Hamas Hareketi Uluslararası İlişkiler Ofisi Başkanı Musa Ebu Merzuk, “el Cedid”e verdiği röportajda, hareket içinde şu anda yaşanan sürecin taban düzeyinde kapsamlı bir iç seçim olmadığını, aksine liderlik kademelerindeki boşlukları doldurmayı amaçlayan istişari bir süreç olduğunu söyledi.
Ebu Merzuk, doldurulması hedeflenen makamlar arasında Hamas Hareketi Başkanlığı’nın da bulunduğunu belirtti. Şu anda hareket başkanlığı için öne çıkan iki ismin Halid Meşal ve Halil el-Hayye olduğunu ifade etti.
Hareket başkanının belirlenme sürecinin sona yaklaşmakta olduğunu kaydeden Ebu Merzuk, işlemin Mayıs ayı içerisinde tamamlanmasının beklendiğini söyledi.
Ebu Merzuk, soykırımcı israil ve ABD’nin imzaladıkları anlaşmalara bağlı kalmadığını vurgulayarak, “Bu bizim için sürpriz olmadı. Şarm eş-Şeyh Anlaşması’na uyulmaması da buna dahil” dedi. Hamas’ın, ortaya atılan öneri ve gelişmelere karşı ortak bir Filistin tutumu oluşturmak amacıyla tüm Filistinli gruplarla sürekli temas halinde olduğunu belirtti.
Hamas’ın ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu söyleyen Ebu Merzuk, hareketin birinci aşamadaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Bütün canlı askerleri teslim ettik. Ayrıca israilli esirlerin cenazelerini de verdik. israil tüm esirlerinin geri döneceğini beklemiyordu.”
Hamas Uluslararası İlişkiler Ofisi Başkanı, müzakere yapısında geçmişten farklı temeller üzerine kurulu bir değişim yaşandığını belirterek, görüşmeleri BM eski temsilcilerinden Nikolay Mladenov’un yürüttüğünü ve kendisini “barış çabalarının temsilcisi” olarak sunduğunu söyledi. Ancak ortaya konulan fikirlerin imzalanan anlaşmaları tersine çevirdiğini ve büyük ölçüde israilin taleplerini dikkate aldığını ifade etti.
Hamaslı yetkili şöyle devam etti:
“Müzakereler tek tarafın çıkarına hizmet ediyor. Burada söz konusu taraf, halkımıza karşı soykırım işleyen, nükleer silaha ve büyük bir askeri güce sahip olan suçlu taraftır. Halkımızdan güvenlik görevlilerinin şahsi tabancalarına kadar teslim edilmesini istiyorlar. Bunun sonucu ise işgalin çıkarına olacak büyük bir kaos olur.”
Ebu Merzuk, kendilerine sunulan fikirlerin sanki soykırımcı israil Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinde hazırlanmış gibi göründüğünü söyledi. Bu önerilerin, Şarm eş-Şeyh Anlaşması’nı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın planını dahi aştığını belirterek, “Filistin tarafına temel meselelerde kesin yükümlülükler dayatılırken, düşman tarafının yükümlülükleri konusunda yalnızca talepler veya boş vaatler sunuluyor” dedi.
Yaşananların adil ya da profesyonel esaslara dayanan müzakereler olarak tanımlanamayacağını vurgulayan Ebu Merzuk, bunun israil dayatmalarını yeni bir formatla kabul ettirme girişimi olduğunu söyledi. Müzakere sürecinin Filistin halkının tüm haklarını koruyacak şekilde düzeltilmesi gerektiğini ifade eden Hamaslı yetkili, israil tüm yükümlülüklerini yerine getirmeden silah konusunun gündeme getirilmesinin gerçekte savaşın devamı anlamına geldiğini kaydetti.
Ebu Merzuk’a göre “silah”, Filistin halkına yönelik savaşın sona ermesi, insanların onurlu bir yaşam sürmesi ve başta Filistin devletinin kurulması olmak üzere siyasi hakların elde edilmesiyle bağlantılıdır.
Ayrıca arabuluculara ve “adil devletlere” çağrıda bulunan Ebu Merzuk, israile ikinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için baskı yapılması gerektiğini söyledi. Gazze Şeridi’ne idari komitenin girişine izin verilmesinin önemine değinerek, Hamas’ın Filistin halkının acılarını hafifletme konusunda hassas olduğunu vurguladı.
israilin anlaşmayı her gün ihlal ettiğini belirten Ebu Merzuk, yüzlerce belgelendirilmiş ihlal kaydedildiğini söyledi. Sadece Nisan ayında bu ihlaller sonucu 110’dan fazla Filistinlinin şehit olduğunu ifade etti. Ayrıca Gazze’ye yönelik sıkı kısıtlamaların sürdüğünü; yardımların yeterli şekilde girişinin engellendiğini, altyapı ve hastanelerin onarımına izin verilmediğini ve insani geçiş mekanizmasına uygun biçimde sınır kapılarının açılmadığını dile getirdi.
Ebu Merzuk şöyle devam etti:
“israil anlaşmaya bağlı kalmadı ve savaşa dönme tehdidini Gazze halkına karşı baskı ve şantaj aracı olarak kullanıyor. Aynı zamanda Gazze halkını müzakereler yoluyla yok etme projesini geçirmeye çalışıyor. Bu nedenle arabulucu tarafların, üzerinde anlaşmaya varılan maddelerin uygulanması için israili zorlaması yönünde doğrudan sorumluluğu vardır. Özellikle de Hamas ve direniş grupları tüm yükümlülüklerini arabulucuların da tanıklığıyla yerine getirmişken.”
Hamaslı yetkili, israilin Gazze’ye yönelik siyasi ve askeri söylemini tırmandırdığını, bunun sahada “küstahtan öte” bir tutumla birleşerek Gazze içinde kontrol alanlarını genişletmeye ve çadırlardaki sivilleri hedef almaya yöneldiğini ifade etti.
Sözlerini şöyle tamamladı:
“Hedefimiz halkımızı korumak, sivillerin hayatını muhafaza etmek ve onların güvenli, istikrarlı şartlarda yaşayabilmesini sağlamaktır. israilin bu aşamada savaşa geri döneceğini düşünmüyoruz. Çıkardığı gürültü ve tehditler daha çok müzakere baskısı çerçevesindedir.”





