Siyasi çekişmelerde muarızlarla ilgili istenmeyen bir karar çıktığında ilk kullanılan sözler hep 'Hukuka saygılı olmalıyız' şeklindedir. Karara muhatap olanlar da genellikle 'Hukuk siyasallaştı' şeklinde açıklama yaparlar.
Bazen bir resmi görevliye yaptığı işin ahlaki ve insani olmadığını izah ettiğinde sana hak veriyor; ama 'Emir kulu' olduğunu, kanuna göre hareket ettiğini söylüyor. Bu en azından göreceli olarak dürüst bir tutumdur. Ama bazıları 'Hukuk böyle' dediğinde işin rengi değişir.
Hukuk ve ahlak esastır, fıtridir; ama kanunlar sonradan yapılır ve insanın heva ve hevesinin ürünü de olabilir. Kimi kanunlar hukuk ve ahlak katliamına da sebep olabilir.
Örneğin faiz ve içki kanunlara göre serbesttir; ama hukuk ve ahlaka aykırıdır. İnsanın sömürülmesine, alçaltılmasına, değersizleştirilmesine sebep olan her şey hukuk ve ahlaka aykırıdır.
Hukuk ve ahlak bireysel, toplumsal ya da ulusal munfaatler için gözardı edilemez. Bunu, devleti, ırkı ya da semayeyi önceleyenler göz ardı edebilir. Onların kutsalları farklı olduğu için ilkeleri de değişkendir.
Bu girişi iki örnek ile açmak istiyorum:
Mavi Marmara gemisine yapılan baskın ve siyonistlerin gerçekleştirdiği katliamla ilgili olarak BM`nin hazırladığı rapordan dünya kamuoyu haberdar oldu.
Rapora göre, Gazze ablukası meşrudur; ama israil saldırıdan dolayı 'üzgün' olduğunu söylerse ve tazminat öderse yeterli olacakmış.
Garabete bakar mısınız?
İsrail bir işgal gücüdür ve durum ne insani, ne ahlaki ne de kanunidir.
İsrail karasuları 12 mil iken, siyonist askerler 67 mil`de operasyon yapmışlar ve silahsız insanlara karşı silah kullanmışlar
Gemilerdeki herkesi kelepçeleyip tutuklamışlar ve israilde sorgulamışlar. Yani resmen korsanlık!
Fotoğraf makinelerini, cep telefonu, bilgisayar ve kameraları tahrip etmişler.
Şimdi koca koca adamlar tüm bu manzaraya bakıp siyonistin yaptığının hukuka, ahlaka ve uluslar arası kanunlara aykırı olduğunu bilmiyorlar mı?
Biliyorlarsa bu kararın anlamı nedir?
Bu kurul şunu mu demek istiyor?
Tüm dünya israil ve Amerika`ya teslim olmuştur, bundan böyle hukuk, ahlak ve kanun israil ile Amerika`nın yaptığıdır, kanunları sadece Amerika ve israil çiğneyebilir.
Bu şimdiye kadar böyleydi, bundan sonra da böyle olacak.
Söylenmek istenen bundan başka bir şey değildir.
İsrail`de ve bazı batı ülkelerinde siyonist yönetime getirilen eleştirilerin nedeni de ahlaki ve hukuki kaygılardan değildir. Siyonistlerin ahmakça hareket ettiğini söyleyen bu çevrelere göre yönetimin bu tavrından dolayı israil halkı ekonomik olarak kayıplara uğrayacak. Yönetimi eleştirenlerin hemen hemen tümü Gazze ambargosunu haklı bulduğunu belirttikten sonra bunları söylüyor. Yani aslında tek kaygıları para kaybetmek.
Hukukla ahlakla bir alakaları yok.
Bir de önümüzde İhya Der tutuklamaları var.
İhya Der, ahlaki ve hukuki işler yaptı. Hakları çiğnenen mazlumlar için eylemler yaptı ve insanları 'Ahlakı Kur`an' olan Peygamberin yoluna çağırdı.
Garip bir operasyon söz konusu oldu. Hukuksuz ve ahlaksız bir eylem kanuna uygun hale getirilerek İhya Der gönüllüleri suçlandı.
Mahkemede hukuk yoktu; ama evrilmiş, iğdiş edilmiş, kullanılmaya müsait hale getirilmiş kanunlar vardı.
Savunma hukuktan söz etti; ama mahkeme kanun maddeleri sayarak ahlak ve hukuku savunanlara ceza verdi.
Dosya temyize gitti.
Temyiz, ayırt edecek, doğruyu yanlıştan ayıracaktı.
Ama bunu yapmadı.
Böylece hukuk ve ahlak bitti.
Geriye iğdiş edilmiş kanunlar kaldı.
Şimdi ne mi olacak? Burada ne olacağı artık önemli değil. Çünkü dosyalar en üst mahkemeye çoktan intikal etti.
Hukuk ve ahlak için çabalayan ve bedeller ödeyenlere selam olsun.