'Kardeşlerimiz önümüzdeki bayramı evlerinde geçirmeli'

'Kardeşlerimiz önümüzdeki bayramı evlerinde geçirmeli'

600 civarında 28 Şubat ve FETÖ yargısı mağduru mahkûm yıllardır haksız yere cezaevinde tutuluyor. Çoğu 15-25 yıldır tutuklu bulunan bu mağdurların çilesinin sona ermesi için yükselen duyarlı sesler ise her geçen gün artıyor. Bu duyarlı seslerden biri de Türkiye Yazarlar Birliği Batman Temsilcisi Profesör Şemsettin Dursun... Dursun, dışarda olmaları halinde 15 Temmuz darbe girişimine direnenlerin başını çekeceklerine inandığı 28 Şubat mağdurlarının serbest bırakılmasını istedi.

"15 Temmuz'da şehit olan 28 Şubat mağdurları var"

"28 Şubat darbesi İslami camiaların bütün renklerine yapılmış korkunç bir darbedir." açıklamasında bulunan Dursun, "Biz 28 Şubat mağdurlarını kamuoyu önüne tekrar taşımak istiyoruz. Şu an itibari ile 600'e yakın 28 Şubat mağduru var. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan'ın bu sürecin bir an önce sonuçlanması noktasında talimatları olduğunu biliyoruz. Maalesef bürokrasi ve yargıdaki aksaklıklar sonucu bu mağduriyetler sonuçlandırılmamaktadır. 28 Şubat darbesi İslami camiaların bütün renklerine yapılmış korkunç bir darbedir ve bu mağdurlar 15 Temmuz darbe girişiminde dışarıda olmuş olsalardı aslanlar gibi meydanlarda olurlardı. Buna en somut örnek şehit Halil Kantarcı kardeşimizdir. Kantarcı 28 Şubat mağdurlarının sembol ismidir, genç yaşta mağdur edilerek, ailesi perişan olmuş ve 15 Temmuz darbe girişiminde şehit olmuş. Hem 28 Şubat mağdurlarının hem de 15 Temmuz darbe girişiminin sembol ismidir." dedi.

"Bu yiğit insanlar 28 Şubat darbesine direnmiş insanlardı"

Cezaevinde olan 28 Şubat mağdurlarının darbelere kahramanca direnmiş kişiler olduklarını söyleyen Dursun, "Biz buradan şunu çıkarıyoruz, aslında içerideki 600 yiğit insan şehit Halil Kantarcı gibi 15 Temmuz'a karşı olan insanlardır. Eminim şu anda içerde olan yaklaşık 600 mağdur, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında dışarda olsalardı, bunlar da tıpkı Şehit Halil Kantarcı gibi ya şehit olurlardı ya gazi olurlardı. Zira onların evde oturmaları mümkün değil. Bu yiğit insanlar 28 Şubat darbesine direnmiş insanlardı." ifadelerini kullandı.

"28 Şubat yargısının verdiği kararlar yok hükmünde"

28 Şubat yargısının verdiği kararların yok hükmünde olduğunu belirten Dursun, "Ben matematikçi olduğum için duruma bir de oradan bakalım. Adalet matematik gibi net olmalıdır, bunun değişkenlik göstermemesi gerekir. 27 Mayıs darbesi kötüdür, 12 Eylül darbesi kötüdür, 28 Şubat darbesi kötüdür, 15 Temmuz darbe girişimi de kötüdür. O halde bu darbe mağdurlarına karşı bizim son derece dikkat etmemiz gerekiyor. 28 Şubat davalarına bakan hâkim ve savcıların şu an bu mağdurlar ile birlikte cezaevlerinde olduklarını müşahede ediyoruz. 28 Şubat darbesini yapan hâkimler, savcılar ve bazı şefleri, amirleri, özellikle 28 Şubat mağdurlarına ceza verenlerin büyük bir çoğunluğunun onlar ile birlikte cezaevini paylaşmaları da hem trajikomiktir hem de paradoksaldır. Aslında bu davalar yok hükmündedir, zira bu davalara bakan hâkim ve savcılar iyice analiz edildiğinde, uçlarının FETÖ'ye dayandığını görüyoruz." diye konuştu.

Dursun konuşmasına şöyle devam etti: "Dolayısıyla 28 Şubat mağdurlarının tekrar, adil ve seri bir şekilde yargılanmaları ve altını çizerek söylüyorum, önümüzdeki Ramazan ve Kurban bayramlarını kendi aileleri ile birlikte geçirmeleri sağlanmalıdır. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere devlet yetkililerimizden isteğimiz adaletin tecelli etmesidir. Geciken adalet, adalet değildir, gerçeğinden yola çıkarak bir an önce bu adalet gerçekleşmeli. 20 yılı aşkın bir süredir içerde olan bu insanlarımıza bu bayramları fazla görmemek durumundayız."

"15 Temmuz gibi 28 Şubat'a direnmek de suç olmamalı"

15 Temmuz darbe girişimine direnmenin suç olmaması gibi 28 Şubat'a direnmenin de suç olmaması gerektiğini aktaran Dursun, "15 Temmuz darbe girişimine direnen suçlu mudur? İçerideki 600 insanın hepsi dışarda olan 28 Şubat mağdurları gibi aynı ruh yapısına, aynı yiğitliğe sahip insanlardır. 15 Şubat'a direnmek nasıl ki yiğitlik ve vatanseverlik ise 28 Şubat'a da direnmekte erdemli olmanın gereğidir. Bu erdemli insanlarımızın hukukunu savunmak, onları bir an önce tekrar yargılanmaları, adaletin tecelli etmesi noktasında büyüklerimizi bu hassasiyete davet ediyoruz. Bir şey ya doğrudur ya yanlıştır. Eğer doğru ise, doğru her yerde doğrudur, hak ve adalet dünyanın her yerinde kabul görür. Ne olursa olsun bütün darbeler, milletin hâkimiyetine, iradesine, hukuka, anayasaya, adalete, insanlığa karşı yapılmıştır. Dolayısıyla bu darbelerin yargısı da gayri meşrudur. 27 Mayıs darbesi kendi hukukunu, 12 Eylül kendi hukukunu oluşturmuş. Eğer bu darbeler doğru olmuş olsalardı, hukukları da doğrudur. Fakat bu darbeler doğru değildir, öyleyse bu darbelerin beraberinde getirdiği hukukları da doğru değildir." açıklamasında bulundu. (M. Fatih Akgül-İLKHA)  

Doğan Haber Ajansı'nın adı değişti

Doğan Haber Ajansı'nın adı değişti
 

En Çok Okunanlar