YÜKLENİYOR

2017 BÖYLE OLMASIN!

2017 BÖYLE OLMASIN!
■ AHMET KÖLGE- RUHULLAH ŞAYIK- DOĞRUHABER
 
İslam coğrafyasının uzun yıllardır emperyalistler tarafından fiili/fiziki ve kültürel işgali devam ederken, özellikle ümmet içerisine ekilen fitne tohumlarının 2016 yılında kabuğundan sıyrılması hafızalardan silinmeyecek acı olaylar yaşattı. Küresel emperyalizm; dağılan, zayıflayan, güçsüz düşen İslam milletlerine sinsice ve gaddarca yöntemlerle saldırarak yüzbinlerce Müslümanın ölmesine, milyonlarcasının mülteci durumuna düşmesine ve şehirlerin harap olmasına neden oldu. Başta Suriye olmak üzere; Irak, Yemen, Bahreyn, Afganistan, Mısır ve Libya'da yaşananlar tarihin kanlı sayfaları arasına girerken, Arakan'da Budist çetelerin Müslümanlara yönelik barbarlığı ise insanlık tarihinin kara sayfaları arasında yer aldı. 2016 yılında İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde unutulmaz acılar yaşanırken, Türkiye'de de PKK/HDP'nin çukur siyaseti, Suriye savaşının acı yansımaları ve ABD destekli FETÖ darbe girişimiyle devam eden olaylar 365 gün boyunca gündemi sıcak tuttu. Yaşanan bu acı dolu gelişmeler Müslümanlara “2017 böyle olmasın!” dedirtiyor…
 
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ: 248 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
 
Uzun bir hazırlık yapıldığı belli olan darbe girişimi İstanbul'da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün jandarma tarafından kapatılması ile başladı. Kısa süre sonra F-16 savaş uçakları meclis üzerinde uçuş yaparak parlamentoyu dört kez bombaladı. Muğla'nın Marmaris ilçesinde bir otelde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı SAT komandolarınca suikast girişiminde bulunuldu. Gelişmeler üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, CNN Türk'te FaceTime aracılığı ile gerçekleştirdiği bağlantıda darbecilere hiçbir şekilde imkân tanınmayacağını ifade ederek halkı darbeye tepki göstermek için meydanlara ve havalimanlarına çıkmaya davet etti. Çağrının ardından, Türkiye'nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlendi. 
 
16 Temmuz sabahı, TSK ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin gerçekleştirdiği operasyonlar sonucunda ve halkın da ölümüne direnişiyle darbe girişimi bastırıldı ve askerler silahları ile birlikte teslim oldu. Olaylar sonucunda 248 kişi katledildi, 1491 kişi yaralandı, farklı rütbelerden 8036 asker gözaltına alındı. Yargı ve sivil siyaset mensupları dâhil olmak üzere toplam gözaltı sayısı 22 Temmuz tarihi ile birlikte 10 bini buldu. Bunun yanı sıra askerî, idari ve adli kurumlarda birçok kişi görevden alındı. Son rakamlar tutuklananların sayısının 40 binin üzerine çıktığını gösteriyor.
 
ÇUKURLARDA SÖNEN HAYATLAR
 
2016 yılı PKK tarafından başlatılan ve HDP tarafından desteklenen “Özyönetim felaketi”ne sahne oldu. Diyarbakır/Sur, Cizre, Nusaybin, Şırnak ve Silopi başta olmak üzere bazı yerleşim yerlerinde özyönetim ilan ettiğini söyleyen PKK, buralarda çukurlar kazdırarak geçişleri kontrol altına aldığını duyurdu. Avrupa basını çukurların arkasına çağrılarak “özyönetim rezaleti” dünyaya bir devrim hareketi olarak duyuruldu. Buna yönelik asker ve polis tarafından operasyonlar yapıldı. Aylarca süren operasyonlarda yüz binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Operasyonların neticesinde yedi binden fazla genç, devletin tank ve ağır silahları karşısına çıkarılarak çukurlara ve özyönetime kurban edildi. Bazı yerlerde operasyonların uzun sürmesinde asker ve polis içindeki FETÖ unsurlarının etkisi olduğu sonradan ortaya çıktı.
 
Operasyonlar bittiğinde uzun süre operasyon bölgelerine girişlere izin verilmedi. Evleri tahrip olan insanlar ciddi mağduriyetler yaşadı. Bu kadar çok ölüm ve tahribattan sonra PKK eşbaşkanı Cemil Bayık, “Devletin bu kadar şiddetli bir şekilde üzerimize gelmesini beklemiyorduk” açıklaması yaptı.
 
HALEP'TE KATLİAMLAR
 
Suriye'de Beşşar Esed rejimi ve destekçilerinin özellikle 15 Kasım sonrası Halep kent merkezinin doğusunda muhaliflerin kontrolündeki sivil yerleşimlere havadan ve karadan başlattığı saldırılar Aralık ayının ortalarına kadar sürdü. On binlerce insanın çok ufak bir bölgede sıkışıp kaldığı Halep'te, Esad ve Rus uçaklarının havadan bombardımanlarında binlerce insan hayatını kaybetti. Yaralıların tedavi edilemediği, yiyecek sıkıntısının baş gösterdiği büyük bir insani dram yaşandı.  Yoğun bombardımana tutulan Halep'ten, Türkiye ve Rusya'nın girişimleriyle 15 Aralık tarihi itibariyle tahliyeler başladı. Doğu Halep'ten sivil ve muhaliflerden oluşan 44 bin kişi tahliye edildi.
 
ARAKAN'DA SOYKIRIM VE KATLİAMLAR
 
Rohingya'da Müslüman azınlığa karşı başlatılan soykırım, Budist Rahiplerin 3 Müslüman gencin üzerine attıkları iftiranın alevlenmesi ile başladı.  Öncelikle 3 kişilik bir Budist Rahip grubu, 26 yaşındaki Burmalı bir kadına tecavüz edip ardından onu öldürdüler. Kadına tecavüz eden 3 kişiden birisi, kendisinin erkek arkadaşıydı ve kısa süre önce kadın tarafından terk edilmişti. Fakat aynı kadına tekrar geri dönmek istemesine rağmen, kadın tarafından reddedildi. Bunun ardından aynı kadın kendisine farklı bir erkek arkadaşı buldu. Bu durumu kaldıramayan eski erkek arkadaşı, yanına 2 kişiyi de alarak önce kadına tecavüz etti ve daha sonra da onu öldürdüler. Katil Budist Rahipler, öldürdükleri kadının cesedini, bölgede bulunan bir Müslüman köyünün yakınlarına bırakıp kaçtılar. Cesedin bulunmasının ardından Budist Rahipleri ve Burma Hükümet yetkilileri kadının başına gelen hadiselerden ötürü Müslümanları sorumlu tuttular. Neticede 3 tane masum Müslüman genç tutuklandı. Tutuklanan gençlerden bir tanesi dövülerek öldürüldü. Diğer ikisi de mahkeme tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. Böylece hükümet, bir iftira vasıtası ile tüm dünyanın gözü önünde Müslümanlara karşı bir soykırımın ilk tohumlarını atmış oldu... Bu hadiseyi takip eden aylarda, birçok radikal rahip, Burma içerisinde ve dışarısında Rohingyalılara karşı bir anti-propoganda başlattılar. Bu propaganda sonucunda azgın Budistler yıllardan beridir on binlerce Müslümanı, kadın-çocuk demeden katletti. BM tarafından yayınlanan raporlarda “dünyanın en çok zulüm gören topluluğu” olarak adlandırılan Rohingyalılar, zulüm ve vahşetin pençesinde kıvranmaya devam ediyor.
 
YEMEN'DE İÇ SAVAŞ
 
Orta Doğu'nun en yoksul ülkesi Yemen, Husilerin kontrol alanlarını genişletmesi ve hükümet ve ordu güçlerinin bölünmesiyle son yılların en büyük siyasi krizlerinden birini yaşıyor. Nüfusun üçte birini oluşturan Husiler, kuzeydeki Suudi sınırına yakın bölgeyi uzun süredir kontrol altında tutuyor. Grup, çatışmaların başlamasıyla da başkent Sana ve liman kenti Aden'e giden ve çatışmaların merkezinde kalan ana yolları ele geçirdi. 
 
Husiler, 1962'ye kadar neredeyse 1000 yıl boyunca ülkenin kuzeyini yönetti. Grubun lideri Bedreddin el Husi, 2004 yılında gerçekleştirdiği isyan neticesinde Yemen ordusu tarafından öldürüldü.
 
İç karışıklıklar sonrası Yemen'i terk etmek zorunda kalan ülkeyi 33 yıl boyunca yöneten diktatör Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih, görevde olduğu yıllar boyunca Husiler'e savaş açmış olmasına rağmen grupla şimdi ittifak halinde. Bu ittifak sebebiyle ordu da bölünmüş durumda. Askerlerin bir bölümü eski Devlet Başkanı, diğerleriyse görevdeki Cumhurbaşkanı Mansur Hadi için savaşıyor. 
 
Ülkede istikrarsızlığı tetikleyen unsurların başında zayıf yönetim, yolsuzluk, kaynakların yok olması ve zayıf altyapı geliyor. Bunun yanı sıra ülkede güçlü bir desteğe sahip olan Yemen el Kaidesinin varlığı da sürekli bir gerginlik havasının oluşmasına neden oluyor. 
 
Yemen'de çatışmalar 2015'te Husilerin, yönetime isyan ederek ülkenin büyük kısmını ele geçirmesi ile şiddetlendi. Cumhurbaşkanı Mansur Hadi ise Suudi Arabistan'ın desteği ile Husi isyanını bastırmaya çalıştı. Ancak karmaşa sivilleri vurdu. Saldırılarda binlerce insan hayatını kaybederken geride kalanlar da açlık ve yokluğun pençesinde kıvranıyor. Özellikle çocukların açlıktan öldüğü Yemen'de on dakikada bir çocuğun ölüğü UNICEF tarafından açıklandı. Uluslararası gözlemciler ve yardım kuruluşları ülke nüfusunun yüzde elli birinin açlık tehlikesi yaşadığını duyurarak bu insani drama arşı önlem alınması çağrısında bulunuyor.
 

En Çok Okunanlar
Page generated in 1498275243.68 seconds.