Dünya Sevgisine Dair

Dünya Sevgisine Dair

Ariflerden biri der ki: “Ey insanlar! Amellerinizi düşünerek taşınarak işleyin. Hiç bir zaman Allah korkusunu kalbinizden çıkarmayın. Uzak vadeli emeller ile oyalanarak ölümü unutmayın. Dünyaya sakın bel bağlamayın, çünkü o gayet aldatıcı ve gaddardır, üstten bakarak gözünüzü boyar, boş vaadler ile aklınızı başınızdan alır, süslenip püslenerek kendisine talib çeker. Böylece bakışlar ona dikilir, kalpler ona tutulur, nefislere maşuk olur. Oysa nice peşinden koşan aşığın kanına girmiş, nice ona gönül bağlayanı yüzüstü bırakmıştır. Ona gerçegin gözü ile bakın. O sayısız belaların yurdudur. Onun yenisi yıpranır, mülkü elden gider, ileri gelenileri gün gelir, itibarını yitirir, çoğu azalır, sevgisi ölür, iyiliği kaybolur. Gelin bu gaflet dalgınlığından gözlerinizi açınız…

Ariflerden biri bir sultana söyle der:

"Dünya en cok hor görmesi gerekenler, bolluk içinde yüzenler ve orada her istediğini elde edenlerdir. Çünkü her an malın varlığını altüst edebilecek teşkilat ve düzenini bozacak, saltanatını temellerinden yıkacak bir felaketin baş göstermesini yahut vücuduna bir hastalık mikrobu sızarak yatağa düşmeyi, yakınlarından kıskançlığa esirgediği bir varlığından ansızın ayrı düşmeyi bekleyebilir. O halde horlanmaya en layık olan nesnelerin başında dünya gelir. Cünkü o verdiğini yine alır, bağışladığını geri ister. Birinin yüzüne gülerken aynı anda başkasına göz kırpar, biri için için ağlarken az sonra ona karşi gülenlere katılır, daha şimdi vermek için uzattığı eli göz yumup açana kadar geri almak üzere uzatır, bugün başına taç kondurduğu kimsenin yarın mezarını kazar. Kimin gittiği, kimin kaldığı onun icin önemli değildir. Kalanı gidenin halefi olarak benimser, herkesi herkesin yerine kabul eder."

Bir gün Hazreti Ali (ra) şu hutbeyi okudu:

“Bilesiniz ki, siz bir gün öleceksiniz, öldükten sonra dirileceksiniz, dünyada işlediğiniz ameller didik didik incelenecek ve onların karşılığını göreceksiniz. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Çünkü o belaya bürünmüştür, geçiciliği ile tanınır, gaddarlık en bilinen özelliğidir. Oradaki her şey batmaya doğru yol alır. O dünyalılar arasında ondan ona geçer, biri tarafından diğerine atılır. Hiç bir hak istikrarlı değildir, ansızın çöken belalardan korunmak elde değildir. Orada nefsi arzularına kapılarak başıbos yaşamak Allah (cc) tarafından kınanmıştır, bolluğu devamsızdır. İnsanlar, dünyanın ok atacağı birer hedeftir, onları teker teker ölüm tuzağına düşürür. Herkesin oradaki süresi bellidir, payı ölçülüdür. Ey Allah'in kulları! Biliniz ki, bu dünyada sizin durumunuz sizden önce gelip geçenlerden farklı değildir. Onlar sizden daha uzun yasamışlar, sizden güçlü hakimiyetler kurmuşlar, sizinkilerden daha evler yapmışlar ve daha dayanıklı eserler dikmişlerdir. Fakat günün birinde uzun yıllar yankılanan eserleri kesildi, duyulmaz oldu, kemikleri çürüdü. Muhteşem köşkleri harabeye dönüştü. Etrafi surlar ile çevrili köşklerden, ipekli yataklardan, koltuk yastıkları arasında ayrılarak mezar taşı ile örtülü, zemini çakıllı mezarlara taşındılar.

Mezarlıkları eski konaklarına yakındır, fakat içindekiler yapayalnızdır, Yakın yerlerde oturmalarına rağmen, aralarında dost ya da komşular gibi karşılıklı gidip gelme yoktur. Aralarında nasıl komşuluk münasebetleri olsun ki, eskileri geçen günlerin değirmen taşı un gibi öğütmüş, böcekler ve toprak vücutlarını yemiştir. Bir zamanlar yaşıyorken artık sadece ölüdürler, canlılığın parlaklığından sonra simdi kupkuru kalıntılardan ibaret kaldılar, yakınlarını ansızın kayıp verme acısında boğarak toprak altına göçtüler, heyhat yine heyhat ki, artık geri dönecek değildirler!”

İMAM GAZALİ – KALPLERİN KEŞFİ

En Çok Okunanlar