Hüseyin bizdendir Biz de Hüseyin’deniz

Abone Ol

Yaklaşık on yıl önce Şehadet Etkinlikleri için Anadolu’nun bazı merkezlerini dolaşırken otobüsümüz bir şehrin otogarına uğramış, yolcu indirip bindiriyordu, yarım saat sonra kalkacaktık, temiz hava için otobüsten indim. Bekleyenler arasında sakalından ve kıyafetinden medrese hocası olduğunu tahmin ettiğim birisi de vardı. Yorgun olduğum için tanışmaktan öte kendisiyle sohbet etmeyi düşünmedim. Biraz sonra yaklaştı, o şehirde bir medresesi olduğunu öğrendim. O şehirde tanıdığım birçok medrese hocasını sordum, hiçbirini tanımıyordu, yadırgadım. Sorduğumda kendisinin Suud’da eğitim gördüğünü söyledi. Daha sonra benim kim olduğumu, nereden nereye gittiğimi sordu, Kerbela ve Şehadet etkinlikleri için dolaştığımı söyleyince yüzü asıldı ve kibirli bir ses tonuyla “Kur’an’da Kerbela var mı?” dedi. Vakit daraldığı ve yorgun olduğum için uzun uzun bir şeyler söylemek istemedim, sadece birazcık sertleştim;

“Biliyor musun, Suud’un kitabında Hüseyin yoktur” dedim, iyice anlasın diye birkaç defa “Suud’un kitabında Hüseyin yoktur!” diye tekrar ettim ve “öyle değil mi dedim. Sustu, sustu ve sonunda itiraf etti, “Evet, gerçekten Suud’un kitabında Hüseyin yoktur, dedi.

1984 yılında ilk Hac yolculuğumu otobüslerle Irak üzerinden yapmıştık. Kerbela’ya vardığımızda Hz. Hüseyin’in mescidine yaklaştığımızda mescidin dış duvarında büyükçe;

“Qâle Rasûlüssakaleyn, Hüseynin minni ve ene min Hüseyn hadisi beni çok etkilemişti, anlamı;

“İnsanların ve cinlerin Rasûlü dedi ki; Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim!

Otogardaki arkadaşa bunu söyledim ve “Hüseyin bizdendir, biz de Hüseyin’deniz” diyerek ayrıldım.

Arap dünyası ve özellikle Körfez bölgesinde etkin ve baskın bir konumda olan Suud’un kitabında Hüseyin yoktur ve bugün ümmet bunun bedelini ödemektedir.

Ama elhamdülillah; Hüseyin bizdendir, biz de Hüseyin’deniz, bu bizim kimliğimizdir.

Bugün Kerbela’da şehid olan Hz. Hüseyin ve yetmiş iki yâranını hasretle yâd ediyoruz!

Selam ve dua ile.