Şırnak Ticaret ve Sanayi Odası konferans salonunda gerçekleştirilen programda konuşan panelistler, Kürtçe dilinin önemini, eğitimdeki rolünü, dilin inkârının getirdiği sorunlara ve kuşaklar arasındaki iletişime dikkat çekti.
Moderatörlüğünü Nurettin Tatar'ın yaptığı panelde HÜDA PAR Milletvekili Şahzade Demir "Ana Dilde Eğitimin Bütünleştirici Rolü", Prof. Dr. Nurullah Agitoğlu "Kuşaklar Arası Yabancılaşmada Dil Faktörü", Yahya Külter "Kimlik İnşasında Dilin Rolü" başlıklı sunum yaptı.
Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın açılış konuşmasını HÜDA PAR Merkez İstişare Kurulu üyesi Nasuh Sevinik yaptı. Açılış konuşmasının ardından panelistler sunumlarını gerçekleştirdi.
HÜDA PAR Genel Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, yaptığı sunumda ana dil hakkını savunurken siyasi veya etnik menfaat gütmediklerini söyledi.
"Hiçbir beşeri kanun ve ideoloji bir adalet tesis edememişlerdir"
Demir, "Bu davanın meşruiyeti, hukuki ya da bazı devletlerin söylemi ile değildir; bizim davamızın meşruiyeti Allah’tan gelmektedir. Bundan dolayı kimsenin bu hakka el uzatmasına hakkı yoktur. Bizler biliyoruz ki Batı ve Avrupa zenginliğini ve kültürünü bizlerden elde etmiştir. Sefaletini, mezhepçiliğini ise bizim içimize yerleştirmiştir." dedi.
"Siyasetimizin bir sebebi de Kürtlerin hak ve hukukunun temin edilmesidir"
Dilin, parçalanma ve bölünmenin sebebi olmadığını vurgulayan HÜDA PAR Milletvekili Demir, şöyle devam etti: "Cumhuriyetten önce medreselerde herkes kendi dili ile eğitim görüyordu. 600 yıllık Osmanlı döneminde bu tür şeyler parçalanmaya ve bölünmeye sebebiyet vermiyordu, tam tersi kuvvet ve güce faydası vardı. Bugün ise bazı kesimler bu tür şeyleri parçalanma ve bölünmeyi o hakları vermemek için bahane ediyorlar. Bizleri takip edenler bilirler ki bizim siyasetimizin bir sebebi de Kürtlerin hak ve hukuklarının temin edilmesidir. Bizler Arap, Fars, Türk ve Kürt eskisi gibi bir olmayana kadar ve aramızda İslam'ı hâkim kılmayana kadar bu içimize yerleştirmiş oldukları hastalıktan kurtulamayız. Memleketimizde ırkçılık üzerine gerçekleştirilen siyasetlerden dolayı bugüne kadar kimse bu haklardan bahsedemedi. Bu baskı ve korkudan dolayı kimse ağzını açamadı. Bizler de bu hakları onlara anlatamadığımız müddetçe bu hakların elde edilmesinin önünü açamayız. Allah’ın vermiş olduğu bu haklar masum ve temiz olan şeylerdir. Bunlar parçalanma ve bölünmenin sebebi değillerdir, bunlar kardeşliğin sebebidir. İşte bizim bunları onlara tam manasıyla anlatmamız lazım."
"Bu halk kendi ana diliyle eğitim alırsa kardeşliğimiz daha da sağlamlaşır"
Demir, "Bizler ana dilimizi talep ettiğimizde, ya da kendi hak ve hukukumuzu talep ettiğimizde birliğimiz mi dağılıyor, ya da parçalanıyor muyuz? Hayır. Bizler buna inanıyoruz; eğer bu meselenin önündeki engeller kalkarsa, bu halk kendi ana diliyle eğitim alırsa, konuşursa ve yazarsa inanın kardeşliğimiz daha da sağlamlaşır. Eğer bunlar olursa emin olun bu halk daha fazla devletine sahip çıkar. Arap olan bu memlekette kendini görürse, Kürt kendini görürse, Türk kendini görürse hepsi bu memlekete sahip çıkar, çünkü bu memleketi kendisinden görür. Bunlar önceden tecrübe edilmiş şeylerdir." diye konuştu.
“Dil unutulursa örf unutulur, tarih unutulur, kültür unutulur, toplumun adetleri unutulur”
Kuşaklar arası iletişimin en önemli aracının dil olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nurullah Agitoğlu, bu yüzden ana dilin çok önemli olduğunu söyledi. Agitoğlu, "Eğer ana dil olmazsa toplumun fonksiyonu bozulur, ailenin fonksiyonu bozulur. Aile her şeyin temelidir. Birçok ihtiyarımız artık torunlarıyla iletişim kuramıyor. Nine Kürtçe konuşuyor, torunu ya anlamıyor ya da çok az anlıyor. Bu büyük bir sorundur. Önümüzdeki 10–20 yıl içinde büyük bir asimilasyon tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız. Dil unutulursa örf unutulur, tarih unutulur, kültür unutulur, toplumun adetleri unutulur. En önemlisi, dil unutulursa din de unutulur." şeklinde konuştu.
"Ana dilimizi konuşalım, toplumda konuşulmasını teşvik edelim"
"Dil, kültürün hizmetkârıdır, bir medeniyetin harcıdır; toplumun birleştirici yapısıdır ve aile içindeki iletişimi güçlendirir." diyen Agitoğlu, şöyle devam etti: "Bediüzzaman Said Nursî’nin Medresetü’z-Zehra projesi vardı. Arapça, Türkçe ve Kürtçe dillerinin birlikte okutulduğu bir medrese hayal ediyordu. 'Arapça vaciptir; çünkü dinimizin dilidir. Türkçe lazımdır; çünkü bölgenin ortak dili olarak görüyordu. Kürtçe ise caizdir' diyordu. Üçü de Allah’ın dilidir."
"Bir millet ile dili asla birbirinden ayıramazsın"
"Toplum kimliğinin oluşmasında dilin önemi” üzerine bir konuşma gerçekleştiren Yahya Külter, "kültür" ve "tarih" kavramlarına dikkat çekerek, "Tarih ve kültür, bir milletin kimliği olur. Toplumda farklı kimlikler vardır. Bizler sadece tek bir yemeği yediğimiz vakit sağlık sorunları ortaya çıkar. Bundan dolayı farklı yiyecek ve içecekler tüketmeliyiz ki sağlığımız yerinde olsun. Allah ayetinde şöyle buyuruyor: 'Allah isteseydi sizi tek bir ümmet kılardı.' İşte bu, bizim fıtratımızda kabul gören bir şey değildir. Sosyolojide dil ve toplum birbirinden ayrılamaz. Yani bir millet ile dili asla birbirinden ayıramazsın." diye konuştu.
“Ana dilimiz bizim tarihimizdir, kültürümüzdür ve kimliğimizdir”
Yeryüzünde yaklaşık 7 bin dilin olduğunu, her 15 günde bir dil yok olduğunu ve bir daha o dili konuşan kimsenin kalmadığını aktaran Külter şunları ifade etti: "Yeryüzünde yaklaşık 2.500 dil hâlâ insanlar tarafından konuşuluyor. Bir dilin yok olmaması, devam etmesi için hayatın içinde kullanılması ve konuşulması gerekir. Yani insan evde, okulda, iş yerinde, dışarıda o dili konuşmalıdır. Kültür, kimlik, örf ve adet dile bağlıdır." dedi ve şöyle örnekler verdi: "Cengiz Han 16 yıl içinde çok geniş toprakları ele geçirdi. Ama Cengiz Han’ın tohumu bu topraklarda kalmadı. Çünkü Cengiz Han’ın çocukları gittikleri yerlerde kendi dilleriyle konuşmadılar, o bölgenin diliyle konuştular ve bu süreçte asimile olup kayboldular. İslam tarihinde Endülüs dönemine baktığımızda, Avrupa’da binlerce kitabın bulunduğu kütüphaneler kurulduğunu görüyoruz. Ama bugüne baktığımızda orada Müslümanlara ait neredeyse hiçbir şey kalmamıştır. Bunun elbette siyasi sebepleri vardır ama konumuzla ilgili olan sebep şudur: Birkaç nesil sonra kendi dilleriyle konuşan kimse kalmamıştır. İlk nesiller Arapça konuştu, ancak sonraki nesiller İspanyolca konuşmaya başladı ve onlara ait bir şey kalmadı.
İşte bundan dolayı mecburuz ki ana dilimizi her yerde kullanalım. Senin dünyan, ana dilini bildiğin kadardır. Eğer ana dilinde 2000 kelimen varsa, 2000 fikir üretebilirsin. Yani bizim ana dilimiz bizim tarihimizdir, kültürümüzdür ve kimliğimizdir."