Seçimlere az bir zaman kala anketlerin sayısında ciddi bir artış var. Psikologlar, sosyologlar, strateji uzmanları her gün televizyonlarda, gazetelerde siyasi gelişmeleri yorumluyor, tavsiyelerde bulunuyor, kaygılarını dile getiriyorlar. Bu arada partiler de oylarını artırabilmek için daha keskin hamlelere yöneliyorlar.
CHP-BDP ittifakından söz ediliyor. Öyle ya Tayyip Erdoğan`ın mitinginde kepenkleri kapattıran Pkk, Kemal Kılıçdaroğlu`nun mitinginde esnafı buna zorlamıyordu.
Kemal Bey de havaya giriyor ve özerklikten bile söz edebiliyordu.
Eğer seçimlerde yüzde otuzlar yakalanamazsa kemalist refleksle Kılıçdaroğlunu uzun süre o koltukta tutmazlar.
Kasetlerle sarsılan MHP`nin oy oranı tartışılırken gündeme yeni ve çarpıcı haberler düşüyor. Özellikle Deniz Baykal`ın başına gelenlerle ilgili ilginç bir isim konuşuluyor: İnan Kıraç.
İddiaya göre İnan Kıraç, bazı konularda Baykal`ı uyarmış, istediği cevabı alamayınca iki gün sonra Baytok olayı patlak vermiş.
Kıraç, 'Yeni CHP yönetiminde Önder Sav, Onur Öymen ve Mustafa Özyürek yer almasın`` diyor, Baykal bu teklif ya da tehdidi kabul etmiyor.
Kaset olayı gündeme düşüyor ve Doğan grubu haberi kullanıyor.
'Herkes kullandı' diyebilirsiniz; ama Aydın Doğan`ın bir dönem İnan Kıraç yönetimindeki Tofaş otomobillerinin bayii olduğunu hesaba katarsanız sanırım olayın rengi değişir. Üstelik Doğan`ın o dönemde ciddi biçimde desteklenerek zenginleştirildiği ve ilk olarak Milliyet Gazetesini satın aldığı iddiası ortadayken.
Yani Doğan grubu Koç`ların medya ayağını oluşturdu uzun bir zaman.
Kılıçdaroğlu`na CHP Genel Başkanlığını da İnan Kıraç`ın kabul ettirdiği iddia ediliyor. Önder Sav`ın yaptıkları ise tiyatronun dekoru imiş.
Yani CHP`nin hafızası olduğu ileri sürülen Önder Sav, sadece Baykal`ın tasfiyesinde kullanılmış. Hemen ardından hem kendi ekibi hem de Baykalcılar tasfiye edilmiş.
Bu arada Mehmet Haberal`ın da İnan Kıraç`ın kontenjanından listeye girdiği iddiası da yabana atılır cinsten değil.
Baykal yıpranmıştı ve yeni bir yüze ihtiyaç duyuluyordu. Yaşlanmış ekibin değişmesi ve yeni hedefler gerekiyordu.
'Yeni CHP'nin siyaset sahnesine çıkması gerekiyordu çünkü. Kılıçdaroğlu bunun için seçilmişti. Hem Aleviydi hem de Kürd, ama değişime son derece müsait bir isim.
Nitekim toplum mühendislerini utandırmadı Kemal Bey. Önce Türk olduğunu iddia etti. Çünkü CHP`nin başına, Atatürk`ün partisinin başına geçenin etnik kimliği önemliydi.
Aleviliğinin problem edilmesi de gereksizdi. Kemalizme eklemlenmiş bir alevilik anlayışının statükoya hiçbir zararı olmazdı. Dersim Katliamının CHP zihniyeti tarafından yapılmış olamasının önemli olmadığını düşünerek sürekli CHP`ye destek veren bir kültür oluşmuştu çünkü.
Peki kimdir bu İnan Kıraç?
Herkes onu Koç ailesinin damadı (Suna Kıraç`ın kocası)ve Koç Holdingte üst düzey yöneticilik yapmış biri olarak tanıyor. Bunların yanısıra çok sayıda vakıf ve derneğe yöneticilik yaptığı, spor kulüplerini yönettiği iddia ediliyor. Cumhuriyet gazetesinin gizli hissedarı olduğu yolunda söylentiler de var.
İnan Kıraç`ın şu anda Koç Holdingte bir işi yok; ama siyasetten medyaya, spordan kültüre kadar her yere ayar vermeye çalıştığı söyleniyor. Bunları kimin adına yaptığı ise belki de en çok üzerinde durulması gereken konu olarak orta yerde kalıyor.
Olay bir yerden sonra Koç ailesine uzanabilir. Zaten Ergenekon ile ilgili uzun zamandan beridir Rahmi Koç`un isminin telaffuz edildiğini biliyoruz. Onun bir numara olduğu yolunda iddialar da vardı.
MHP ile ilgili kasetlerin arkasında da aynı el çıkarsa şaşırmayın. CHP`nin ekstra ulusalcı oylara ihtiyacı olacak çünkü. Eğer baraj altı görünürse o oylar Ak Parti yerine CHP`ye kayar.
Birileri eskiden olduğu gibi hükümetleri belirlemek istiyor.