Ölüme rağmen gamsız yaşamak

Ölüme rağmen gamsız yaşamak

 MERYEM KİRAZ / DOĞRUHABER

Ebu Zer(RA) şöyle rivayet ediyor:

Ben "Ey Allah'ın resulü size Hz. İbrahim ve Hz. Musa'nın suhufunda olanlardan herhangi bir şey indirildi mi? diye sordum, şu cevabı verdi; “Ey Ebu Zer! (evet, şu mealdeki ayetleri indi deyip okudu)  Şüphesiz iyi temizlenen ve rabbinin adını zikredip de namaz kılan kimse umduğuna erişmiştir. Belki siz dünya hayatını  (ahiretten) üstün tutarsınız. Hâlbuki ahiret daha hayırlı daha süreklidir. Şüphesiz ki bunlar daha evvelki sahifelerde  Hz. İbrahim ve Hz. Musa'nın sahifelerinde var.” (A' la 14-19)
Ben tekrar sordum: "Ey Allah'ın resulü Hz. İbrahim ve Hz. Musa'nın suhuflarında ne vardı." Bunlarda, dedi hep ibretli şeyler vardı. (Mesela şöyle denmişti): “Ölümü görüp bildiği halde gamsız kedersiz yaşayana şaşarım, cehenneme kesin inandığı halde gülene şaşarım, içinde yaşayanlarla birlikte dünyanın değiştiğini gördüğü halde ondan tatmin bulana şaşarım. Kadere inanıp ta ( haram helal ayrımı yapmadan hırsla mal peşinde) yorulana  şaşarım. Ahirete inanıp ta o maksatla çalışmayana şaşarım.” ( Kütübü Sitte ) 862

Hadisi şerifi ve ayeti okuduğumuzda insanın yaratıldığı andan itibaren insanda dünya sevgisi bulunduğunu ve rabbimizin her peygambere onları uyarmasını ve ebedi alem olan ahirete yatırım yapmalarını emretmiştir. Bu ayet ve hadis aynı zamanda tam da yaz ayları bitiminde kışa hazırlık aylarında insanı şöyle bir tefekküre götürüyor. Malum kışa girmeden yaz ayları müddetince bilhassa kadınların kışa harıl harıl hazırlık yaptığını görmekteyiz. Memlekete gidenler memleketlerinden has kuru meyveler, dolmalıklar, baharatlar, reçeller, turşular vb. birçok gıdayı usulüne uygun hazırlayıp evlerine getirdiler. Yine pazarlardan konserve için mevsim sebzeleri alınıp hazırlandı dolaplara yerleştirildi. Peki, neden bu hazırlıklar acaba? Bizler neden geçici bir kaç ay için bu kadar çaba sarf ediyoruz. Yoksa market ve pazarda mevcut değil mi bu gıdalar. Aslında önceleri yoktu ama şimdi her şey var, ama biz toplum olarak hem daha doğal daha ekonomik hem de kendi damak zevkimize göre hazırlamaktan zevk alan bir toplumuz. Hepimiz konserveler, turşuları ve reçelleri yapınca annelerimizin bismillah diyerek evlatlarımızla sağlıkla yemeği nasip et diyerek büyük bir özveri ile yaptıklarına şahit olmuşuzdur. Bunları hazırlarken bazen "Acaba yemek nasib olur mu?" Ya da acaba kimin kısmeti olacak diye bir düşünce de gelir bazen akıllara. Çevremizde çoğumuz duymuşuzdur," nasıl da özenerek yaptı ama yemek nasip olmadı" Acaba bize de nasip olacak mı?

Evet, biraz düşününce aslında her şey hal dili ile bize mesaj veriyor. Bakın eğer yazdan hazırlık yaparsanız kışın çok rahat edersiniz hem maddi hem manevi çok rahatlarsınız misafir geldiğinde ya da eşinize çocuklarınıza her zaman vereceğiniz bir şeyler var dolabınızda diyorlar. Biraz daha kulak verdiğimizde yine bu dünyanın ahiretin tarlası olduğunu haykırıyorlar. Eğer dünyaya değil de ahirete yatırım yaptığınızda, mahşere hazırlıklı gittiğinizde, hesap sorulduğunda eğer yanında Allah'a kulluk itaat götürmüşsen hiç yorulmayacaksın. Nasıl ki misafir gelince hemen bir şeyler dolaptan çıkarıp onlara mahcup olmadan ya da evladımızı kimseye muhtaç etmeden doğal olarak beslediğimiz zaman mutlu oluyorsak, mahşerde de kulluğumuz nispetinde mutlu olabiliriz. Eğer namazlarımızı kılmış isek oruçlarımızı tutmuş ve Kur'an eksenli yaşamaya gayret etmiş isek biraz da nafile ibadetler zikirler sadakalar vermiş isek mizanda hesabımız kolay olacak. Nasıl ki hazırlık yapan kişinin dolapları dolu ise ahirete hazırlık yapan kişi de orda rahat hesap verir. Bizler ebedi âlemin yolcularıyız ama ne hikmet ise bu geçici ömre verilen ehemmiyet ahiret yurduna verilmiyor. Nedense hiç bir beşer ölümü kendine ve yakınlarına yakıştırmıyor. Sonbaharın şu günlerinde ağaçlar yaprakları ile çevremizdeki otlar, böcekler lisan-ı hal ile ölümlü her canlının öleceğini haykırıyor. İnnelillah ve inne ileyhi raciun madem ölüm var hesap var peki bu pervasızlık niye? Bir kış ayı için bu hazırlıklar yapılırken, tekrar dönüşü olmayan telafisi olmayan ahirete bu umursamazlık niye?"

 

En Çok Okunanlar