İran, geçtiğimiz salı günü, Hürmüz Boğazı’nın hayati öneme sahip hava sahasında bazı bölümleri kapattığını ve canlı mühimmatla askeri tatbikatlar düzenlediğini açıkladı. ABD ile artan gerilim ve bölgede yoğun askeri yığınakla birlikte gelen bu adım, enerji piyasaları ve küresel finansal piyasalar üzerinde jeopolitik etkiler oluşturabileceği yönünde doğrudan endişelere yol açtı.
Tahran tarafından yayımlanan bir hava sahası bildirisine göre, İran Silahlı Kuvvetleri 27–29 Ocak tarihleri arasında Hürmüz Boğazı çevresinde, yerden 25 bin feet yüksekliğe kadar uzanan canlı atış tatbikatları gerçekleştirecek. Bu süre boyunca bölge, sivil ve askeri hava trafiği için tehlikeli ilan edildi.
İran’ın bu açıklaması, ABD Donanması’na bağlı “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin öncülüğündeki bir uçak gemisi grubunun Doğu Akdeniz’e ulaşmasının hemen ardından geldi. Bu gelişme, Washington ile Tahran arasındaki tansiyonun yükseldiğine işaret ederken, ABD tarafının İran’a karşı “tüm seçeneklerin masada olduğu” yönündeki söylemleri de dikkat çekti.
Hürmüz Boğazı’nın önemi
Hürmüz Boğazı, Umman ile İran arasında yer alıyor ve kuzeyde Basra Körfezi’ni, güneyde Umman Körfezi ve Arap Denizi’ne bağlıyor. En dar noktasında genişliği 33 kilometre olan boğazda, giriş ve çıkış için kullanılan deniz yollarının her biri yalnızca yaklaşık 3 kilometre genişliğinde.
Dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. Vortexa verilerine göre, geçen yıl günlük ortalama 20 milyon varilden fazla ham petrol, kondensat ve yakıt Hürmüz’den taşındı. Kpler şirketinin piyasa verileri ise 2025 yılında günlük yaklaşık 13 milyon varil ham petrolün boğazdan geçtiğini gösteriyor; bu miktar, deniz yoluyla taşınan küresel ham petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 31’ine karşılık geliyor.
Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak gibi OPEC üyesi ülkeler, petrol ihracatlarının büyük bölümünü –özellikle Asya pazarlarına yönelik olarak bu boğaz üzerinden gerçekleştiriyor. Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından biri olan Katar da sıvılaştırılmış doğal gazının neredeyse tamamını Hürmüz Boğazı’ndan sevk ediyor. Bölgedeki ticari deniz trafiğinin güvenliği ise Bahreyn merkezli ABD Beşinci Filosu tarafından sağlanıyor.
Boğazdaki seyrüsefer özgürlüğünü tehdit edecek herhangi bir risk, uluslararası aktörler için ciddi bir endişe kaynağı. Zira gemi trafiğinin durması veya kısıtlanması, ticaret, enerji arzı ve bölgesel güvenlik dengeleri üzerinde doğrudan sonuçlar doğurabilir.
Ocak 2012’de İran, ABD ve AB yaptırımlarına karşılık olarak boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu. Mayıs 2019’da ise, aralarında iki Suudi petrol tankerinin de bulunduğu dört gemi, Hürmüz Boğazı dışında, BAE açıklarında saldırıya uğramıştı. İran, 2023’te iki, 2024’te ise bir gemiyi boğazda ya da yakınında alıkoydu. Bu alıkoymaların bazıları, ABD’nin İran’la bağlantılı tankerleri alıkoymasının ardından gerçekleşti. Geçen yıl ise İranlı yetkililer, ABD’nin nükleer tesislere yönelik saldırıları sonrasında boğazın kapatılması ihtimalini tartışmıştı.
Enerji piyasalarına etkiler
Enerji uzmanları, askeri bir çatışmanın İran’ı Hürmüz Boğazı’nı “boğmaya” itebileceği uyarısında bulunuyor. Boğazdaki herhangi bir kesinti küresel petrol ve gaz piyasalarında krize yol açabilir. İran kendisini kuşatılmış ve varoluşsal bir tehdit altında hissetmesi halinde bu adımı atabilir.
İran’ın üretim ve ihracat kapasitesi Venezuela’dan çok daha büyük. Bu nedenle küresel piyasalarda daha güçlü zincirleme etkiler oluşturur.. Çin rafinerileri alternatif kaynaklar aramak zorunda kalabilir.
Şiddetli bir tırmanma senaryosunda, tankerlerin geçiş yapamaması veya enerji altyapısının zarar görmesi halinde petrol fiyatlarının çift haneli oranlarda artabileceği öngörülüyor. Kapanma korkusu petrol fiyatını varil başına birkaç dolar yükseltir ancak boğazın tamamen kapanması durumunda artış 10–20 dolar arasında olabilir. ABD’nin İran’a saldırması petrol fiyatlarında ani bir sıçrama oluşturur, ancak kesintinin geçici olduğu anlaşılırsa fiyatlar geri çekilebilir
Kapanma senaryoları
Boğazın en dar noktasının yalnızca 21 mil olması, bölgeyi kesintilere açık hale getiriyor. Uzmanlar tam kapanmanın düşük ihtimal olduğunu belirtse de, herhangi bir aksamanın enerji fiyatlarında sert artışlara yol açacağı konusunda hemfikir.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre, Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler bu durumdan en fazla etkilenecek taraflar olacak. ABD ise petrolünün yalnızca yüzde 7’sini boğazdan temin etmesine rağmen, küresel arzın azalması yoluyla dolaylı etkiler yaşayabilir.
Oxford Economics analistleri, İran’ın boğazı kapatacağına dair spekülasyonların arttığı 20 Haziran tarihli notlarında, “sınırlı bir kesintinin bile küresel arzı ciddi biçimde etkileyeceğini, en kötü senaryoda petrol fiyatlarının varil başına 130 dolara çıkabileceğini ve küresel GSYH’nin yüzde 0,8 oranında daralabileceğini” belirtti. Brent petrolü en son 2008 yılında 130 dolar seviyesini aşmıştı.
İran boğazı kapatmakla tehdit edebilir ancak bölgedeki güç dengeleri ve ABD donanmasının varlığı nedeniyle bunu tam anlamıyla gerçekleştirmek istemeyebilir. Geçici taciz veya kısa süreli yavaşlatmalar ise arz üzerindeki fiili etkisini sınırlı bırakabilir.
Petrol piyasası hAlihazırda arz fazlası veriyor: Ocak ayında yaklaşık 2,5 milyon varil/gün, Şubat ve Mart 2026’da ise 3 milyon varil/günün üzerinde fazla arz bekleniyor. olası bir kapanma ABD ve müttefiklerinin güç gösterisiyle karşılanabilir ve akış yeniden sağlanabilir.
Üç temel senaryo öne çıkıyor:
Düşük şiddetli sınırlı kesinti: Tatbikatlar, uyarılar ve sınırlı tacizler. Sigorta ve navlun maliyetleri artar, ancak akış durmaz. En olası senaryo olarak görülüyor.
Kısmi veya geçici kesinti: Gemi alıkoymaları veya belirli dönemlerde yavaşlatma. Teslimatlarda gecikme ve piyasa dalgalanması yaratır.
Tam kapanma: Güç kullanarak geçişi engelleme. ABD deniz gücü ve İran’a maliyeti nedeniyle düşük ihtimal kabul ediliyor.
Alternatif Rotalar
Suudi Arabistan ve BAE’nin, Hürmüz’ü by-pass edebilecek boru hatları bulunuyor. Suudi Arabistan’ın Doğu–Batı boru hattı, petrolü Kızıldeniz limanlarına taşıyabiliyor. BAE ise kara sahalarını Umman Körfezi’ndeki Füceyre Limanı’na bağlayan bir hat işletiyor.
Acil durumlarda bu güzergAhların toplam kapasitesi yaklaşık 2,6 milyon varil/gün olarak hesaplanıyor. Ancak bu miktar, boğazdan geçen günlük on milyonlarca varilin yalnızca küçük bir bölümünü telafi edebiliyor. Ayrıca bu hatlar bakım, depolama ve lojistik kısıtlarla karşı karşıya.
Bu nedenle söz konusu alternatifler, şoku azaltıcı araçlar olarak görülüyor; piyasaları tamamen koruyacak kalıcı çözümler olarak değil. Uzun süreli bir kesinti hâlinde, geçici fiyat sıçramaları ve sert dalgalanmalar kaçınılmaz kabul ediliyor.