Kadim Dost

Kadim Dost

Tuba SAVRAN / DOĞRUHABER

Tüm dünyayı içimize hapsedip, özgür dünyamızda tek başına kaldığımız, adına yalnızlık dediğimiz o anın  kaçınılmaz fırsatlar sunduğunu hatırlıyoruz.

En güvendiğimiz yanımıza sırtımızı dayayıp dalıyoruz düşüncelere; yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı, ertelediklerimizi, öncelediklerimizi, şükürlerimizi, pişmanlıklarımızı...

Engellere takılmadan tam da olduğumuz gibi yaşadığımız bu dünyada kendimizle konuşur, itiraflarda bulunuruz…

Öyle sadık bir arkadaştır ki yalnızlık, istemedikçe terk etmez bizi. Ona her ihanet ettiğimizde, ihtiyacımız olduğu an tekrar gelir oturur yanı başımıza; önce kendini tanıtır. Sonra başlar anlatmaya. Her gün anlattıklarını tekrar dinleriz ilk defa duymuş gibi. Hayatı ve gerçeği öğretir. Tecrübeyi hatırlatır, kazançlarını ve kayıplarını…

Öfkeni sakinleştirir, dostluklarını pekiştirir. Bizi ipek böceği gibi yetiştirir adeta. 

Terbiye ediciyi (CC) hatırlatır. Yalnızlığın ancak kendisine mahsus olduğu gerçeğini… Emirlerini, nehiylerini…

Ahiret endişesini perçinleştirir. Bir başımıza uyanacağımız günde, bir başımıza hesaba çekileceğimizi hatırlatır. Ölüm gerçeğini kondurur ensemize. Döktüğümüz soğuk terleri siler bedenimizden, bir dost misali... 

Anlatmaya devam eder yalnızlık. Bir Gözetici'nin (CC) varlığını. Gerçek sahibin O, dönüşün ancak kendisinde olduğunu anlatır da durur...

Nimetleri, şükür sebeplerini hatırlatır… Nankörlüğümüzü yüzümüze vurur. Dedik ya, kadim dosttur yalnızlık, dost acı söyler…

Sonra tövbeyi anlatır uzun uzun… Rahmet kapısının genişliğini. Korku ile çarpan kalplerimizi alır avucunun içerisine hafifçe sıkar, tekrar bırakır. Bağrına  basar ve teselli eder bir anne şefkati misali…

 

En Çok Okunanlar