HER BAHAR, BİR DİRİLİŞTİR ! GELİN BU BAHAR DİRİLİŞİMİZ OLSUN !

Abone Ol

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin." (Ahzâb, 33/56

Mübarek bir aydan çıkıp, kutlu bir mevsime bizleri kavuşturan Rabbimize sonsuz Hamd’u senalar olsun!

Evet, yine bir bahar mevsimi, yine ölü toprakların baharın gelişiyle dirilişe kavuştuğu kutlu bir mevsim...

Yeryüzünü baharın gelişiyle yeşerten Rabbim, kurumuş gönüllerimizi de, Resulünün (sav) gelişiyle yeniden dirilişe kavuşturdu.

Bu nedenle bahar demek diriliş demektir.

Kışın o sert ayazında kurumuş gönüllerimizin, Resulün (sav) aşkıyla yeniden dirilmenin adıdır.

Hakeza, bizler baharda iki baharı yaşıyoruz.

Bir bahar ki, kurumuş ruyi zemini yeşertmek için gelir, hayvanat ve cemadata hayat verir.

Bir bahar ki, kurumuş gönüller için gelir.

Öyle bir bahar ki, gönüllerimizde kurumuş merhameti, şefkati, vicdanı, imanı vahyin nuruyla yeniden diriltir.

Oysa uzun zaman önce taa ‘Qalu Bela’da iken iman etmiştik, fakat bu iman satırdan sadıra, sözden öze inmemişti maatteessüf...

Allah ve Resulüne olan sevgimizi dillerde çok haykırdık, şiirler, naatlar makaleler yazdık belki, fakat biz çok kez onun aziz davasını anlayamadık.

Oysa gerçek sevgi fedakarlık isterdi Hz. Meryem misali adanmışlık, İbrahim’ce teslimiyet, Muhammedi (sav )bir fedakarlık isterdi.

İşte yine kutlu bir mevsimin eşiğindeyiz, dillerde salavatlar tekbirler, göklerde melekler bu güzel nağmeleri dinler.

Gelin Allah ve meleklerin kendisine salât ve selâm getirdiği bu Güzel Resülün davasını, hayatını, bir kez daha derinden inceleyip, irdeleyelim, böylece kendi hayatımızdaki açıklarımızı, eksiklerimizi tespit edip, henüz zamanımız varken, çok kan kaybetmeden hemen müdahale edip, kendimizi tedavi edelim.

Modern dünyanın rüzgarına kapılan hayatlarımızı, Resulullah (sav) in, hayatına benzetelim.

Belki çoğumuz biz zaten onun izindeyiz diyebilir, fakat bunu söylerken çok da samimi değiliz, zira bizler ona hakkıyla benzeyemedik, sünnetine ittiba edemedik.

Zira her bahar bir dirilişin, bir yeniliğin, bir başka güzelliğin müjdesidir.

Gelin bu bahar, bizim baharımız olsun.

Kalbimizde paslanan imanlarımızı Tevhid nuru ile yeniden cilalayalım.

Sırtımızda yük olan dünya ve dünyalıklardan kurtulup, Allah ve Resulünün derdiyle dertlenelim. Allah ve Resulünün dilimizdeki aşkını, yüreklerimize ve hayatlarımıza nakş edelim.

Çok çabuk kırılan, fakat asla affetmeyen o gaddar kalplerimizi, Alemlere Rahmet olarak gönderilen Şefkat Peygamberinin merhametinden bir nebze alalım.

Amelleri “ateşin odunu yediği gibi”

Yiyip bitiren, kin ve hasetten, ateşten sakınır gibi sakınalım.

Dilimize adeta pelesenk olan, sinsice her gün bizi ve amellerimizi eritip bitiren, Gıybet illetinden şiddetle kaçınalım.

“Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız, iman etmedikçe cennete giremezsiniz”

İhtarını bir kez daha hatırlayıp, İman meselesi olan kardeşlik duygularımızı pekiştirelim.

Yani kısaca gelin bu bahar kendimizi güncelleyelim.

Unutturulduğumuz bir çok salih ve sadık amellerimizi yeniden güncelleyelim.

“Zira her yeni eskir, her doğan ölür,

Her çok azalır.”

Öyleyse gelin bu bahar, bizler de azlarımızı çoğaltarak yeniden dirilelim !

Mesela,

Az şükrediyor, az sabrediyor, az ibadet ediyorsak...

az tebliğ yapıyor, az ilim alıyor, az kitap okuyor, az Kur’an okuyorsak

Bunları acilen çoğaltmamız elzemdir.

Rabbim böyle salih güzel az amellerimizi bereketlendirip, çoğaltsın inşallah!

Selam ve dua ile