Oku emrinin muhatabıyız

Oku emrinin muhatabıyız

Bismillahirrahmanirrahim

Allah'ın ilk emrinin oku olmasının hikmeti insanoğlunun ne denli ilme ve bilgiye muhtaç olduğunun göstergesidir. Yüce yaratıcımız olan Allah'ın(CC) Kur'an-ı Kerim'de birçok defa kitaba, kaleme ve yazdıklarına yemin etmiş olması, kitap ve içindeki bilginin ne denli önemli olduğunu bize hatırlatır. Hz. Adem'den Hz. Muhammed'e kadar gelen birçok peygambere Rabbimiz kitap ve suhuf göndermiştir. Gelen kitap ve sahifeler insanoğlunun inanç ve akidesini, Allah'ın emir ve nehiylerine göre bir hayat sürmelerini emretmektedir.

Birey ve toplum olarak hak ve hukukları anne ve baba hakkı, yakın ve uzak akraba hakları ve buna benzer insanoğlunun hayatı sürecinde ihtiyacı olan her ne ise tümünü cenneti ve cehennemi, hesabı ve kitabı kısacası ‘'Emri'bil maruf nehy'anil münker'' misyonunu anlayıp yaşamak için insanoğlunu yalnız bırakmamıştır. Daima bahsedilen konularda insanoğluna kitap, suhuf ve uyarıcı göndermesi biz kullarını bilgilendirmesi O'nun rahmetinden ve adaletindendir. Allah' a hamd olsun ki bizler de Allah'ın oku emrinin muhatabıyız.

Günümüze baktığımızda İslam toplumları Rabbimizin oku emrini terk etmelerinden dolayı dünya heva ve hevesine dalmış olmaları, onlar için kaçınılmaz bir sonu hazırlayacaktır. Gaflete dalma ve bu şekilde ömür sermayemizi tüketmiş olduğumuz an da geri dönüşü olmayan bir yola girmiş olacağız. Gelin ömür sermayemizi henüz tüketmeden tekrar silkinip kendimizi Allah'ın razı olacağı kullar zümresine yazdıralım. Buna nasıl başlamalıyız? Allah(CC)'ın bu ayeti bizlere yol gösterir.

‘'Hiç bilen ve bilmeyen bir olur mu'' ayet bilginin ve ilmin önemini bizlere hatırlatır. Öğrenmenin yolu okumaktan geçer. Kişi okudukça zihin dünyası gelişir. Zihinsel dönüşüm olmadan toplumsal dönüşüm olmaz. Bunu pratiğe döktüğümüzde geniş bir bilgi girişimi oluşur. Ve çok okuyan insan haddini bilir. Hem yaratıcısına karşı hem de çevresindeki insanlara karşı. Bundan dolayı fenni ve şer'i ilimlerde kendimizi ve çocuklarımızı yetiştirmeliyiz. Zira mürekkebin akmadığı ve kitabın okunmadığı yerde kan akar, cehalet akar. İslam toplumu olarak yaralarımızı tedavi etmek için çokça okumaya ihtiyacımız var. Yıllarca İslam düşmanları farklı alanlarda Müslüman halkların önünü kapatmak için garip meşgaleler geliştirip sundular.

Bilgisiz birer toplum haline getirilen İslam toplumları bir karmaşa içinde bocalamaktalar. Geçmiş tarihlerde batılı ülkelerden birinde bir tv programı yapılır. Programda bir toplumu nasıl yıkabiliriz konusu işlenir. Konu dört başlık altında toplanır. Sırasıyla; yıkılması istenilen toplum önce bilgisizleştirilir, parası değersizleştirilir, ekonomisine karşı güveni kırılır ve kitap okumaya vakit bulamayacak kadar gereksiz şeylerle meşgul edilir. Bu dört konuda başarılı olunduğunda hedefteki toplumu rahatça yıkabilirsiniz diye noktalamışlardı.

Evet, bu ve buna benzer projelerle İslam toplumları büyük tahribatlara uğradı. Bu projelere karşı Müslüman birey kendini yetiştirmeli ve geliştirmelidir. Girdiği her ortamda İslami kimliğiyle söz sahibi olmanın yolu okumaktan geçer. Okumak bizi bilgiye ulaştırır, bilgi bizi çevremize faydalı bir birey kılar. Bu yüzden bir Müslüman bütün kötülüklerin anasının cehalet olduğu bilincine sahip olmalıdır. Hem dini hem de fenni ilimlerde kendini yetiştirmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki İslam dini söz ve kalem medeniyetidir.

Geçmiş yıllarda bir düşünürün konuyla ilgili yazısını okumuştum. Şöyle diyordu ‘Ben çocukken büyüdüğümde dünyayı değiştirmeliyim diye düşünüyordum. Büyüdüm ve dünyayı değiştiremeyeceğimi anladım, En azından ülkemi değiştirebilirim dedim baktım ona da gücüm yetmiyor sonra kendimi değiştirmeliyim dedim. Okuyup kendimi değiştirdim.'

Bizler de şunu iyi anlamalıyız ki, bilgili ve faydalı bir kul olmanın yolu okumaktan geçer.

Oku emrine muhatap olma duası ile…         Nurten Özer

 

En Çok Okunanlar