'Hicret, Asr-ı Saadet'te yaşanmış ve bitmiş bir hadise değildir'

'Hicret, Asr-ı Saadet'te yaşanmış ve bitmiş bir hadise değildir'

Milyonlarca Müslüman'ın camide saf tuttuğu cuma gününde, hutbede hicrete vurgu yapıldı. Önümüzdeki salı günü Muharrem ayının ilk günü olması ve bu ay içerisinde yaşanan hicret münasebetiyle hutbelerde hicretin önemine vurgu yapıldı.

Bitlis'in tarihi Şerefiye Camii İmam Hatibi Kazim Pekedis, İslâm tarihinin bu şerefli yolculuğunun, keyfi bir göçü değil, hakkın ve hakikatin yeryüzüne hâkim olması için imkân arayışını simgelediğini belirtti.

Hicretin, Asr-ı Saadet'te yaşanmış ve bitmiş bir hadise olmadığına, bugün de yollara düşen muhacirlerin olduğuna dikkat çeken Pekedis, "Hicret; Allah'a imanın, sadakat ve teslimiyetin, sabır ve sebatın göstergesidir. Hicret; Allah'ın rızası, insanlığın huzur ve barışı için sahip olduğu her şeyden vazgeçen fedakâr bir muhacirin, kendisine kucak açan cömert bir ensara kavuşmasıdır." dedi.

Hutbesinde, "İslâm'ı ilk önce kabul eden muhacirler ve Ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır." ayetinin hatırlatan Pekedis, şunları söyledi:

"Fahr-i Kâinat Efendimizin Risalet'ini kabul etmeyen müşrikler, ona ve müminlere her türlü zulmü, baskı ve işkenceyi reva görmüştü. Artık Mekke'de nefes almalarının imkânsız hâle geldiği bir anda, Yüce Allah müminlere dinlerini özgürce yaşayabilecekleri, ibadetlerini kolayca yerine getirebilecekleri huzurlu bir şehre, Medine'ye göç etme izni verdi. Önce müminlerden bir kısmı yola çıkmış, ardından da Peygamberimiz, sadık dostu Hazreti Ebu Bekir ile birlikte Medine'ye hicret etmişti."

"Hicret, Asr-ı Saadet'te yaşanmış ve bitmiş bir hadise değildir"

Hicretin, Asr-ı Saadet'te yaşanmış ve bitmiş bir hadise olmadığına vurgu yapan Pekedis, bugün de aynı şekilde yurdundan ve yuvasından gözyaşı içerisinden ayrılarak yollara düşen muhacirlerin olduğuna dikkat çekti.

Pekedis, "Bizlere düşen ise hicretin yıldönümünde bu gerçeği bir defa daha hatırlayarak zulmün ve adaletsizliğin sona ermesi için gayret göstermektir. Ayrıca hicret, her türlü fenalığı arkasında bırakarak, kötülükten uzaklaşarak, iyiliğe ve hayra doğru adım atmaktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesselem) hicretin bu manevi boyutuna şöyle işaret etmektedir, 'Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise, Allah'ın yasaklarını terk eden kimsedir.' Hicrette asıl olan samimiyettir, halis niyettir. Hicretin mayası, Allah'a bağlılık ve Resûlullah'a olan muhabbettir. Mümin, arkasında bıraktığı acı günlere rağmen, iman ve umutla hayata tutunduğu zaman muhacir olur. Muhacir de harama sırtını dönüp ısrarla helâlin izini sürdüğü zaman hicretin manasını keşfeder." diye konuştu.

Hutbenin sonunda Pekedis, Müslümanlar yeni hicri yıla girerken, kendisine yaraşan geçmişin muhasebesini yaparak geleceği tanzim etmek, isyandan itaate, günahtan tövbeye, gösterişten tevazua, ayrılıktan vahdete, düşmanlıktan kardeşliğe, cehaletten ilme, kötülükten iyiliğe hicret etmesi gerektiğini ifade etti. (Şükrü Tontaş-İLKHA)

'Yeni Kerbelaların yaşanmaması için ders çıkartmalıyız'

'Yeni Kerbelaların yaşanmaması için ders çıkartmalıyız'

'Yeni Kerbelaların yaşanmaması için ders çıkartmalıyız'

'Yeni Kerbelaların yaşanmaması için ders çıkartmalıyız'

'Yeni Kerbelaların yaşanmaması için ders çıkartmalıyız'

'Yeni Kerbelaların yaşanmaması için ders çıkartmalıyız'

'Yeni Kerbelaların yaşanmaması için ders çıkartmalıyız'

'Yeni Kerbelaların yaşanmaması için ders çıkartmalıyız'

'Yeni Kerbelaların yaşanmaması için ders çıkartmalıyız'
 

En Çok Okunanlar