HÜDA PAR, siyonist işgal rejiminin Mescid-i Aksa ve El-Halil’deki İbrahim Camii’ni ibadete kapatma kararına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada söz konusu adımın Filistin halkına ve İslam ümmetine yönelik sistematik saldırının yeni bir aşaması olduğu vurgulandı.
Parti açıklamasında, Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının Müslümanların inancına, kutsallarına ve Kudüs’ün tarihi statüsüne yönelik açık bir savaş ilanı olduğu ifade edildi. Kararın aynı zamanda Müslümanların ibadet özgürlüğünü hedef alan bilinçli bir provokasyon olduğu belirtildi.
HÜDA PAR, siyonist yönetimin Kudüs’teki hukuki ve dini statükoyu fiilen değiştirmeye çalıştığını savunarak, İslam dünyasının büyük bölümünün yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmesinin işgali daha da cesaretlendirdiğini kaydetti. Özellikle Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin bağlı olduğu Ürdün başta olmak üzere İslam ülkelerinin daha güçlü adımlar atması gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, tepkisizliğin devam etmesi halinde Mescid-i Aksa’nın kapatılmasıyla sınırlı kalmayacak daha ağır sonuçların ortaya çıkabileceği ifade edilerek, siyonist hareketin uzun süredir gündeme getirdiği “Üçüncü Tapınak” projesinin göz ardı edilmemesi gerektiği dile getirildi.
HÜDA PAR ayrıca siyonist rejimin tarihinin en zayıf dönemlerinden birini yaşadığını ve bu süreçte gerçekleştirdiği saldırı ve provokasyonların bölgeyi daha büyük bir çatışmaya sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Açıklamada son olarak, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın yalnızca Filistinlilerin değil tüm İslam ümmetinin emaneti olduğu belirtilerek İslam ülkelerinin yalnızca kınama mesajlarıyla yetinmemesi, Kudüs ve Filistin halkının korunması için somut ve caydırıcı adımlar atması gerektiği ifade edildi.
Parti tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi;
Siyonist işgal rejiminin Mescid-i Aksa ve El-Halil’de bulunan İbrahim Camii’ni ibadete kapatma kararı, Filistin halkına ve İslam ümmetine karşı yürütülen sistematik saldırının yeni bir aşamasıdır. Söz konusu adım Müslümanların inancına, kutsallarına ve Kudüs’ün tarihi statüsüne yönelik açık bir savaş ilanıdır ve Müslümanların ibadet özgürlüğünü hedef alan bilinçli bir provokasyondur.
Siyonist rejim, Kudüs’teki hukuki ve dini statükoyu fiilen değiştirmeye çalışmaktadır. Buna rağmen başta Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin bağlı olduğu Ürdün olmak üzere İslam dünyasının büyük kısmının yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmesi, işgalin cesaretini artırmaktadır.
Eğer bu tepkisizlik ve edilgen tutum devam ederse, Mescid-i Aksa’nın kapatılmasıyla sınırlı kalmayacak daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalınacaktır. Siyonist hareketin yıllardır dillendirdiği “Üçüncü Tapınak” projesinin yalnızca bir hayal olarak kalmayacağı gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Bugün siyonist rejim tarihinin en zayıf dönemlerinden birini yaşamaktadır. Birden fazla cephede baskı altındayken işlediği saldırılar ve provokasyonlar, bölgeyi daha büyük bir çatışmaya sürükleme riskini taşımaktadır. Bu nedenle İslam ülkeleri yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmemeli; Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın ve Filistin halkının korunması için somut ve caydırıcı adımlar atmalıdır.
Kudüs ve Mescid-i Aksa yalnızca Filistinlilerin değil bütün İslam ümmetinin emanetidir. Kutsalların hedef alındığı bu saldırılar karşısında suskun kalmak, işgal politikalarına dolaylı destek anlamına gelir. İslam dünyası artık sözle değil, etkili siyasi ve askeri adımlarla bu saldırılara karşı durmak zorundadır.