HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, Rehber TV ekranlarında katıldığı programda Suriye'deki son gelişmeler, bölgeye yönelik insani yardımlar ve okullarda devam eden seçmeli ana dil dersi tercih süreçlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Ramanlı, Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelerin emperyalist güçlerin gölgesinde şekillendiğine dikkat çekerken, Kürt halkının haklarının örgütlerin inisiyatifine bırakılmaması gerektiğinin altını çizdi.
“ABD'nin gücüne güvenerek hareket eden SDG veya YPG gibi yapıların kazanma şansı yok”
Suriye'deki mevcut durumu ve emperyalist güçlerin bölgedeki etkisini bir metaforla özetleyen Ramanlı, "Özetleyecek olursak aslında emperyalizmin trenine binip sosyalizm durağında inmeyi hayal edenler vardı. Bugün ya emperyalizmin önerdiği durağa razı olacaklar ya da trenden atılacaklar. İşin özeti bu. Bölgemizde hiçbir örgütün sadece kendi gücüne dayanarak olayları yüzde yüz dönüştürme imkânı yoktur. ABD'nin binlerce kilometre öteden gelip Suriye'de belirleyici bir güç olduğunu kabul ediyoruz. Ancak son 10 yılda sadece ABD'nin gücüne güvenerek hareket eden SDG veya YPG gibi yapıların, uluslararası meşruiyeti olan bir devlet nizamına karşı kazanma şansı yoktur." ifadelerini kullandı.
ABD'nin Afganistan örneğinde olduğu gibi bölgede kalıcı olmadığını hatırlatan Ramanlı, "Devşirdiği gücü kendi coğrafyasındaki halklara düşmanlık için kullananlar, günün sonunda yalnız kalmaya ve kaybetmeye mahkûmdur." değerlendirmesinde bulundu.
“Biz mazlum halkımızın huzur, refah ve kimlik arayışının yanındayız”
Türkiye kamuoyunda bazı kesimlerin Kürt halkı ile örgütleri bir tutan ırkçı yaklaşımlar sergilediğine dikkat çeken Ramanlı, bu tutumun tehlikeli olduğunu vurguladı. Halklar ve örgütlerin birbirinden ayrı tutulması gerektiğini belirten Ramanlı, şunları kaydetti: "Biz elbette ne Suriye'de ne de başka bir yerde Kürtleri YPG'nin ateşinde yakacak değiliz. Kürtleri SDG'nin günahları yüzünden suçlayacak veya yalnız bırakacak değiliz. Halk ayrıdır, örgütler ayrıdır. Sanki bütün Kürtler YPG’liymiş gibi bir algı oluşturan faşist yaklaşımlar son derece tehlikelidir. Örgütler gelip geçicidir, asıl olan halkların kardeşliğidir. Biz mazlum halkımızın huzur, refah ve kimlik arayışının yanındayız ama bu, Kürtleri SDG parantezine sıkıştırmak şeklinde olmayacaktır."
“YPG kaybederken Kürtlerin kaybetmeyeceği bir zemin hâlâ mümkündür”
Suriye'de devam eden müzakere süreçlerine de değinen Ramanlı, silahların susması ve siyasi çözümün öncelenmesi gerektiğini ifade etti. Şam yönetiminin son dönemde Kürtlere yönelik olumlu sinyaller verdiğini belirten Ramanlı, "YPG, 'devrim' adı altında insanlara boş hayaller kurdurdu ve hayal kırıklığına uğrattı. YPG yaptığı yanlışların bedelini ödeyecektir ancak YPG kaybederken Kürtlerin kaybetmeyeceği bir zemin hâlâ mümkündür. Şam yönetiminin Kürtlerin devletin kurucu unsuru olduğu ve Kürtçenin ulusal dil olduğu yönündeki beyanatları, anayasal bir zemine oturursa Kürtler geleceğin inşasında güçlendiren bir unsur haline gelebilir." değerlendirmesinde bulundu.
“Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Barzani Vakfı'nın çalışmaları da çok kıymetli”
Bölgedeki çatışmaların neden olduğu insani krizin hafifletilmesi noktasında Türkiye'den giden yardımların önemine değinen Ramanlı, yardım kuruluşlarına teşekkür etti. Ramanlı, "Başta Yetimler Vakfı ve Umut Kervanı olmak üzere, İHH, Kızılay ve AFAD'ın çabalarını takdirle karşılıyorum. Ayrıca Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Barzani Vakfı'nın çalışmaları da çok kıymetlidir. Siyasi pozisyonlar ne olursa olsun, önemli olan insanlığımızı kaybetmemektir." dedi.
"Hedefimiz 100 bin öğrencinin ana dil dersini seçmesi"
Konuşmasının son bölümünde okullarda devam eden seçmeli ders sürecine değinen Ramanlı, velilere çağrıda bulundu.
HÜDA PAR olarak üç yıldır bu konuda kampanya yürüttüklerini belirten Ramanlı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Devlet eliyle çocuklarımıza ana dillerini öğretme imkânına sahibiz. Bu imkân yetersiz olsa da bir adımdır. Kürtler için Kurmancî, Zazalar için Zazakî derslerinin seçilmesi konusunda farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Bu hafta sonu Diyarbakır, Bingöl, Şırnak ve Mardin'de paneller düzenleyeceğiz. Geçen sene 60 bin olan sayıyı inşallah bu sene 100 binin üzerine çıkaracağız. Bu siyasi bir mesele değil, kanuni ve insani bir haktır. Millî Eğitim Bakanının da Meclis’te yaptığı bir konuşma var. ‘Tercihler artırılırsa elbette ki biz bu talebe duyarsız kalmayacağız ve Kürtçe öğretmenlerin atama sorusunda daha fazla imkanları zorlayacağız’ demişti. İşte biz de tam olarak halk talebini yükselterek bu süreci daha da hızlandırmak istiyoruz. Ama eğer halkımız tercih etmezse öğretmen atamaları da olmayacak. Öğretmen atamaları olmayınca da bu dersleri alabilecek öğrenci sayısı elbette ki artmayacaktır."