'Kesici aletleri sallapati şekilde çöpe atmayın'

'Kesici aletleri sallapati şekilde çöpe atmayın'

Özellikle berber ve kuaförlerin kullandıkları jiletleri çöpe atmaları, buralarda naylon ve plastik toplayan insanlar ile yemek bulmaya çalışan kedi ve köpek gibi hayvanların zarar görmesine neden oluyor.

Diyarbakır'da bazı berberler, geçtiğimiz günlerde "jilet kumbarası" uygulaması başlatarak söz konusu zararların en aza indirilmesini sağlamaya çalışmışlardı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakım Evi ve Rehabilitasyon Merkezinden sorumlu Veteriner Hekim Kader İçen, bu uygulamanın yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

İçen, "Kuaför ve berberlerin yürütmüş oldukları bu proje ve kampanya çok güzel. Yayılmasını temenni ederim çünkü kesici aleti sadece kuaför ve berberler kullanmıyor. Diğer birçok esnaf kullanabiliyor. Evlerimizde bile kesici alet atıkları olabiliyor. Örneğin bardak kırıldığında çöplerimize atmayalım. Çünkü çöplerden insanlar ve hayvanlar yararlanıyorlar. Çocuklar karton, pet şişe vesaire topluyor; hayvanlar da besleniyorlar. O yüzden kesici aletleri ya da kesici alet oluşturabilecekleri, buna kürdan da dâhildir, sallapati şekilde çöpe atmayın." dedi.

Yenebilecek atıkların, hayvanların ulaşabileceği şekilde çöplere bırakılmasının önemli olduğunu anlatan İçen, şunları söyledi:

"Yemekleri bıraktığımız poşetlerin ağzını bağladığımızda hayvanlar beslenemiyorlar. Ağzını bağlamadan bir kenarda açık bıraktığımızda o canlıların beslenmesini sağlayacağız. Birçok insan, 'Hayvanlar doğada yaşıyor, çöpten beslenmesine gerek var mı? Çöpleri dağıtıyorlar.' diyerek, rahatsızlıklarını dile getirebiliyor. Evet, gerek var ve bunu yapmak zorundayız. Neden bu zorunluluğumuz var? Biz her tarafa bina ve site yapmadan evvel buralarda hayvanlar yaşardı. Bu hayvanlar normalde avcılar ama avlanabilecekleri doğal bir alan oluşturmadığımız için onları beslemek zorundayız. Dinen de bunu yapmak zorundayız. Bunlar, Allah'ın dilsiz canlılarıdır ve bize ihtiyaçları var. Artık o kadar metropolleştik ki insan dışında hiçbir canlıyı kabul etmiyoruz. Bunun vermiş olduğu zarardan bizler etkilendiğimiz gibi görmediğimiz canlılar da etkileniyor."

"Diğer canlıların beslenme ve barınma ihtiyacı olduğunu unutmayalım"

Diğer canlıların da beslenme ve barınma ihtiyacı olduğunu dile getiren İçen, "Lütfen insan olduğumuzu ve diğer canlıların da duygusunun olduğunu, beslenme ve barınmaya ihtiyacı olduğunu unutmayalım. Onlar doğada yaşamak zorundalar. Kafesleri altından yapsak, akşama kadar bunlara kavurma bile yedirsek kafes arasında kalmak onları ciddi anlamda geriyor ve üzüyor. Hayvanlar, kendi ortamlarında yaşamak istiyorlar. Onların barınma ve beslenme hakkına saygılı olup, onların da yaşamalarına izin vermemiz lazım. İnsanların gözünü açıp, insanlar dışında başka canlıların da sokakta yaşadıklarını gösterebilirsek ve buna haklarının olduğunun bilincini oluşturabilirsek ne mutlu bize. İstatistiki verilere göre, hayvanların insanlara saldırı sayısı ile insanların hayvanlara saldırı sayısı arasında dünya kadar fark var. İnsanlar daha çok bu canlılara saldırıyorlar. Isırılma vakası tabi ki olabilir ama sayısı çok azdır. Bu hayvanların hiç kimseye zararı yok." ifadelerini kullandı. (Hamza Adiyaman, Muhammed Said Aksoy - İLKHA)

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor

Türkiye'nin yüzde 39'u kan şekerini ölçtürmüyor
 

En Çok Okunanlar