Şehadetinin 86. yılında Şeyh Saide Palewi - 2

Şehadetinin 86. yılında Şeyh Saide Palewi - 2

M.Ali Erdoğan / Doğruhaber

Şehadetinin 86. Yıldönümünde muazzez şeyhimiz

ŞEYH SAİD EFENDİ - 2

Palo-Piran yöresinde Şeyh Said Efendi denilince akla büyük bir Nakşibendî mutasavvıfı gelir. Diyarbakır’da ve genel olarak kamuoyundaki algı ise siyasal şahsiyeti üzerinedir.  Şeyh Said Efendi, tüm bu algıların ötesinde ‘cami’ (bütünleştirici) bir rehberdir. Onun geniş yelpazeli ilmi yönü olduğu gibi tasavvufi, ahlaki, ticari, sosyal, kültürel, yöresel, siyasal yönleri vardır. Şeyh Said Efendi, nebevi sîret ve sünneti hayatıyla bütünleştirmiş büyük bir halk rehberidir. Dolayısıyla böyle bir zat ele alınacaksa tüm bu yönlerinin ihmal edilmemesi gerekmektedir. Aksi halde noksan bir Şeyh Said portresi ortaya konulmuş olur


Şeyh Said’in hayatı hakkında yazılacak çok şeyler var. Kıyamın gelişim süreci ve o süreçte yapılan zulümleri açığa çıkarmak ne kadar önemliyse kıyamdan önceki hayatı, çalışmaları ve mücadelesi de o derece önemlidir. Şeyh Said’in hayatı ve kıyamı hakkında doğru veya yanlış bilgilerle Türkiye’de 250, İran’da 15 çalışma yayınlanmıştır. Lakin bunların çoğu tatmin edici bilgiler içermemektedir. Şeyh hakkında Türkiye’de birçok kişinin elinde belgeler olduğu gibi Türkiye dışında da birçok belge mevcuttur. Mesela İngiltere, Rusya ve Fransa’da Şeyh’in mahkeme videoları mevcuttur. Suudi Arabistan’da da kıyam öncesini ilgilendiren bazı bilgi ve belgeler mevcuttur. İnşaallah yakın zamanda bu bilgi ve belgeler bir araya getirilip geniş kapsamlı Şeyh Said külliyyatı oluşturulup, coğrafyamızın çok yönlü şeyhi hakkıyla tanıtılır.

ŞEYHİMİZ ŞEYH SAİD

Şeyh Said Efendi 1865 yılında Palo’da dünyaya gelir. Dedesi Şeyh Aliyê Sebtî’nin yanına onu götürdüklerinde, Şeyh Ali ayağa kalkar, torununu kucağına alır, boynundan öper! ve “Said, ümmetin Said’i olacaktır.” der.

Şeyh Efendi, Palo ve Hınıs’ta çocukluğunu geçirir. Babası Şeyh Mahmud Fevzi’nin o zamanlar Palo, Piran ve Hınıs’ta medreseleri vardır. İlmi tahsilini babası Şeyh Mahmud Fevzi’nin medreselerinde bölgenin en birikimli âlimlerinin yanında yapan Şeyh Efendi, Palo’da Şeyh Hasan, Muş’ta Molla Muhammed, Malazgirt’te Molla Musa ve Molla Abdulhamid efendilerin yanında okur.  Büyük bir zekâya sahip olan Şeyh Efendi babası tarafından özel bir eğitime tabi tutularak en yetenekli mollalardan İslami ilimler alanında ciddi bir eğitim alır ve medresede ders vermeye başlar. Babasının vefatıyla medrese ve tekke hizmetlerini yürütme vazifesi ailenin büyüğü olan Şeyh Said Efendi’ye kalır.

Abdulilah Fırat’ın açıklamalarına göre Şeyh Efendi’nin kendisine bağlı dört yüze yakın medresesi, beş yüze yakın tekkesi mevcut idi. (tabi babası ve dedesinin yanında hilafet alanların medrese ve tekkeleri de bu rakamlara dâhildir) Şeyh’in tüm bu kurumlarla teşkilatsal bir bağı vardı. Bu medreselerin en bilinenleri Palo, Piran, Hınıs, Bingöl ve Muş’taki medreselerdi.

 Vereceği icazeleri belağati ve fesahati güzel, edebi bir dille yazardı. Şeyh Said Efendi birisine icaze verdikten sonra o talebesini yanına alıp büyük bir köye giderdi. Orada köylülere yarısı sizden yarısı benden olmak üzere bir medrese yapalım derdi. Kendisi de yaptırdığı medrese için mutlaka parayı verirdi. İlk parayı da her zaman o verirdi. Bu yaptırdığı medreseye de kendi talebesini müderris olarak bırakırdı. Yanında böyle icaze alan öğrencilerine medrese açıp o medreseyi bu öğrencilerine teslim ediyordu.  Şeyh Said Efendi,  tasavvufi alanda yetiştireceği talebelerini Hınıs’taki Dere Camisine getirip zikir yaptırır, sülüka girdirirdi. Bunlara tasavvuf terbiyesi verdikten sonra onları güzelce yetiştirip hilafet verirdi. Şeyh Said Efendi, yetiştirdiği kişileri farklı bölgelere götürürdü. Götürdüğü yerde on, on beş gün o halifesinin yanında kalırdı. Onu halka tanıtırdı. Bu halifeleri de sürekli bir şekilde kontrol ederdi. Hınıs’taki Kolhisar Köyü Şeyh Efendi’nin kaldığı merkez idi. Halifelerle toplantılarını vs. burada yapardı.

İLMİ KARIYERİ

Şeyh Said Efendi, zamanındaki âlimler içerisinde en muteber âlimlerin başında gelmektedir. Klasik medrese usulüne vakıf olup, birçok kitabı ezebere okurdu. Ezberlediği normal hacimli birçok eserin yanında İbni Abidin, Tefsir-ul Celaleyn, Sahihi Buhari gibi büyük hacimli kaynak eserleri ezbere bilir, Melayê Cezeri divanını ve birçok divanı ezbere okurdu. Şeyh’le ilgili yazılmış eserlerde; onun Astronomi, Felsefe, Geometri (hendese), Matematik gibi ilimleri iyi bildiği belirtilmektedir.

Şeyh Hazretleri, Hınıs ve Palo’da büyümüştür. Palo’da Zazalar, Hınıs’ta Kırmanclar yaşarlar. Onun bütünleştirici yönüne vurgu yapmak isteyen eskiler; “Şeyh Said’in dedesi Şeyh Aliyê Sebtî, Kırmancî bilir, Zazakî bilmezdi. Babası Şeyh Mahmud Fevzi, Zazakî bilir Kırmancî lehcesini tam anlamıyla bilmezdi. Şeyh Said Efendi ise bir Zaza gibi Zazakî, bir Kırmanc gibi de Kırmancî bilirdi.” derler.

Şeyh Efendi ticaretle iştiğali ve İslam âleminin değişik bölgelerindeki âlimlerle diyalogu sebebiyle bir çok dile vakıf olmuştur. Kürtçe’nin Kırmanci ve Zazaki lehçelerinin yanı sıra Arapça, Farsça, Türkçe, Urduca ve Ermenice dillerini bildiği nakledilir. Ermenice’yi Palo ve Hınıs’ta yaşayan Ermenilerden öğrenmiştir. Şeyh Efendi hakkında; Hıristiyanlığa ciddi derecede vakıf olduğu söylenir. Ermeniler birçok konuda anlaşmazlığa düştüklerinde Şeyh’in yanına gelirler ve onun hakemliğinde problemlerini hallederlerdi.

Şeyh Efendi feraset ve kabiliyetiyle bölgedeki Müslümanların rehberliğini yaptığı gibi adaletiyle Alevi ve Ermenilerin de teveccühüne mazhar olmuştur. Şeyh, insanlar dertlerini anlattıklarında sabırla onları dinler, insanların psikolojisini iyi bilir, sorunlara güzel çözümler üretirdi.

Şeyh Said Efendi ticaret için, ayrıca medrese, tekke ve müridlerini ziyaret etmek için seyahatlerde bulunur, gittiği yerlerde halkın sosyal ve ticari durumlarını sorardı. Şeyh Said karşısındaki insanın seviyesine göre konuşurdu. Avamdan olan halka hayvanlarının nerelerde otladığı, hayvanların iyi süt verip vermediğini, ticaretteki kâr ve zararlarını vs. durumlarını sorardı. İlimle iştigal edenlere ilmi tecrübe ve değerlendirmelerini aktarır, siyasi meşguliyetleri olanlarla siyasi durumları konuşurdu.

Şeyh Efendi gittiği bütün yerlerdeki siyasi atmosferle yakından ilgilenirdi. Mesela Diyarbakır’a geldiğinde iki yere uğradığı, Mesudiye medresesinde âlimlerle ilmi mülahazalarda bulunduğu ve Cemil Paşazade’lerin konağında siyasi istişarelerde bulunduğu söylenir. (Cemil Paşa ailesinin Şeyh Said’in müridi olduğu ailenin günümüzdeki fertleri tarafından ifade edilmektedir.) Yani Şeyh, her gittiği yerin sosyal ve siyasal nabzını tutardı. Gezdiği yerlerde zeki, kabiliyetli talebeleri tespit eder, medreselerinde onlara eğitim imkânı sağlar, talebelerin masraflarını da kendisi tedarik ederdi.

Şeyh Said Efendi’nin hitabeti güçlü, irticali konuşmaları meşhurdu. Büyük oğlu Şeyh Ali Rıza Efendi; “Benim babam konuşunca tesirinde kalmamak mümkün değildi.” demektedir.

Şeyh Said Efendi seyahatlerinden birini de İstanbul’a yapmıştır. O seyahatinden sonra İstanbul’dan gelenlere Osmanlı’nın son durumunu, İttihad ve Terakkicileri, savaş meselelerini sorardı. Kendisine her zaman İstanbul’dan gazete gelir, düzenli olarak gündemi takip ederdi.

ŞEYH’İN MUHADDİSLİĞİ

Şeyh Said Efendi, hacca gitmeyi çok severdi. Oraya gittiğinde âlimlerle buluşup Müslümanların siyasi, içtimai, ilmi durumlarını konuştukları için hacca gitmeyi çok önemserdi. Hayatı boyunca altı defa hacca gitmiştir. Hicri 1321 senesinde hacc ibadeti için Hicaz’a gittiğinde altı ay boyunca hadis alanında çalışmalarda bulunmuş, eğitim görmüş ve kırk gün boyunca yapılan imtihandan sonra hadis icazesini alıp muhaddis unvanına sahip olmuştur.

Şeyh Said Efendi, Nakşibendî tarikatının özelde Kürdistan genelde İstanbul’a Bağdat’a Hicaz’a kadar uzanan coğrafyada en tanınan isimlerindendi. Şeyh Said seyahatlerinden birini de tasavvuf merkezlerine yapmıştır. Hindistan Dehlevi’de Mevlana Halidê Bağdadî’nin şeyhi olan Şeyh Abdullahê Dehlevî’nin kabrini ziyaret etmiş, oradan da Özbekistan- Semerkand ve Buhara’ya geçip Şahê Nakşebend’in türbesini ziyaret etmiş, “Eğer davam olmasaydı ben hep buralarda kalırdım.” demiştir.

Devam edecek…

En Çok Okunanlar