Hz. Peygamber'in Çocuk Terbiyesi-1

Abone Ol

Hz. Peygamber, genelde tüm fertlerin, özelde de çocukların ve gençlerin eğitimine ehemmiyet vermiştir. Allah Resulü, bu eğitimi gelişigüzel bir biçimde yapmamıştır; gençlik psikolojisini ve kabiliyetlerini dikkate alarak fıtrata uygun bir müfredat uygulamıştır. Söz konusu müfredatın temel bileşenleri: "Yaratan Rabbi'nin adıyla oku. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir." ayetleridir. Uyguladığı bu ulvi ve rabbani müfredat sayesinde insani değerlerin yok olduğu bir toplumu, insanlığın iğrendiği bir topluluk olmaktan çıkarıp insanlığın imrendiği bir millet haline getirmeyi başarmıştır. Çağlar üstü Eğitim Müfredatının/medeniyetin temellerini Yesrib’te atmıştır. Bu model; insanın fıtri özelliklerini koruma ve geliştirmeyi, karakterini olgunlaştırmayı, şahsiyet bütünlüğünü oluşturmayı merkeze alarak insanın kendi yeteneklerini ve potansiyelini gerçekleştirmeyi ve toplum ile insan arasında akılcı ve ahlaki bir uyum oluşturmayı hedefler. Eski adı Yesrib olan bir diyarın adını ‘Medine’ olarak değiştirmekle işe koyulmuştur. Medeniyet güneşinin zuhur ettiği bu kutlu beldeden dünyaya medeniyet ihraç etmiştir. Medine İslam Devleti’nin kurulmasıyla başlayan bu 23 senelik medeniyet yolculuğunun semeresi zamanla Hicaz Yarımadası ve dünyanın üç kıtasında alınmaya başlamıştır.

Resulullah(s.a.v), İslam'ın ruhuna uygun hareket edip bir şeyi yaparak ve yaşayarak çocukları ve gençleri eğitmiştir. Çocukların ahlaki ve ruhi olgunluğa erişmesi için gerekli bilgi ve tatbiki örnekleri Hz. Peygamber’in hayatında bulmak her zaman mümkün olmuştur. Müslüman bir aile reisi, çocuğunun eğitimiyle ilgili hususlarda Efendimiz(s.a.v)'in takip ettiği yöntem ve terbiye metotlarına başvurarak kısırdöngünün önüne geçmiştir. Efendimizin hayatında zaten bir kısırdöngü ve tezat bulamazsınız. Çünkü O, insanlık için bir hazine ve numunedir.

Çocuğun dosdoğru bir mümin olarak yetişmesi için muhtelif yöntem ve yolları, hastalıkların tedavisi için birçok ilacı ilmi kaynaklarımızda bulmak mümkündür. Anne- baba ve öğretmenler, bütün kurum ve kuruluşlar gençliğin eğitim ve ıslahı için çareyi uzakta değil, yanı başlarında aramalıdırlar. Özelde Müslüman aile reisleri, genelde bütün ümmet, Resulullah (s. a. v)'in bu terbiye metotlarından yeterince yararlanabilirlerse salih bir topluluk ve nesil kendiliğinden yetişecektir.

Dostlar! Hanelerinizde dünya küfrü ve istikbarına karşı şuurlu ve imanlı Müslüman bir neslin yetişmesini hedefliyorsanız hanelerinizde mini bir kütüphaneniz olsun. Dahası çocuklarınızı İslam’ın sahih kaynaklarıyla buluşturup onlara doğru ve sahih bir İslam’ı öğretiniz ki emin adımlarla geleceğe yürüyebilsinler.

Resulullah (a. s) şöyle buyurmuşlardır: "Sana gereken yumuşaklık ve şefkatli davranmaktır. Kabalık, şiddet ve edep dışı sözlerden sakın!" (Buhari) ve "Tarif edip öğretiniz; kaba ve sert davranmayınız!"

Hiç şüphesiz Hz. Peygamber(a. s)'in bu tevcihlerine (makam vermesine) en çok çocuklar layıktır. Çünkü onlar, riayete daha uygun ve şefkate daha layıktırlar. Şefkat, yumuşaklık ve incelikle muamelenin asıl olduğunu destekleyen kuvvetli delillerden biri de, Âlemlerin Efendisi'nin çocuklara karşı şefkatli, lütufkâr davranmasıdır.

Çocuklarımızın eğitiminde hata yapan ve kötülük işlemeye yatkın olan çocukları dikkate almalıyız. Mesela, çocuklar kendi aralarında zekâ, hırçınlık, aktif, hiperaktif ve çağrıya olumlu cevap verme bakımından farklılık arz ederler. Anne-baba bir çocukların dahi kişilikleri farklı olabiliyor. Kiminin tabiatı halim ve selimdir, kiminin mizacı da mutedildir. Kiminin de mizacı katı ve serttir. Bunların tamamı genetik, yani soydan gelse de eğitim yoluyla insanın kişiliğini değiştirmek mümkündür. İslam'ın terbiye metoduyla en muannit huyları bile değiştirmek mümkündür.

Çocuğun kişilik oluşumu üzerinde her ne kadar doğduğu ailenin, büyüdüğü çevrenin, gittiği okulun, yetiştiği ortamın ve kültürün etkisi olsa da onu eğitim yoluyla değiştirmek mümkündür. Yani insanın cahilliği okuyarak ve kendini geliştirerek bir miktar giderilse de kimi insanın zihninin arka planında cahili tortular veya taassubun hükümferma olması mümkündür.

Resulullah (a. s) çocuklara sıcak ilgi ve derin şefkat göstererek onları terbiye etmiştir. Bizden önceki İslam büyükleri ve Allah dostları aynı metodu takip ederek çocuklarını Asım’ın nesli olma yolunda Allah’tan sabır ve namazla yardım dileyerek eğitmişlerdir. Hoşgörü ve şefkatle çocuklara yaklaşmışlardır. Çocuğu salt hatasından dolayı azarlayarak kınamamış, tam aksine hata ve yanlışlarını hikmetle düzelterek terbiye yolunu seçmiştir. Çocuğun karakter, huy ve tutumunu dikkate alarak müşküllerini gidermek için çözümler üretmiş ve bu minvalde hareket edip saadet asrının örnek neslini yetiştirmiştir.

(…devam edecek.)