Hadislerle Mü’minin Hayat Pratiği

Abone Ol

Yükseltmek ve indirtmedeki sünnetullahı anlamaya çalışacağız.

عن أنس رضي الله عنه قال :كانت ناقة رسول الله صلى الله عليه وسلم العضباء لا تسبق، أو لا تكاد تسبق، فجاء أعرابي علي قعود له، فسبقها، فشق ذلك علي المسلمين حتي عرفه، فقال : حق علي الله أن لا يرتفع شيء من الدنيا إلا وضعه.

267. Hadis: Enes (ra) Şöyle demiştir: Allah Rasulü (sav)’in devesi "adba" hiçbir yarışı kaybetmezdi. Bir gün bir bedevi üzerine geldi ve onu geçti. Bu durum Müslümanlara ağır geldi. Peygamber (sav) onların halini fark edip şöyle cevap verdi:

"Dünyada yükselen her şeyi aşağı indirmek sünnetullahtandır."

Bu hadisi şerifi, siyasal ve sosyal olaylara ışık tutmada manidar görüyorum. Meselenin muhataplarından birinin bizzat Resulullah’ın kendisi olması da konuya apayrı bir değer katmıştır. Meseleyi bir deve ve onun yarışı gibi sathi, basit ve aktüel gibi dar bir kalıpta değerlendirmeyi yeterli görmem. Çünkü, Resulullah’ın tüm insanlığa (A’raf/58) gönderilmiş bir devlet başkanıdır. Demem o ki peygamberin peygamberliği, Müslümanlara, devlet ve toplumsal yönetimde bütün insanlığa örnek ve tüm aleme de rahmet (Enbiya/107) olarak gönderilmiştir. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim; Gayr-i Müslimler peygamberimizin peygamberliğini inkar, toplumsal yönetimini alaylı sözlerle karalayarak O’nu insanların gözünde düşürmek istemişlerdir. Günümüz bazı Müslümanlar da O’nun peygamberliğini salt manada ruhaniyet üzerinden okumaktadırlar. Halbuki Kur’an-ı Kerim’in peygamberimizi örnek gösterdiği yerlerde, ayetlerin siyak-sibakına baktığımızda muamelat konuları arasında zikretmiştir. İşte, Kur’an ve Sünnet, zaman zaman çok geniş bir yelpazede konuyu ele alır. Yani, sadece insanlarla da sınırlı bırakmayıp afakta ve enfüste bulunan tüm varlıklara rahmet (Enbiya/107) olarak gönderildiğini net ve sarihen ortaya koymuştur.

İlk bakışta bir deve yarışı olarak gördüğümüz bu olayı, Resul-i Ekrem (sav) genel ilahi yasa olan evrensel bir boyutta değerlendirmiştir. İnsanın ve insanlığın da dışına taşıyarak Yüce Allah’ın tüm eşya üzerindeki sünnetullahı olarak izah etmiştir.

Yüce Allah (Ali İmran/140) sadece düşüş ve yükselişin de içinde olduğu genel bir ifadeyi emrederek, kimsenin sürekli aynı trentte kalamayacağını buyuruyor. Bunun aynı noktada olan peygamberin devesi de olsa, işlenecek bağlayıcı ve değişmesi ve değiştirilmesi mümkün olmayan mümtaz bir ilahi yasa olduğunu buyurmuştur.

Bu bağlamda günümüz pratiğine baktığımızda, son söyleyeceğimizi önce söyleyerek, ABD ve beraberindeki emperyalistler Aksa Tufan’ından sonra enfüsi bir çöküşe geçmiştir. Bunun farkına varan Bill Clinton ve Obama Amerikan halkını sokağa davet ettiler. Bu ABD tarihinde görülmemiş bir şeydir. Buna karşı Donalt Trump buna büyük bir ahlaksızlık dedi. Onun bu ahlaksız yaftalaması şimdilik tuttu gibi duruyor. Trump, İran muhaliflerini sokağa davet etti. Bununla ABD’yi, İran düşmanlığı üzerinden susturdu. Bununla bana göre vaziyeti geçici bir şekilde, bir pansumanla kapatmak istedi.

Bu bağlamda hadisimize baktığımızda, “...Hiçbir şey sürekli üstte kalamaz…” denilerek tüm eşya üzerinde var olan bu ilahi yasaya bakıp ABD’nin çöküşü başlamıştır. Bu çöküş batı insanının ruhunda ve zihin dünyasında tam tamına nakşedilmiştir. Belki bunun en önemli sacayağı İslam ülkelerindeki mazlum ve mağdurların zihin dünyasında da batının insancıl olduğu düşüncesi de olumlu bir şekilde yok oldu. İslami düşünceye sahip mağdurlar bunu dillendiriyorlardı. Ama sol ve seküler Kürtler buna şiddetle karşı çıkıyorlardı. Son Suriye olaylarında onların da kısmen bunu gördüklerini düşünüyorum. Batı uygarlığı çökmüştür. Bunda Aksa Tufanı’nın başat rol oynadığı bir hakikattir.