İslam Coğrafyası’ndaki ‘İkinci israil’ veya ‘israilin ileri karakolu’ diye anılan Birleşik Arap Emirlikleri/Emirates (BAE) uzun yıllardır bölgede uyguladığı siyasetle İslam karşıtlığının simgesi haline gelmiş bulunuyor.
1971 yılında kurulan BAE doğudan batıya neredeyse tüm İslam Dünyası’nda Küresel Siyonizmin hedefleri doğrultusunda hareket ediyor.
2020 yılında İbrahim Anlaşmalarına imza atarak Siyonist İşgal Rejimi ile ilişkilerini resmi olarak ilan etti.
Bu tarihten çok önce başlayan anlaşmalarla birçok projeye imza atan ikili ‘Stratejik Ortaklık’ düzeyinde beraber hareket ederek özellikle hava savunma sistemleri, anti-drone teknolojileri ve ortak silah sistemleri geliştirilmesine yönelik askeri ortaklıklar geliştirdi.
Siyonizmin küresel medya ve siyaset gücünden istifade eden BAE, 7 Emirliği ve özellikle Dubai Emirliği’ni dünya çapında en önemli turizm ve ticaret lokasyonlarından biri haline getirdi.
Gazze’nin eski polis şefi ve Filistin yönetiminin istihbarat sorumlusu olan Muhammed Dahlan, Siyonist istihbarat ile iş birliği yaparak Filistin Davası’na ihanet etmişti.
İşte bu Dahlan BAE prensi Muhammed bin Zayed Nahyan’ın güvenlik danışmanlığını yapıyor.
Sapkın Epstein’e Kâbe örtüsü gönderen Aziza El Ahmadi de BAE’de modernleşme ile ilgili önemli bir görevi üstlenmiş biri.
Siyonist İşgal Rejiminin ilişkileri özellikle 28 Şubat’ta başlayan İran saldırılarında ortaya çıktı.
İran’a saldırıların başladığı ilk günlerde terörist Netanyahu BAE’yi gizlice ziyaret etmiş ardı sıra Şin Bet Lideri ve bilahare Genelkurmay Başkanı BAE’de temaslarda bulunarak çok önemli projelere imza atmışlardı.
Tüm çevre ülkeleri İran’la barış anlaşması yapılmasını isterken BAE yönetimi, Trump’a “İran’ın işini bitirmesi’” çağrısında bulunuyordu.
Bahreyn’deki halk hareketlerine karşı Suudi ile birlikte asker gönderen BAE, 2013’te Mısır’daki askeri darbede Sisi’nin en büyük destekçisi olmuş,
2015’te Yemen’deki Husi Müslümanlara karşı Suudi Arabistan’la birlikte savaşa girişen BAE, 2017’de yine Suudi’yle birlikte Katar’ı kuşatıp ambargo uygulamıştı.
Bugüne kadarki tüm faaliyetlerinde ‘israil’in menfaatlerini gözeten BAE yönetimi son olarak ülkesindeki Şii Müslümanlara karşı ayrımcı bir saldırıya geçti.
Pakistanlı Şii siyasi hareketi "Müslümanların Vahdeti Meclisi" tarafından hazırlanan ve basına ulaşan veri tabanına göre, 28 Şubat’ta ABD ve israilin, İran’a saldırı başlatmasından bu yana yaklaşık 7 bin 500 Pakistanlı Şii BAE’den sınır dışı edildi.
Grubun sözcüsü Muhsin Abidi, gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini belirtirken Müslüman Şii toplumu temsilcileri, İran savaşıyla birlikte Körfez’de mezhepsel gerilimin arttığını ve deportların (sınırdışıların) hız kazandığını belirtiyor.
Cenevre merkezli MENA Rights Group insan hakları kuruluşu da BAE’de Şii kökenli yabancıların yıllardır keyfi gözaltı ve zorla kaybetme uygulamalarına maruz kaldığını, ancak son dönemde baskının belirgin şekilde arttığını kaydediyor.
2019 yılında El Ezher Şeyhi İmam Ahmed el-Tayeb ve Papa Francis tarafından ortaklaşa kaleme alınan ve Abu Dabi'de yayınlanan “İnsan Kardeşliği Belgesi" olarak adlandırılan belge birçokları tarafından unutulsa da BAE yönetimi tarafından adım adım işlenmekte. “İbrahimî Aile Evi ile Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Bakanlığı” gibi projeler bu büyük planın uygulama ayaklarından sadece birkaçı.
Belgede Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar arasında kardeşlik çağrısında bulunan çeşitli sapkın ifadeler de yer alıyor ki bu ifadeler sıradan bir çağrıdan ziyade uzun zamandır uygulanmaya çalışılan “Dinlerarası Diyalog’” projesinin bir uzantısı.
Siyonist işgalcilerin son olarak BAE’de kurmaya çalıştıkları hava savunma sistemleri ile birlikte çevre ülkelere ‘bizimle olursanız sizi ihya ederiz!’ mesajı veriyor.
Gelinen noktada Körfez siyasetinde, İran politikasında, Sudan-Somali-Mali-Etiyopya-Mısır-Yemen... gibi ülkelerdeki iç karışıklıklar ve darbelerde Siyonistlerle birlikte hareket eden BAE, aynı zamanda Müslüman Kardeşlerin en keskin düşmanı.
Finans gücünü kullanarak yer edinen BAE ve benzeri yönetimlerin gerçek yüzü anlaşılmadan “Nerede Müslümanlar? Nerede İslam Ülkeleri?” gibi sorulara neden cevap verilemediği anlaşılmayacaktır.