• DOLAR 5.788
  • EURO 6.404
  • ALTIN 271.88
  • ...
Pul-i Çarhi hapishanesinde hayat


Afganistan'da 2001 yılında ABD'nin işgaliyle başlayan savaş 18 yılı geride bıraktı. Savaşın ana aktörlerinden Taliban, 18 yılın ardından ülkede yeniden iktidar olmaya oldukça yakın görünüyor.

BBC, Taliban'ın içerisinde hayatın seyrine dair dosya haberine, Afganistan'da süren savaşı ele aldı.

Afganistan’ın başkenti Kabil’in eteklerinde bulunan Pul-i Çarhi Hapishanesinin etrafı üstünde dikenli teller olan devasa gri taş duvarlarla çevrili. Hapishanenin güvenliği çok sayıda gözetleme kulesi ve büyük çelik kapılarla sağlanmakta. Hapishanedeki toplam 10 bin mahkûmun yaklaşık beşte biri Taliban mensubu.

Taliban üyesi Mevlevi Fazıl Bari, kendisinin doğuştan bir savaşçı olmadığını ancak hapishanede geçirdiği beş yılın ardından hiç bu kadar ölmeye hazır hissetmediğini söylüyor.

“Artık dayanamıyorum. Daha önce bir motosiklet bombası patlatabileceğimi düşünmezdim ama şimdi Allah’a yemin ederim bunu yapacağım.”

Bari, şimdilik yüksek güvenlikli hapishanede kalmaya devam edecek ancak kendisinin kaldığı hapishane, ABD ile Taliban arasındaki barış görüşmelerinden dışlanan Kabil hükümetinin iyi niyet göstergesi olarak mahkumlarını serbest bırakmaya başladığı çok sayıdaki yerleşkeden sadece bir tanesi.

Taliban'ın hedefi
Taliban’ın uzun vadeli hedefi, 1996-2001 arasında Afganistan’ı resmi olarak yöneten Afganistan İslam Emirliği’ni tekrar canlandırmak. Bu yapı, İslam hukuku olarak da bilinen şeriatla ülkeyi yönetmekteydi.

Bugüne kadar, on binlerce sivilin de aralarında bulunduğu yüzbinlerce insan ABD öncülüğündeki güçlerin 2001 yılında Taliban hükümetini devirmesinin ardından başlayan savaşta hayatını kaybetti.

Hapishaneye gerçekleştirdiğimiz ziyaret sırasında bizlerle konuşan Taliban mensubu mahkumlar neden savaştıkları ve nelerin kendilerine keder verdiği hususlarında gayet açık sözlüydü ancak daha önceki faaliyetlerine dair konuşmaktan imtina etti.

Pul-i Çarhi'nin içinde
Kayıtlardaki bilgilere göre Mevlevi Fazıl Bari, Taliban’a 15 yıl önce katıldı ve Hilmend'de Kabil hükümeti ve uluslararası koalisyon askerlerine karşı savaşan bir grubun komutanlığına kadar yükseldi.

Bari’nin kaldığı ufacık hapishane hücresinin içi Taliban mensuplarıyla doluydu. Koridorlarda çömelmiş vaziyette bekleyenler, üç katlı ranzalardan bakanlar vardı. Yaşça ilerlemiş bir mahkûm ise yere oturmuş sessizce bir şeyler mırıldanarak tesbihini çekiyordu.

Yer kırmızı halılar ve minderlerle döşeliydi. Odanın bütün duvarlarında ise Mekke ve Medine gibi İslam'ın kutsal saydığı şehirlerin posterleri ve çiçek buketleri, şelaleler ve hatta dondurma resimleri asılıydı.

Hücre, mahkumların savaş halinde ölmeleri halinde cennete gideceklerine dair temel inançlarının bir yansıması olarak kendilerine cenneti hatırlatacak şekilde dekore edilmişti.

Duvarların dibindeki doğaçlama raflar, İslami neşriyat ve Kuranlar ile doluydu.

Bari konuşmaya başladığında bütün gözler ona döndü zira kendisi eski bir ilim talebesi olduğu için hapishane arkadaşları ona büyük saygı duymaktaydı.

"Yabancılar gitmeden barış imkansız"
“Size önce şunu söyleyeyim, Afganistan’da tek bir yabancı asker olduğu sürece barış olması imkansızdır.”

Afganistan’daki Taliban 2001’in Eylül ayında ABD’ye yönelik gerçekleştirilen saldırıların sorumlusu olan El Kaide ve lideri Usame bin Ladin’e yardım etmekle suçlanmıştı.

Taliban ile ABD liderliğindeki güçler arasında 19 yıldır devam eden savaş ABD tarihinin en uzun savaşı olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Başkan Donald Trump, Taliban ile yürütülen görüşmeler neticesinde geçtiğimiz Ekim ayında bir anlaşma yapılmasına çok yaklaşmıştı ancak Taliban'ın Kabil’de aralarında bir Amerikan askerinin de bulunduğu 12 kişinin öldüğü saldırıyı üstlenmelerinin ardından kendisi bir anda barış görüşmelerini sonlandırmayı tercih etti.

ABD’nin açıklamalarına göre ülkenin Afganistan’da hala en az 13 bin askeri bulunuyor. Şimdilik masadan kalkmasına rağmen Taliban ile gerçekleştirilen müzakarelerde, ABD barış anlaşmasının imzalandığı tarihten beş ay içinde bu sayıyı 8.600’e düşürmeyi kabul etmişti.

Bay Trump’ın 2016’daki seçim vaatlerinden bir tanesi de Afganistan’daki savaşı sonlandırmaktı. Ancak birçok muhalif kesim, Kabil hükümetini garanti altına almadan (Taliban’ın talebi üzerine Kabil hükümeti gerçekleştirilen müzakerelere dahil edilmemişti) gerçekleştirilecek bir çekilmenin ülkeyi kaosa sürükleyeceğine inanıyor.

"Taliban kontrolündeki hapishane"
6. Blokta yürümeye başladığınızda sanki Taliban kontrolündeki topraklara girmiş gibi hissediyorsunuz. Uzun koridorlar, sakallarını düzelten, temizlenen, yemek yapan kısacası istediği gibi hareket eden Taliban mensubu mahkumlarla dolu.

Bari’nin hücre arkadaşlarının her biri Afganistan’daki yaşamın farklı bir karesini temsil ediyor. Eskiden kimisi öğretmen, çiftçi, tüccar olan bu insanlar mahkeme tarafından Taliban üyesi olmak suçuyla mahkûm edilmiş. Aralarında vergi toplayanından, basit bir savaşçı olanına ve bomba döşeyenine kadar farklı suçlardan hapis yatanlar var.

Hapishanedeki günlük hayatın takvimini Bari gibi yaşça büyük olan belirliyor. Saatlerce süren ibadetler ve İslami derslere bu mahkumlar liderlik ediyor. Yemek vakitleri ve mahkumların bir saatlik bahçe izni sırasındaki muhabbetlerin en önemli konusu ise haliyle siyaset.

Mahkumların çoğu Taliban’a katılmalarının sebebi olarak, hava saldırılarının neden olduğu intikam duygusunu gösterdi.

Bari şunları söyledi: “(15 sene önce) Amerikalılar bizim köye havadan saldırdığında komşum ve iki hanımı öldü, bir tek ailenin en küçük çocuğu Rahmetullah’ı canlı kurtardık.”

“Ben oğlanı evlat edinip eğitimine destek oldum. Ne zaman bir helikopter sesi duysa “beni öldürmeye geldiler” diye koşarak bana kaçardı.”

Savaşa neden katıldılar?
Bari “camilerin yıkıldığı, kadın ve çocukların öldürüldüğüne şahit olduğu” için savaşa katılmaya karar verdiğini söylüyor.

Hapishanedeki yaşça büyük mahkumlardan bir diğer Molla Sultan da şahit olduğu “mezalime” karşı koymak istediğini söylüyor: “Bir Afgan olarak sesimi yükseltmeyi ve bu işgalcileri istemediğimi söylemeyi bir hak olarak gördüm.”

ABD liderliğindeki yabancı askerlerin son on yılda düzenli olarak çekilmesi, hava saldırılarına daha çok ağırlık verilmesini sağladı ancak bu saldırılar genelde rastgele ve yanlış olarak icra edildiği için sebep olunan sivil kayıpların sayısı da arttı.

BM’nin 2019’un ilk altı ayına dair açıkladığı rapora göre, ülkede en fazla sivil Kabil hükümeti ve ABD liderliğindeki koalisyon güçleri tarafından öldürüldü.

Taliban mahkumları cephelerdeki gelişmelerin yeni gençleri harekete katılmaları için motive ettiğini söylüyorlar. Kendileri de bir yandan hapishanede dahi boş durmuyor.

Bari gibi liderlerin üstlerinden ve hatta Taliban’ın lideri Şeyh Heybetullah Ahundzade’den dahi vaaz metinleri aldığı ve öğretilerini direkt olarak mahkumlara aktardığı tahmin ediliyor.

ABD ile yürütülen barış görüşmeleri devam ederken, sıkça haberler paylaşılmış.

Molla Sultan diyor ki; “Yabancıların yorulduğunu biliyoruz.”

“Biz inanıyoruz ki onlar diz çöktüler ve yakında gidecekler. Biz Afganlar şeriat ve İslami bir idare sistemi altında beraberce yaşayacağız.”

kaynak: bbc-mepa news

Markanız bizimle şehrin markası olsun
ŞEHİR MARKALARI
Reklam İletişim 0212 562 60 06

Bu haberler de ilginizi çekebilir