• DOLAR 5.72
  • EURO 6.422
  • ALTIN 258.511
  • ...
Mısır'ın son Firavun'u Müslüman esirleri ölüme sürüklüyor

Mısır'da darbe yapan, ardından binlerce insanı katleden Sisi rejimi, zindanlardaki darbe karşıtı tutsaklara karşı da işkencede sınır tanımıyor.

İçlerinde Muhammed Bedii ve Muhammed Biltaci gibi üst düzey İhvan mensuplarının da olduğu darbe karşıtlarına karşı, hayatları sonlanana kadar sistematik işkence yapılıyor.

Hastalık ve vahşi işkencelere dayanamayıp ruhunu Rabbine teslim ederek şehid olanların sayısı 500'ü aşmış durumda. Devam eden işkencelerle birlikte hayatta kalanlar ise vücutlarının büyük bir kısmını kullanamaz duruma getirilmiş bir vaziyette ölümü bekliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün hazırladığı raporlara göre başkent Kahire'deki cezaevinin, en yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı "Akrep" olarak bilinen bölümünde tutsaklar, çok küçük ve penceresiz hücrelerde tutuluyor, dövülüyor, aç bırakılıyor ve tıbbi destekten mahrum bırakılıyor.

Ayrıca darbe karşıtı tutsakların aileleriyle ve avukatlarıyla görüşmeleri de engelleniyor.

Esir tutulduğu zindanda yıllarca ailesiyle görüştürülmeyen, işkence ve kötü muameleye maruz bırakılan ülkenin seçilmiş ilk ve tek meşru cumhurbaşkanı Muhammed Mursi de sağlıksız koşullarda ve tedavi hakkından mahrum bırakılarak şehid edildi.

İhvan lideri Muhammed Bedii ve İhvan hareketinin üst düzey yöneticileri Muhammed Biltaci, Saad Ketatni gibi önemli isimler de tıpkı Muhammed Mursi gibi kademeli bir şekilde yavaş yavaş katledilmek isteniyor.

Muhammed Bedii, Muhammed Biltaci, Hayrat Şatır ve Saad Ketatni gibi önemli isimler başta olmak üzere binlerce darbe karşıtı, zindan şartlarında her türlü işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldıkları için ciddi sağlık sorunları yaşıyorlar ancak buna rağmen tedavi imkânından da mahrum bırakılıyorlar. Böylece zamana yayılmış, yavaş ve sessiz işleyen bir suikast süreciyle katledilmek isteniyorlar.

Mısır zindanlarındaki İhvan liderlerinden ve Şehid Esma'nın babası Muhammed El Biltaci, 4 Mart'ta cezaevindeki olumsuz şartlardan ve uygulanan işkencelerden dolayı beyin kanaması geçirmişti.

Darbeci Mısır yönetiminin 2013'ten beri zindanda tuttuğu İhvan'ın eski lideri Mehdi Akif de bulunduğu hapishanede şehid olmuştu.

Mısır zindanlarında Rabbine kavuşan Mehdi Akif'in de tıpkı Muhammed Mursi gibi uzunca bir süre sağlık problemleri yaşadığı biliniyordu.

Mısır zindanlarındaki hayat şartları normal insanların bile hasta düşebileceği bir durumdayken, cezaevi yönetimlerinin çok katı kural ve işkenceleri, ülkede bulunan tüm zindanları ölüm dehlizlerine dönüştürmüş vaziyette.

Siyasi mahkûmlara hayatları sonlanana kadar sistematik işkence yapılıyor. Elektrik verme, kollardan asılma, yemekten mahrum bırakma, dil ve bazı hayati organları kesme, hücre cezası gibi bazı işkence yöntemlerine dayanamayarak ruhunu Rabbine teslim ederek şehid olanların sayısının 500'ü aştığı belirtiliyor.

Bu türden işkenceli ölüm vakaları, şu ana kadar tespit edilenler. Resmi olarak belgelenen bu rakamın bir de gayrı resmi olanı var. Dahası, kaçırılarak gözaltına alınan ve yapılan işkenceler sonucu vahşice katledilen vaka sayısı da korkunç boyutlara ulaşmış durumda.

Mısır'da polis merkezlerinde sorgulama aşamasında yapılan insanlık dışı işkenceler, zindanların içinde bile devam ediyor. Bu konuda sayısız görgü tanığı ve deliller mevcut. İşkence edilerek halen zindanlarda tutulan bu insanların arasında çocuk yaştakiler bile var.

Mısır zindanlarında tek kişilik karanlık bir hücrede kalan İhvan-ı Müslimin Cemaati'nin öncülerinden Hayrat Şatır'ın kızı Aişe Şatır da büyük bir hukuksuzlukla karşı karşıya.

Aişe Şatır, en basit hakları olan lavabo ihtiyacını karşılamaktan bile mahrum bırakılıyor.

Mısır zindanlarında tutulan ve aynı hukuksuzluklara maruz bırakılan esirlerden sadece biri olan Şatır'ın cunta savcısına verdiği ifade de yapılan hukuksuzluğu gözler önüne seriyor.

"Suçum Hayrat Şatır'ın kızı olmaksa ben bu suçumla şeref duyuyorum"

Şatır, mahkeme savcısı Usame Erraşidi'ye, "Eğer suçum Hayrat Şatır'ın kızı olmaksa ben bu suçumla şeref duyuyorum ve sadece 8 ay değil ömrümün geri kalanını bu suçtan ötürü yatmaya hazırım." dediği ve "Ancak sizlere soruyorum hangi kanun 180 gün bir bayanın kapkaranlık tek kişilik bir hücrede lavaboya götürülmeden, ihtiyacını kovada görmeye, terk edilmeme ve çocuklarımı görmekten mahrum bırakılmamı meşru görüyor?" sorusunu yöneltti.

Şatır'ın Kanatir zindanında esir edilen kızı Aişe Şatır ve beraberinde bulunan Ala el Karadavi zifiri karanlıktan farksız rutubetli tek kişilik hücrelerde tutuluyorlar.

Sosyal medya üzerinden bu hukuksuzluğu kınayan kullanıcılar ve aktivistler darbeci Sisi'ye tepki gösteren paylaşımlarda bulundular.

Eski esirlerden olup sonradan serbest bırakılan Sevra Muanteha, twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda esir tutulduğu süre içerisinde kaldığı tek kişilik hücrede şimdiyse Aişe Şatır'ın kaldığını söyledi. Hücrenin dehşet verici ortamından bahseden Muanteha, "Mekan çok ürkütücü. Duvarları insanın üstüne üstüne geliyor. Havası rutubetli ve içerde ne doğru düzgün hava var ne de ışık. Zifiri bir karanlık hâkim. Açıkçası kabirden farksızdır diyebilirim." ifadelerine yer verdi.

Aişe Şatır gibi daha nice mazlum ve mustazaf şahsiyet, hiçbir gerekçe bildirilmeden sudan bahanelerle Mısır zindanlarına doldurulmuş durumda. Sayıları her geçen gün artan esirlerin hak ihlallerine uluslararası kamuoyu ve insan hakları kuruluşları sessiz kalıyor.

Mısır zindanlardaki esirler

Ela Esseyyid İbrahim de sağlık durumu gittikçe kötüye giden kadın esirlerden biri. 16 Mart 2019 yılında Zakazik Üniversitesinde bulunduğu bir sırada polisler tarafından yaka paça kaçırılan Ela'dan 37 gün boyunca haber alınmadı. 37 gün sonra resmi olarak tutuklandığı savcılık tarafından kayıtlara geçti. Son dönemlerde sık sık baygınlık geçiren Ela'nın sağlık durumu gittikçe kötüye gitmesine rağmen serbest bırakılması bir yana zindan görevlileri tarafından doktora bile gösterilmiyor.

22 yaşında olan bayan öğrenci Takva Abdunnasır Abdullah da esir edildiği günden beridir kendisinden haber alınamıyor.

Mısır'da Şeyh Said Havari olarak nam salan Said Abdullatif (50), 2014 yılının Mayıs ayında tutuklandığında kendisine 3 defa yerinden ateş açılarak yaralanmış ve herhangi bir tıbbi müdahale yapılmadan zindana atılmıştı.

35 yaşında olan Besme Rifat da El Ezher Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Doğal tıp, romatizma ve rehabilitasyon alanında yüksek lisans yaptı. İki çocuk annesi Rifat, eşinin kaybolmasıyla alakalı tebligat vermeye giderken kaçırıldı. Delilleri olmadan başsavcıya suikast iddiasıyla esir edildiği söylendi. 15 yıl esarete mahkum edildi.

Basim Muhsin, Abdurrahman Atıyye, Halid Asker, Ahmed El Velid, İbrahim Azb, ve Mahmut Vehbe El Ahmer adındaki hayat dolu gençler de idamla yargılanıyorlar.

Sümeyye Nasif'in mektubu yürekleri burktu

Sümeyye Nasif esir tutulduğu zindanlardan yazdığı mektupta herkesin yüreğine dokundu. Nasif mektubunda, şu ifadeleri kullanıyor:

"Sevdiklerim ve kendilerine ihtiyaç duyduklarımın arasında Allah bana zindanı nasip etti. Bir musibete duçar olan başına gelen bela üzerinde tefekkür ettiğinde bunun iki nedenli olduğunu anlıyor. İmtihanlar ya korkutmak ya da günahları silerek yüceltmek içindir. İkisi de Allah'ın kulunu sevgisindendir. Allah'ın günahlarımıza kefaret etmesine ve katındaki derecemizi yükseltmesine üzülelim mi? Yüz karası bir nedenden değil de bizim için iftihar vesilesi olan ve bizim için izzet olan bir nedenden ötürü zindana düştüğümüz için üzülelim mi? Dışarıdakilere mesajımdır. Biz sizi dualarımızda unutmadığımız gibi siz de bizi dualarınızda unutmayın. Sesi olmayanların sesi olun. Mustazafların yardımcısı olun. Esir edilişimiz veya özgür bırakılışımız Allah'ın iradesine bağlıdır. Hayrın Rabbi ancak hakkımızda hayırlı olanı tercih eder. Allah'ın hakkımızda yazdığına merhabalar olsun. Kesin biliyoruz ki her şeyin bir sonu vardır. Allah'tan başkasına teslim olmamışız. Zindandan öğrendik ki mesele kalp ve ruh meselesidir. Bedenen özgür olan nice insanlar var ki ruhen esirdirler. İnşallah zindanda geçirdiğimiz günler Rabbimizin huzurunda önceki hayatımız için şefaatte bulunacaklar." ifadelerine yer verdi.

28 yaşındaki kadın ve doğum doktoru Sare Abdullah da Kanatir zindanının duvarları arkasında. Silah taşıdığı ve Nijer Konsolosluğuna bomba koyma iddiasıyla 4 yıldır içerde. Sare hakkında 10 Haziran'da müebbet hapis kararıyla ömrünün zindanlarda çürütülmesi kararı verildi.

Mısır zindanlarında nice masum Müslüman aslı astarı bulunmayan, sudan bahanelerle zindanlara atılmakta hiçbir kural ve nizamın olmadığı hücrelerde çürümeye terk edilmekteler. Demokrasi havarisi kesilen Avrupa ve Birleşmiş Milletler, kimi işbirlikçi Arap ülkelerin liderleri ise tüm bu hukuksuzluklara sessiz kalmayı tercih ediyor. (Zeyd Varol-İLKHA)

Markanız bizimle şehrin markası olsun
ŞEHİR MARKALARI
Reklam İletişim 0212 562 60 06

Bu haberler de ilginizi çekebilir