• DOLAR 5.694
  • EURO 6.393
  • ALTIN 260.674
  • ...
"ABD 7 bin mülteciye karşı 15 bin asker konuşlandırdı"

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde, Türkiye hükümetince uygun görülen ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen "Türkiye'deki Irak ve Suriye Krizinden Etkilenen Sığınmacılar için Geliştirilmiş Destek" projesi kapsamında gerçekleştirilen "Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları" toplantılarının dördüncü hafta programı sona erdi.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Akarca'nın da konuk olduğu, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ve Mülteci Destek Derneği (MUDEM) tarafından organize edilen toplantıya, Türkiye genelinden 140 yerel medya temsilcisinin yanı sıra Suriyeli gazeteciler de katıldı.

Aralık ayına kadar devam edecek ve 600'den fazla gazetecinin katılımının hedeflendiği basın buluşmalarının açılışı SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak'ın konuşmasıyla başladı.

Günümüzde saniyede iki kişinin yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldığını belirten Kavlak, "Bu rakam dakikada 30 kişi ve günde 45 bin kişinin maalesef ki yerlerinden olduğu anlamına geliyor. Türkiye eylül ayı itibariyle 3 milyon 567 bin 658 Suriyeliyi ülkesinde ağırlamaktadır. Şu anda Türkiye'nin neredeyse her ilinde Suriyeli nüfusu bulunuyor. Suriyeli sığınmacıların yanı sıra çokta gündeme gelmeyen toplamda 400 bine yakın 85 ülkeden gelen sığınmacı ve mülteciyi ağırlamaktayız." ifadelerini kullandı.

Ardından söz alan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Akarca, sığınmacılar, göçmenler ve mülteciler meselesinin çok önemli bir mesele olduğunu söyledi.

"Esef verici bir olay"

Akarca, Macaristan'da üst mahkemenin, 2015 yılının Eylül ayında bir mülteci kafilesinin Sırbistan sınırından Macaristan'a girişi esnasında mültecileri tekmeleyen ve kendilerine çelme takan görüntüsüyle tepki toplayan Macar gazeteci Petra Laszlo'yu suçsuz bulmasına da tepki gösterdi.

Akarca, "Çocuğuyla koşarak ilerleyen mülteci babaya bir muhabir çelme taktı, düşürdü. O görüntüler berbat görüntülerdi. Baba ve çocuğunu düşüren muhabir kadın beraat etti. Yani yaptığı harekette bir suç unsuruna rastlanmadı. Ama insanlığın geldiği nokta açısından esef verici bir olay." dedi.

Konuşmasında ABD Başkanı Trump'ın mültecilere karşı tavrını eleştiren Akarca, ABD'nin Meksika sınırından Amerika Birleşik Devletleri'ne iltica etmeye çalışan 7 bin Meksikalıya karşı 15 bin asker konuşlandırdığına dikkat çekti.

"Mülteci başına tam teçhizatlı 2 asker"

Akarca, "Günümüzde çok ilginç gelişmeler oluyor, günümüzde Amerika Birleşik Devletleri'nin bütün dünyada askerleri var. Biliyorsunuz 3 bin 500 kadar Suriye'de, Irak'ta 4 bin kadar, 6 bin kadar Afganistan'da... 6 gün öncesine kadar Meksika sınırından Amerika Birleşik Devletleri'ne iltica etmeye çalışan 7 bin Meksikalıya karşı Amerika 15 bin askeri sınırda konuşlandırdı Başkan Trump'ın talimatıyla. Yani mülteci başına tam teçhizatlı 2 asker. Trump, 'Bunların içeriye girmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Bu insanlar içeri girerlerse Amerika ekonomisini darmadağın ederler.' gibi laflar etti. Bu çok ilginç geldi bana. Trump şiddetle karşı mültecilere. Oysa Trump'ın dedesi Alman, ninesi İskoç, ilk eşi Çekya Cumhuriyetinden, şu andaki eşi Slovenyalı, damadı da Yahudi. Böyle bir karışıklık içinde bir aileye sahip olan Trump'ın bütün sülalesi mülteci. Ama mültecilere karşı bu derece büyük bir nefretle karşı koymaya çalışıyor." diye konuştu.

"Türkiye'de 4 milyon mülteci var"

Akarca, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Mülteciler konusunda kendi ülkemle övünmek isterim. Çünkü biz de Türkiye olarak biliyorsunuz 4 milyon mülteci var. Çünkü Suriye'de karışıklık çıkması üzerine can kaygısına düşen Suriyeliler çocukları kucaklarında, karılarının ellerinden tutmuş, arkalarından açıdan ateşten kaçarak Türkiye sınırına geldiler. Bunlara nasıl olur da 'Hayır, almıyoruz sizi orada kendi kaderinize mahkûm bir şekilde bırakıyoruz' diyebiliriz? Elbette ki diyemeyiz. Biz bunu hiçbir dönemde demedik"

Mülteci ve sığınmacı meselesine çok büyük bir hassasiyetle yaklaşılması gerektiğini dile getiren Akarca, "Bu zamana kadar kim bilir kaç kişi mülteci olarak kendi ülkesini terk edip başka ülkeye sığınmaya kalktı. Bundan sonra da gıda kaynaklarının azalması, iklim şartlarının değişmesi, ülkedeki yönetimlerin insan haklarını hiçe sayan davranışlar sergilemesi üzerine ve benzeri sebeplerle çok sayıda kişi ülkesinden ayrılıp başka ülkelere gitmek durumunda kalacak." ifadelerini kullandı.

Mehmet Akarca'nın konuşmasından sonra AB Türkiye Delegasyonu Program yöneticisi Steven De Vriendt bir sunum yaptı.

"3 milyar avroluk bütçenin şu anda müzakereleri yürütülmekte"

Yardım programlarında ev sahibi toplulukları da unutmamak gerektiğinin altını çizen Steven De Vriendt, "Çok fazla mülteci kabul eden ülkelerde bu durum ev sahibi topluğu da etkilemekte. Türkiye nüfusu da etkilenmekte. Kilis'te bu yardım programı kapsamında çalışmakta olan bir hastane sadece mültecilere değil, Türkiye nüfusuna da hizmet etmekte. Bu yardım programı iki bölümden oluşmakta. 3 milyar avroluk bir kısmı 2016 ile 2017 yılları arasında sağlandı, yardım programının ikinci kısmında ise yeni bir 3 milyar avroluk bütçenin şu anda müzakereleri yürütülmekte. Yardım programının toplam bütçesi bugüne kadar 6 milyar avro ve bu son 3 milyar avroluk kısmın 400 milyonu eğitim alanına ayrılmış durumda." şeklinde konuştu.

Suriyeli çocukların eğitimi konusunda da büyük yatırımlar yapıldığını ifade eden De Vriendt, "İnsani yardım konusunda dünyada doğrudan nakdi yardım oldukça yenilikçi bir yaklaşım. İnsani yardım alanında Türkiye'de yapılan bütün dünyanın dönüp baktığı bir şey. Çünkü bu ölçekte doğrudan nakit yardım daha önce dünyada yapılmış bir şey değil. İnsani yardım alanında ikinci en çok bilinen yöntem ise şartlı nakit transferi. Eğitim için şartlı nakit transferi programı, bu projenin temelinde yatıyor. Burada 368 binden fazla çocuğun okula devam etmelerini sağlamak için ailelerine destek sağlanıyor." dedi.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Dış İlişkiler Görevlisi ve Sözcüsü Selin Ünal da basın buluşmalarında bir sunum gerçekleştirdi.

"68 buçuk milyon kişi dünyada yerinden edilmiş"

Göç ve zorunlu göçün karıştırılmaması gereken şeyler olduğuna değinen Ünal, "Dünyada milyonlarca insan farklı bir sürü sebepten göç ediyor. Aslında sizlerin bizim yani basında televizyonda medyada okuduğumuz gördüğümüz haberler zorunlu göç üzerine olanlar. Yani biz 'sağlık için gittiği bir yerde kaldı artık orada yaşıyor' haberlerinden ziyade yerlerini terk etmek zorunda olan kişiler ve onların yaşadıklarını konuşuyoruz, mültecileri konuşuyoruz. Onların uyum problemlerini konuşuyoruz, nasıl yardım alacaklarını konuşuyoruz, ülkelerindeki siyasi durumu konuşuyoruz, savaşı konuşuyoruz, 'Geri dönebilecekler mi, dönemeyecekler mi'yi konuşuyoruz ve geldikleri ülkede yarattıkları dengeyi konuşuyoruz. 68 buçuk milyon kişi dünyada yerinden edilmiş olan kişi sayısı. Hepsi de mülteci değil. Çoğunlukla savaş ve çatışma durumlarından bahsediyoruz. Ülkesi içinde de yer değiştirmiş olabiliyorlar. Yani kendi yaşadıkları şehir güvenli olmadığı durumda başka bir ile geçen kişiler 40 milyonunu oluşturuyor. Ama bu 68 buçuk milyonun 25 buçuk milyonu ise mülteciler. Yani artık kendi ülkeleri tarafından koruma alamıyorlar. Kendi ülkelerinde hayatları tehlike altında. Ülkelerinde ayrılmadıkları takdirde ölüm riski ile karşı karşıya olabilen kişiler 25 buçuk milyonu temsil ediyor." diye konuştu. (Mehmet Fatih Akgül-İLKHA) 














 

Markanız bizimle şehrin markası olsun
ŞEHİR MARKALARI
Reklam İletişim 0212 562 60 06

Bu haberler de ilginizi çekebilir