Bir iklim uzmanı, okyanus iklimindeki değişimin geri dönülmez noktayı aşması nedeniyle Kiribati ve Maldivler’in yok olma tehdidi altında olduğunu ve deniz seviyesindeki hızlı yükseliş nedeniyle bu ülkelerin kaçınılmaz olarak sular altında kalacağını belirtiyor.
Nature and People Foundation’dan (Doğa ve İnsan Vakfı) iklim uzmanı Aleksey Kokorin, Kiribati ve Maldivler’in, okyanus iklimindeki değişimin geri dönülmez noktayı aşmasının ardından yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Ancak bunun ne zaman gerçekleşeceği sorusu gündemde.
Bilim insanı, İngiliz The Guardian gazetesinde yayımlanan bir habere ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“İnsanlar geri dönülmez noktadan söz ettiğinde farklı anlamlar kastedebiliyor. Kiribati açısından bakıldığında bu nokta zaten aşılmış durumda. Bu da şu anlama geliyor: Deniz seviyesinin hızla yükseldiği bir bölgede bulunduğu için ülke kaçınılmaz olarak sular altında kalacak. Dolayısıyla soru şu: Bu ne zaman olacak? Ancak gerçek şu ki bu ülke yok olma tehdidi altında. Deniz seviyesinin 1,5 metre yükselmesi bile, artan fırtına ve sel sıklığıyla birlikte, ülke için yıkıcı olacaktır. Maldivler de muhtemelen aynı kaderle karşı karşıya kalabilir.”
İklim uzmanına göre, uluslararası toplumun çabaları şu anda küresel ısınmanın daha da kötüleşmesini engellemeye odaklanmış durumda. Amaç, bunun yol açtığı tehlikeli iklim olaylarının hızını ve şiddetini sınırlamak.
Kokorin, “Asıl tehlike ortalama sıcaklığın artışı değil, aşırı hava olaylarının sayısının ve şiddetinin artmasıdır. Bu nedenle hedef, çoğu ülkenin görece uyum sağlayabileceği bir seviyede iklimi sabitlemektir” dedi.
Ayrıca şu değerlendirmede bulundu:
“Kısacası, 19. yüzyıl seviyelerine kıyasla yaklaşık 2,5 derecelik bir sıcaklık artışından söz ediliyor. Kimse 19. yüzyılın ya da hatta 20. yüzyılın iklimine geri dönmeyi hedeflemiyor; böyle bir plan zaten yok. Bu nedenle dünya genelinde ‘geri dönülmez nokta’ kavramı tam olarak doğru olmayabilir, çünkü geriye dönüş planı bulunmuyor. Bu mesele son derece karmaşık, hatta neredeyse imkansızdır.”