarak işlenmekte ve katil Netanyahu, kabine toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına karşılık “Erdoğan’ın ifadelerini ciddiye alıyoruz” diyerek konuyu ABD’li dostlarına taşıyacaklarını söylüyor.

Cani Netanyahu, tarihe atıf yaparak durumu şöyle özetliyor:

"Neredeyse hiçbir gün geçmiyor ki Erdoğan, israil devletinin yok edilmesi çağrısında bulunmasın. Biz bu sözleri çok ciddiye alıyoruz, çünkü halkımızın tarihinde öğrendiğimiz bir şey varsa o da şudur; biri size sizi yok edeceğini söylüyorsa, onu ciddiye alırsınız. Amerikalı dostlarımızın dikkatini de bu açıklamalara çekeceğiz. Olan biteni kesinlikle görmezden gelmiyoruz."

Gerginlik neden arttı?

Erdoğan, AK Parti'nin 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanış programında Gazze'deki katliamın hesabının sorulacağını belirtmiş ve

“Gazze'nin hesabı muhakkak sorulacak, bunu ihmal edemeyiz. Gazze'nin, Şam'ın umudu sizlersiniz...

Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşınmıştır...”

Aslında Suriye’de olup bitenler Türkiye’yi doğrudan etkilemekte ve adeta Türkiye’ye gözdağı şeklinde algılanmakta.

Suriye üzerinden Türkiye ile savaşan Yahudi istihbaratı MOSSAD, Türkiyeye karşı dikkatli olmaları gerektiğini askeri kapasitesini hatırlatarak uyarırken ABD’nin devreye girmesi gerektiğini vurguluyor.

Yani ABD’siz şanslarının olmadığını belirtiyor.

Tüm bölge için tehdit oluşturan Siyonistler, Şam ile doğrudan müzakere yürütürken bir yandan da işgali genişletiyor.

Yahudilerin hedefi Suriye’nin güney koridorundaki Dera, Kuneytra ve Süveyda'nın askerden arındırılması. Böylece Golan ve Hermon Dağı'nın güvenliği için buraları istediği gibi kullanmak!

Dünyaya bu projeyi aynen Lübnan’da olduğu gibi ‘Güvenlik Şeridi!’ diyerek sunan Yahudi, neticede bir süre sonra ilhak edeceğini de gizlemiyor.

Şimdiden Dera kırsalında iki bölge işgal edilmiş, çok sayıda köylü arazilerini ve yerleşim alanlarını terk ederek daha doğuya göç etmek zorunda kalmış durumda.

Suriye ve Lübnan üzerinden yaklaşan Siyonist tehlikeye karşı Türkiye’nin kamuoyu hazırlığının olmayışı ilginç değil mi?