• DOLAR 18.067
  • EURO 18.252
  • ALTIN 1019.02
  • ...
Tifo hastalığından korunmanın yolları
Google News'te Doğruhaber'e abone olun.  Haberin Videosunu İzlemek İçin Tıklayınız

Genelde kümes hayvanları, kirli su ve o suyla yıkanmış gıdalardan bulaşan Tifo hastalığı günümüzde çok fazla görünmese bile dikkat edilmesi gereken en eski enfeksiyon hastalıklarından biri olarak görülüyor.

İlkbahar ve yaz aylarında genellikle mide-bağırsak sistemi üzerinden bulaşan Tifo hastalığının en bariz göstergesi yüksek ateş varken terlemenin olmamasıdır. Genel olarak iyileşme süreci 4 hafta sürdüğü için "4 hafta hastalığı" olarak da adlandırılan Tifo hastalığı tüm vücudu etkisi altına alan komplike bir hastalık olarak tanımlanıyor.

Belli bir yaş ve cinsiyet farkının olmadığı bu hastalıkta temizlik çok büyük önem arz ederken toplumda yaygınlaşan antibiyotik kullanımının artması nedeniyle de tedavisi zorlaşabiliyor.

"Özellikle yaz aylarında mevsimsel dönemlerde daha sık görülen bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor"

Tifo hastalığı hakkında bilgi veren Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Zeynelabidin Demir, "Tifo hastalığı uzun zamandan beri yani ilk çıkan enfeksiyon hastalıklarından biridir diyebiliriz. Çok uzun zamandan beri insan sağlığını rahatsız eden bir hastalıktır. Tifo hastalığı özellikle yaz aylarında mevsimsel dönemlerde daha sık görülen bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Tifo demek aslında bakarsanız şuur bulanıklığı demektir. Yani yüksek ateşten ötürü kişilerde görülür. Yani Tifo aslına bakarsanız bir tanım, değişik bakteriler, değişik virüsler de tifo tablosuna sebebiyet veriyorlar. Özellikle mide-bağırsak sistemi üzerinden bulaştığını diyebiliriz. "Tifo hastalığı tanım olarak nedir?" diye soracak olursak, yüksek ateşle seyreden özellikle iyileşme periyodu geçtikten sonra en az 4 hafta süren, 4 hafta içerisinde iyileşebildin diyebiliriz. '4 hafta hastalığı' diye de geçebiliyor. Eğer herhangi bir komplikasyon gelişmediği takdirde tabii komplikasyon gelişirse herhangi bir sıkıntı olursa ilerleyen dönemlerde hastalık süresi uzayabiliyor. Ancak bu dönem içerisinde hastanın bütün organlarını tutabilen bir hastalıktır. Yani komplike bir hastalık var açıkçası. İnsandan insana bulaşma durumu da söz konusu." dedi.

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Zeynelabidin Demir

Hastalığın nasıl bulaştığıyla ilgili konuşan Demir şunları söyledi:

Baktığımız zaman neden olur diye değerlendirdiğimizde genellikle bulaşmış olan hayvanlardan bize daha çok işliyor. Nasıl oluyor bu? Özellikle kümes hayvanlarının bağırsaklarında bizim normal bağırsak florası dediğimiz insan vücudunda da olan bağırsaklar vardır. O floralarda da bizim bakterilerimiz var ama özellikle kümes hayvanlarında bu bağırsak florasında normal olarak biz de bu hayvanların besinleri tükettiğimiz zamanlarda bunlardan bir şekilde hastalığı kapmış oluyoruz. Açıkçası tabi bu hayvanlar sağda solda dolaştıkları için ve öbür besinleri de kirlettikleri için besin kaynaklı bir bulaş meydana geliyor. Şimdi bu bulaş yollarına baktığımız zaman özellikle fekal oral yolla ve besinlerle bulaştığını bildiğimiz zamanda risk faktörleri bunun çerçevesinde açıkçası meydana gelmiş oluyor. Yani yaş ve cinsiyet olarak herhangi bir fark yok. Yaş ve cinsiyet olarak herhangi bir grupta görülebilir. Çocuklarda da görülebilir, yaşlılarda da görülebilir, kadınlarda da görülebilir, erkeklerde de görülebilir. Herhangi bir şekilde bunda bir fark yok. Yalnız işte kötü beslenme koşullarının olduğu yerlerde temizlik hijyen şartlarının kötü olduğu yerlerde özellikle besinlerle alakalı bu tip bölgelerde geçiş daha yüksek olabiliyor. Sulara bulaş olabilir. Suyla bulaşan insanlara geçebiliyor. Bu şekilde risk faktörleri de bu şekilde meydana geliyor.

"Bu hastalığın en önemli özelliklerinden biri yüksek ateş yaparken herhangi bir şekilde terleme olmamasıdır"

Hastalığın belirtileri hakkında bilgi veren Demir, "Hem belirtileri nelerdir diye baktığımız zaman ilk etapta şimdi gastroenterolojik belirtilerle gelme ihtimali yüksek oluyor çünkü besinlerle almış oluyoruz. Mide bağırsak sistemini etkilemeye başlıyor. Çocuklarda ishal görülebilmesine karşın erişkinlerde daha çok kabızlık görebiliyoruz. Karın ağrısı görebiliyoruz. Bu hastalığın en önemli özelliklerinden bir tanesi yüksek ateş yapması ve o yüksek ateşe paralel olmayacak şekilde herhangi bir şekilde terleme olmaması hastalarda, hastalarda terleme olmaması bizim için çok özellikli bir durumdur. Çünkü normalde biz yüksek ateşle seyreden hemen hemen bütün hastalıklarda terleme bekliyoruz. Bu hastalığın doğasından ötürü herhangi bir şekilde terleme olmuyor. İlerleyen dönemlerde herhangi bir şekilde komplikasyon gelişmez ise eğer, yani başka organ bir tutulum olmazsa ve bağırsak sisteminde herhangi perforasyon dediğimiz patlama tarzında herhangi bir şey olmazsa, hastalık 4 hafta içerisinde antibiyotiklerle iyileşiyor." diye belirtti.

"Aşırı antibiyotik kullanımı tedavinin süresini uzatıyor"

Tifo hastalığının teşhis sürecine de değinen Demir, "Teşhisini ya kandan almış olduğumuz değişik örneklerle kan tahlili yöntemi yaparak vücutta antikor düzeyini ölçebiliyoruz ya da gaita örneklerinden kültür alıp o kültürde direk hastalığın kendisini gösterdiği zaman tanı konabiliyor. Şöyle de bir durum söz konusu. Günümüzde bu hastalıkla ilgili tedavide bir sıkıntı yaşayabiliyoruz çünkü son zamanlarda tedavisinin normalde salmonella'nın kinolon grubu antibiyotikleri ve makrolit grubu antibiyotikler dediğimiz 2 grup antibiyotik var, bunları sıklıkla kullanıyoruz. Şimdi son zamanlarda özellikle besin sektöründe de yani siz de biliyorsunuzdur çok yüksek düzeyde antibiyotik kullanıldığından ötürü bu tip antibiyotiklere karşı direnç gelişmiş durumda. Bizim standart tedavi dediğimiz gibi bunlara karşı 2 hafta ya da 4 hafta kinolon veya makrolit grubu antibiyotikleri verdiğimiz zaman tedavi edebilecekken şu an ki günümüzde bu bakteriler bu antibiyotiklere karşı dirençli bakteriler gelişmiş durumda ve bu da dünya çapında artışa geçmiş durumda." ifadelerini kullandı.

Demir, "Son zamanlarda haberlerde çıkıyor, yani yayınları da yapılıyor ama bizim ülkemizde şu anda "bu tarz bir salgın mevcut mu?" diye soracak olursanız, hayır, şu anda bizim ülkemizde o tarz bir salgın mevcut değil. Fekal oral yolla insandan insana bulaşıda mevcut olduğu için eğer hastalıkla alakalı bir şüphelenme olduğunda genel hijyen kurallarına uymanız gerekiyor. Ellerimizi sürekli yıkamalıyız. Besinlerimizi sürekli temizlememiz gerekiyor. Bu şekilde yaptığımız zaman hastalıktan ve fekal oral yolla bulaşan bütün hastalıklardan bu şekilde korunabiliriz." dedi. (İLKHA)





Haberin Videosunu İzlemek İçin Tıklayınız

Bu haberler de ilginizi çekebilir