Hakiki hayata giden yol: KANAAT

Hakiki hayata giden yol: KANAAT

Kanaat; kişinin Allah'ın kendisine dünya nimeti olarak verdiği paya rıza göstermesi demektir. Allah-u Teâlâ, insanların dünya hayatının süs ve câzibesine aldanarak ahireti unutmaması için, Kur'an-ı Kerîm'de dünya hayatının geçiciliği ve değersizliğini vurgulamış, ahiret hayatının tercih edilmesi gereken bir gerçek olduğunu anlatmıştır.

“Dünya hayatı eğlenceden, oyuncaktan ibarettir. Ahiret hayatı hakiki hayattır. Bilselerdi (ahireti tercih ederlerdi)” (Ankebut / 64)

Kur'an-ı Kerim insanın ‘tama' ettiği nimetleri sıralayarak bunların ahiret hayatı açısından asıl gaye olmadığını anlatmaktadır.

“İnsanın gönlünü çeken kadınlar, oğullar, kantarla altın ve gümüşler, nişanlı atlar, davarlar, ekinler sevgisi insanlara hoş gösterildi. İşte bunlar dünya hayatında istifade edilecek şeylerdir. Asıl barınılacak yer Allah nezdindedir.” (Âl-î İmrân / 14)

Bu ayetler dünya nimetlerinin kıyasla değersizliğini anlatması açısından, sonsuz ve sürekli olan ahiret nimetlerine insanı teşvik etmektedir. Bu açıdan insanın manevî faziletlere teşvik edilmesi, dünya nimetlerine karşı insan nefsindeki istekleri törpüleyecektir.

Nitekim Hz. Peygamber (SAV) ahiret hayatının merkeziyetini, temel gaye ve hedef olduğunu; dünya hayatının ahirete göre düzenlenmesinin gerekliliğini şöyle anlatmaktadır:

“Allah'ım, hayat ancak ahiret hayatıdır.” (Buharî)

Hz. Peygamber dünya malları karşısındaki tavrını şöyle belirtmiştir:

“Eğer benim Uhud Dağı kadar altınım bulunsa, borç için sakladığımdan başka, ondan yanımda bir dirheminin üç gece kalmaması beni sevindirir.” (Buharî).

Sa'd b. Ebi Vakkas, oğluna şöyle nasihat etmiştir:

“Oğlum! Zenginlik istediğin zaman, onunla beraber kanaat de iste. Çünkü kanaati olmayanı, servet zengin etmez.”

Bu nasihatten de anlaşılabileceği gibi kanaat ruhî ve ahlâkî bir vasıftır. Kanaat, bazen kişinin yaptığı amellerde orta yolu takip etmesi anlamında da olabilir.

Nitekim Abdullah b. Amr- b. el-As, Hz. Peygamber (SAV)'in yanına gelmiş namaz ve oruç hakkında tavsiye istemiştir. Hz. Peygamber (SAV)'in az şeyler tavsiyesine rağmen, daha fazla yapmaya gücü yeteceğini söyleyen Abdullah b. Amr, zayıflayıp ihtiyarlayınca hayıflanıp şöyle demiştir:

“Keşke Hz. Peygamber (SAV)'in bana emrettiği şekilde ibadet etmeye kanaat ederek razı olsaydım!” (Ahmed bin Hanbel)

Kanaat, bitmez tükenmez bir hazinedir. Hz. Peygamber hep şöyle dua ederdi:

“Ya Rab verdiğin rızıkla beni kanaatkâr kıl ve rızkı benim için mübarek eyle.” (Keşfü'l-Hafâ)

Hz. Peygamber kanaati ve kanaatin neticesini şu veciz ifadeleriyle özetlemiştir:

“Kanaatkâr ol ki, insanların Allah'a en çok şükredeni olasın.” (İbn Mâce)

 

En Çok Okunanlar