İlginç Kareler; Eksenler Savaşı!

Abone Ol

İslam Coğrafyası’nda yaşanan gelişmelerde son olarak Yeni Eksen arayışlarının şekillendiğine şahitlik ediyoruz.

Hızla yaklaştığı iddia edilen ve hatta bazısına göre içinde bulunduğumuz III. Dünya Savaşı’nın hazırlık aşamalarından olan Kutuplaşmanın bir gereği olarak İslam Coğrafyası’nda da her ülke nerede nasıl hizalanacağının kararını verme sancısını yaşıyor.

Bu bağlamda iki önemli eksenin oluştuğu gözlemleniyor.

Birincisi; Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır

İkincisi; İsrail, Hindistan, BAE ve Yunanistan

Birinci eksenin şekillenmesinde Siyonist saldırganlık ve arkasındaki sınırsız Evangelist yardımlar zorlayıcı etken oluyor.

Siyonist hedeflerin pervasızlığı, birkaç gün içinde 7 ülkeye hava saldırısı yaparak dilediği vahşete imza atabilmesi bölgedeki ülkelerde bazı soruların sorulmasına yol açtı.

Özellikle Katar’daki HAMAS yetkililerine yapılan hava saldırısı Katar ve Suudi Arabistan’da ciddi bir aydınlanmaya yol açtı.

ABD’nin Ortadoğu’daki nobran tavrı, Siyonist rejimdeki büyükelçisinin konuşmasına yansıyor adeta. ABD'nin israil Büyükelçisi Mike Huckabee, Nil Nehri'den Fırat Nehri’ne uzanan bölgede "israilin Tevrat'a dayalı hakkı olduğunu" iddia ederek, "Hepsini alsalardı iyi olurdu." Diyebiliyor.

Elbette ki bu açıklama çevre ülkelerde endişe ve tepkiye yol açıyor.

Öteden beri konuşulan Arz-ı Mev’ud retoriğinin artık başka bir merhaleden ele alınması, çevre ülkeleri ‘EKSEN’ arayışına zorluyor.

Siyonist Rejime karşı hiçbir savunma ağı olmadığını fark eden Suudi Arabistan, Nükleer Şemsiye arayışına girerek Siyonist Rejimin tehditlerine karşı hazırlık startı verdi.

Buna yönelik olarak İslam Dünyası’nın tek nükleer gücü olan Pakistan ile Stratejik askeri anlaşmalara imza atarak iki ülkeden birine olası bir saldırıda savunmada birliğe gitti.

Öncelikle Suudi Arabistan yıllardır perde arkasından Pakistan’ın nükleer silah geliştirme projesine finans sağlamanın karşılığı olarak şimdi bu gücün gölgesini hissetmek istiyor.

Türkiye de yaşanan gelişmelere bigâne kalmayarak Pakistan’la öteden beridir süregelen iyi ilişkilerini kullanıp kağıt üzerinde olmasa dahi bu eksene dahil oluyor.

İslam Coğrafyası’ndaki gelişmeleri yerinde okuyan bu üç ülkenin her biri kendinde bulunan ayırt edici özellikle Eksen’e güç vermekte.

Pakistan; sahip olduğu nükleer caydırıcılığın yanı sıra Çin yapımı JF-17'nin Blok 3 olarak bilinen en son versiyonu, yine Çin’den alınan J 10 savaş uçağıyla birlikte 2750 km menzilli nükleer başlık taşıyabilen Şahin Balistik füze sistemi ve Nasr hava savunma füze sistemi ile eksene destek veriyor.

S. Arabistan sahip olduğu devasa ekonomik kaynaklar ve geliştirdiği Uluslararası ilişkiler ağıyla destek verirken…

Eksenin üçüncü ortağı olan Türkiye, Savunma Sanayinde gerçekleştirdiği devrimsel dönüşümle İHA-SİHA-KAAN-KIZILELMA-TB3-SUNGUR..gibi yerli üretimlerinde sunacağı ortaklık ve dünya siyasetindeki NÜFUZ etkisiyle bu ortaklığa katkı sunacak.

Eksende şimdilik üç ülke görünse de Mısır ile yapılan bir dizi görüşmelerden sonra Sisi yönetiminin de bu eksene angaje olacağı anlaşılıyor.

Nitekim Mısır’ın Somali ve Sudan konusundaki açıklamaları Türkiye-Suudi eksenine destek olarak açıklanıyor.

Malum, Afrika’nın bazı bölgelerinde ve Yemen’de iki Eksenin güç savaşı Vekiller üzerinden sürmekte.

Bu birleşmeye karşı daha belirgin bir eksenin şekillendiği görülüyor.

Siyonist işgal Rejimi bu eksenin lokomotifi elbette. Onunla birlikte Hindistan, BAE ve Yunanistan önceki Eksene karşı hizalanmış, vaziyet almış görünüyorlar.

İslam Dünyası’nın uzun zamandır hasretini çektiği ‘Bir eksen oluşturma!’ ihtiyacı nihayette belli bir noktaya kadar oluşturulmuş olsa da bu eksenin, bölgenin diğer dinamik gücü olan İran ve bileşenleriyle devasa hale getirilmemiş olması bir eksikliğe işaret ediyor.

Belki bu şekilde yaklaşan Batılı-Siyonistlerin yıkıcı saldırıları durdurulmuş olurdu.

Batılı-Siyonist şer ittifakının hiçbir şekilde durmayacağı ve ABD Büyükelçisi’nin küstah iddiasının nihai hedefleri olduğu unutulmamalıdır.