Ekonomi

Hürmüz kapandı, her gemi yakılacak.. Peki şimdi ne olacak?

Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel enerji hattını fiilen durdurdu.. Peki şimdi ne olacak?

Abone Ol

İran İslam Cumhuriyeti basını bugün Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı’nı kapattığını ve İran’ın buradan geçmeye çalışan her gemiyi yakacağını açıkladığını bildirdi. Söz konusu adımın, israil ve ABD’nin bölgede başlattığı savaş bağlamında Tahran'ın aldığı yeni bir önlem olduğu ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları Genel Komutanı’nın danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, İran İslam Cumhuriyeti televizyonuna yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı kapatıldı” dedi. Cebbari, boğazdan geçmeye çalışacak herhangi bir petrol tankerinin İran donanması, ordu ve Devrim Muhafızları tarafından hedef alınacağını belirterek, “Bölgeden tek bir damla petrolün ihraç edilmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ülke , son iki gün içinde önemli deniz geçidinden geçmeye çalışan bazı petrol tankerlerini hedef aldığını, bunların yandığını ve en az birinin batırıldığını duyurdu.

Bazı büyük petrol şirketleri ve küresel ticaret firmaları, ABD ve israil saldırılarının sürmesi ve Tahran’ın buna verdiği karşılık nedeniyle Hürmüz Boğazı üzerinden ham petrol ve yakıt sevkiyatlarını askıya aldığını aktarmıştı.

Büyük ticaret platformlarından birinin üst düzey yöneticisi, “Gemilerimiz birkaç gün boyunca bulundukları yerde kalacak” dedi. Deniz tankerleri birliği Intertanko ise ABD donanmasının, Basra Körfezi’nin tamamını, Umman Körfezi’ni, Kuzey Arap Denizi’ni ve Hürmüz Boğazı’nı kapsayan operasyon bölgesinde seyrüsefer konusunda uyarıda bulunduğunu ve tarafsız ya da ticari gemilerin güvenliğinin garanti edilemeyeceğini bildirdiğini açıkladı.

Dar su yolu İran ile Arap Yarımadası’nı birbirinden ayırırken, Tahran geçidin büyük bölümü üzerinde kontrol sahibi bulunuyor. Hürmüz Boğazı, küresel ticaret ve enerji açısından hayati bir arter konumunda olup, dünya petrol ihracatının günlük yaklaşık yüzde 20–25’i — yani yaklaşık 20 milyon varil — ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının yüzde 35’i bu geçitten taşınıyor.

Dünya deniz yoluyla yapılan petrol sevkiyatlarının yaklaşık üçte biri bu boğazdan geçiyor. Bu nedenle Hürmüz Boğazı, ham petrol taşımacılığının en kritik boğaz noktası olarak görülüyor. Boğazın savaş nedeniyle kapanması halinde Çin, Japonya, Hindistan, Güney Kore ve Singapur gibi ülkelerin ciddi şekilde etkilenmesi bekleniyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre boğazdan çıkan petrolün yüzde 80’i Asya’ya gidiyor.

Yaklaşık 50 kilometre genişliğe ve 60 metre su derinliğine sahip olan boğazdan günlük 20 ila 30 petrol tankeri geçebiliyor. Boğazın kapanması, Orta Doğu’daki petrol üreticisi ülkelerin Asya-Pasifik, Avrupa ve Kuzey Amerika başta olmak üzere ana pazarlarla bağlantısının kesilmesi anlamına geliyor.

Sigorta piyasasında da şok etkisi başladı. Financial Times’a göre sigorta şirketleri, Körfez ve Hürmüz’de savaş riski teminatlarını iptal etmeye veya maliyetleri artırmaya hazırlanıyor. Bazı fiyatlamalarda ilk aşamada yaklaşık %50 artış görüldü. Daha önce Körfez’den geçen gemiler için sigorta maliyeti gemi değerinin yaklaşık %0,25’i seviyesindeydi. İngiltere’de Marsh şirketinin deniz savaş riskleri sigorta yetkilisi Dylan Mortimer’a göre bu oran yarıya kadar artabilir. Değeri 100 milyon dolar olan bir gemi için sigorta maliyeti sefer başına 250 bin dolardan 375 bin dolara çıkabilir.

Mortimer ayrıca israil limanlarına yanaşan gemiler için sigorta maliyetlerinin de %50’ye kadar artabileceğini belirtti. Sigorta şirketlerinin en büyük endişesi İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatma ihtimali ve İran’a bağlı unsurların gemilere el koyma riskidir. Mortimer, “İsrail ve ABD İran’ı vurmaya devam ederse, İran’ın bölgedeki deniz taşımacılığı üzerinde kontrolünü kullanmaya başlaması muhtemel” dedi.

Gazete ayrıca, petrol ve tahıl gibi taşınan yükleri kapsayan savaş riski sigortalarının da iptal edilmeye hazırlanıldığını aktardı. Poliçelerin iptalinin ardından sigorta şirketlerinin tamamen çekilmek yerine daha yüksek fiyatlarla yeniden müzakereye gitmesi bekleniyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının yalnızca geçici bir arz krizi değil, “ekonomik savaş senaryosu” oluşturabilir. Bu durum petrol piyasalarının ötesinde küresel finans sistemi, sanayi tedarik zincirleri, döviz piyasaları ve türev ürünleri etkileyebilir.

Tarihsel ve ekonomik modellere göre Hürmüz gibi deniz boğazları stratejik güç çarpanı niteliği taşıyor. Geçiş kapasitesi ile fiyat esnekliği arasındaki ilişki doğrusal değil, üstel; yani sınırlı bir arz kesintisi bile orantısız fiyat artışları yaratabiliyor.

Boğazdan günlük 21–22 milyon varil petrol (küresel deniz petrol ticaretinin %21–25’i) ve yılda 100 milyon tondan fazla LNG geçiyor. Boğazın en dar noktası yalnızca 21 deniz mili genişliğinde ve fiilî geçiş koridorları her yönde yaklaşık 2 deniz miliyle sınırlı; bu da enerji akışlarını küçük bir alanda yoğunlaştırarak askerî müdahaleye açık hale getiriyor.

Fiyat şoku ve arz açığı

1973 OPEC ambargosu ve 1979 İran Devrimi örneklerine dayanan analiz, arzda %25’lik bir kesintinin petrol fiyatını birkaç gün içinde 150 doların üzerine çıkarabileceğini öngörüyor. Petrolün 150–200 dolar aralığında 1–3 ay kalması, enerji ithalatçısı ekonomilerde resesyon ihtimalini %40–50’ye yükseltebilir. Altı aydan uzun bir kapanma ise küresel resesyon ihtimalini %70’in üzerine çıkarabilir.

ABD’nin stratejik petrol rezervi yaklaşık 365 milyon varil olup teorik olarak 18 günlük tam tüketimi karşılayabilir. Uluslararası Enerji Ajansı üyeleri toplam 160 milyon varillik ortak rezerv salımı yapabilir; ancak petrolün piyasaya ulaşması 2–4 hafta sürebilir. Suudi Arabistan’ın üretimi günlük 2–3 milyon varil, BAE’nin ise 500 bin–1 milyon varil artırma kapasitesi bulunuyor; fakat bunun uygulanması zaman gerektiriyor.

Küresel LNG ticaretinin yaklaşık %22’sinin kesintiye uğraması durumunda gaz piyasasında petroldekinden daha sert fiyat şoku bekleniyor. Analiz, 2016’da arzın yalnızca %5 azalmasının spot fiyatları haftalar içinde %150 artırdığını hatırlatıyor.

İtalyan ekonomi sitesi Scenari Economici, Hürmüz’ün kapanmasının küresel ekonomik şok yaratabileceğini ve petrol fiyatlarını 120–130 dolar bandına taşıyabileceğini belirtti. Bu durumun merkez bankalarını, faiz araçlarıyla kontrol edilmesi zor bir arz şokuyla karşı karşıya bırakacağı ifade edildi.

Etkilerin yalnızca enerjiyle sınırlı kalmayacağı; taşımacılık, sigorta ve tedarik zincirlerinde jeopolitik risk primlerinin hızla fiyatlanacağı vurgulandı. Asya ekonomilerinin, Hürmüz üzerinden gelen enerjiye bağımlılıkları nedeniyle en kırılgan bölge olacağı belirtilirken, küresel risklerin artması hâlinde ABD’nin arz açığını telafi etmek için Rus petrolüne yönelik bazı kısıtlamaları gevşetme ihtimali de gündeme getirildi.

Hürmüz’e alternatif kara hatları sınırlı kapasiteye sahip. Suudi Arabistan ve BAE’deki alternatif boru hatlarının toplam kapasitesi günlük yaklaşık 3,5 milyon varil, yani boğazdan geçen ortalama günlük akışın yalnızca %16–17’si kadar.

Buna Suudi Arabistan’ın doğudan Kızıldeniz’deki Yenbu Limanı’na uzanan yaklaşık 2,3 milyon varil kapasiteli hattı ile BAE’nin Füceyre’ye uzanan 1,2 milyon varillik hattı dahil. Ancak bu sistemlerin tam kapasiteye ulaşması için 2–4 haftalık teknik uyarlamalar gerekiyor ve sürekli maksimum kullanım arıza riskini artırıyor.