Efendimiz 'e Kardes Olmak

Efendimiz 'e Kardes Olmak

YUSUF TOPRAK

Efendimiz (asm) bir gün sahabeyi de yanına alarak hep birlikte mezarlığa gittiler. Mezarlığın içinde yürürlerken Efendimiz (asm) bir mezarın başında durdu ve buyurdu:

“Selâm sizlere ey müminler topluluğunun diyarı! Allah'ın selamı üzerinize olsun. İnşallah biz de size katılacağız. Kardeşlerimi görmüş olmayı ne çok arzulardım.”

Oradan bulunan sahabeler şaşırmışlardı. Efendimiz (asm) kardeşlerim demişti. Efendimiz (asm)'e sordular:

“Bizler senin kardeşlerin değil miyiz ey Allah'ın Rasulü?

Efendimiz (asm) sahabeye baktı, soru soran bakışlar vardı. Şöyle buyurdu Allah Rasulü (asm):

“Sizler benim ashabımsınız. Kardeşlerim ise henüz dünyaya gelmemişlerdir. Onlar beni görmeden sevenler, beni görmeden bana iman edenlerdir.

Sahabeler aldıkları cevaba bir soru daha eklediler:

“Pekala, daha dünyaya gelmemiş olan o kişileri nasıl tanırsınız?”

Efendimiz (asm) sahabenin sualine şöyle cevap verdi:

“Düşünün… Bir adamın yüzü ve ayakları beyaz bir atı var. O adam tamamı siyah olan bir at sürüsü içerisinde bu beyaz atı bulamaz mı?”

Sahabeler kesinlik ifade eden bu cümleye:

“Elbette bulur ya Rasulallah(asm)” dediler. Bu cevap üzerine Efendimiz (asm) buyurdular:

“İşte o kimseler, mahşer yerine abdest izleri bembeyaz olduğu halde geleceklerdir. Onlar geldiğinde Kevserden ikram etmek için önceden kevserin başına gideceğim ve onları orada bekleyeceğim.”

Keskul

Hırsızın Hilesi:

Adamın birinin bir koçu vardı. Boynuna bir ip bağlamış ardından çekip götürüyordu. Etrafta gezinen bir hırsız adamın dalgın olduğunu fark etti. Hırsız adamın peşine takıldı. Fırsatını bulduğu bir anda arkadan sessizce yanaşarak ipi kesti. Koçu alıp götürdü.

Adam bir müddet yürüdükten sonra arkasına bir de baktı ki koç yok. Koçun çaldıran adam feryat figan bağırarak sağa sola koşmaya başladı. Bu sırada hırsız bir kuyunun başına gelmiş: “Eyvahlar olsun, Eyvahlar olsun..!” diye bağırıyordu. Adam hırsızın yanına gelince merak etti. Bir an için kendi derdini unuttu: “Neden bağırıyorsun, ne oldu” diye sordu.

Hırsız, “Kuyuya altın torbam düştü, perişan oldum. Yüzmeyi de bilmem ki kuyuya inip altınlarımı çıkarayım. Eğer kuyuya inip altınlarımı çıkarabilirsen gönül rahatlığıyla sana beşte birini veririm. Altın torbamda yüz altın var. Beşte biri senin olur. Adam bu teklifi karşısında hiç tereddüt etmeden soyundu. Elbiselerinini hırsıza teslim etti ve kuyuya indi. Adam kuyuya inince hırsız elbiselerini de alıp kaçtı.

Adam; koçu bulma hevesiyle yanıp tutuşurken, dolaşıp dururken, elbiselerinden de oldu. Hem koç gitti hem de elbiseler…

FETVALAR

✒SORU: Abdestinde şüphe eden kimse tekrardan abdest almalı mıdır?

CEVAP:  Bir kimse abdestli olup olmama konusunda şüphe ederse bakılır; eğer şüphesi abdest alıp almamasıyla ilgiliyse abdestsiz olduğuna hükmedilir. Yok eğer abdest alıp almadığına değil de abdestinin bozulup bozulmadığı hususunda şüphe ediyorsa o zaman abdestli sayılır. Çünkü yakin olan abdest durumu şüphe ile giderilmez.

Konuyla ilgili İmam Nevevî (Allah kendisinden razı olsun) Minhac adlı fıkıh kitabında şunlara yer veriyor;

Bir kimse, abdestli veya abdestsiz olduğunu kesin olarak bilir ve bunların aksine şüpheye düşerse kesin bildiği duruma göre hareket eder. Şayet abdestli veya abdestsiz olduğunu kesin olarak bilir de hangisinin önce vuku bulduğunu bilmiyorsa en sahih kavle göre bir öncekinin zıddı ile amel eder.

SURELERİ TANIYALIM

KEHF SURESİ:

Sure adını; ilk defa dokuzuncu ayette olmak üzere, birkaç yerde geçen “Kehf” kelimesinden almıştır. Kehf mağara anlamına gelmektedir. Bu surede Ashab-ı kehf (mağara arkadaşları) kıssası anlatılmakta, ibretler ve dersler sunmaktadır…

Mekke döneminin son yıllarında inmiştir. 28. Ayetin Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir.  110 ayetten oluşur. Nüzul sıralamasında 69. Sure olup Ğaşiye suresinden sonra, Nahl suresinden önce indiği rivayet edilmektedir.  Rivayetlere göre bu sure Yahudilerin teşvikiyle bazı müşriklerin Hz. Peygamber'e gelip Ashab-ı Kehf, Zulkarneyn ve ruhun mahiyeti hakkında soru sormaları üzerine inmiştir.

Sure “elhamdülillah” ibaresiyle başlayan beş sureden biridir. Bu şekilde başlayan sureler: Fatiha, En'am, Kehf, Sebe ve Fâtır sureleridir. Bu başlangıç Allah'ın yüceliğini kabul ediş ve verdiği tüm nimetlere şükür ve övgüdür…

Bera b. Azib'in bildirdiğine göre sahabeden Üseyd b. Hudayr, Kehf suresini okurken, evinde bulunan at ürkmüş ve deprenmeğe başlamıştı. Bunun üzerine Üseyd: “Ya Rab! Sen afetten koru” diye dua etti. Bunun üzerine onu duman veya bulut gibi bir şey kapladı. Sonra Üseyd, bu olayı Hz. Peygamber (s.a.)'e anlattı. Resulullah: “Oku ey Üseyd. Çünkü o bulut gibi görünen şey Sekine'dir; Kur'an dinlemek için yahut onu tebcil için inmiştir” buyurdu.

Peygamber Efendimiz bazı hadislerinde Kehf suresinin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:

‘'Kehf Suresi indiğinde 70 bin melek onunla birlikte inmiştir. Her kim Kehf Sure'sini cuma günü okursa Allah-u Teala onun günahlarını af eder.''

‘'Kim Kehf Suresi'nin başından 10 ayet ezberlerse, Deccal'in şerrinden korunur.''

‘'Kehf Suresi okunan haneye o gece şeytan girmez”

Abdullah bin Mes'ud şöyle buyurmuştur:

‘'İsra, Kehf ve Meryem sureleri ilk nazil olan surelerdir. Bu sureler benim ilk servetimdir.''

Bu Surede genel itibari ile şu konular işlenmiştir:

Yüce Allah'ın varlığı, birliği ve yüceliği, 

Kâfirlerin olumsuz davranışlarına karşı Hz. Peygamber'e öğütler, 

Ashab-ı Kehf kıssası,

Hızır ve Zülkarneyn kıssaları, 

Müminlerin ve inkârcıların dünya ve ahiretteki durumları. 

ER-REZZAK

Allah'ın güzel isimlerinden olan Er-Rezzak, bol nimet ve rızık veren, her varlığın ihtiyacını karşılayan, ruh ve bedenlerin gıdasını yaratan ve rızık ihsan edici anlamlarına gelmektedir.

Rızık iki kısımdır. Bedenin ihtiyacını karşılayan gıdalar ve ruhun ihtiyacını karşılayan gıdalar…

Bedensel ihtiyaçlar, yeryüzünde yaşayan bütün canlıların ayakta kalabilmeleri ve canlılık fonksiyonlarını idame edebilmeleri için farklı yollarla bedenlerine aldıkları maddi yiyecek ve içeceklerdir. Rabbi Zü-l Celal her canlının rızkını göndermekte hiç birine haksızlık etmemektedir. Karada yaşayana, denizde yaşayana… Küçüğüne-büyüğüne, etoburuna, otoburuna… dinlisine-dinsizine...

Bu kadar farklılığa bir anda rızık vermek sadece Er-Rezzak olan Allah'ın gücü kudreti ile olur. Başka hiçbir varlık bunu başaramaz.

Allah (cc) Er-Rezzak ismi şerifi ile kupkuru topraktan ağaçları, kupkuru dallardan da en leziz meyve ve sebzeleri çıkartandır. Kan ile dışkı arasından hiç birine karışmayan tertemiz sütü akıtandır… Mübarek hayvanları süt çeşmesine, yumurta fabrikasına, bal makinasına çevirendir…

Ruhsal Gıdalar…

Hiç düşündük mü, et parçası olan şu kalbin nasıl sevgi beslediğini?

Basit bir kıkırdaktan oluşan şu kulağın nasıl duyduğunu, latif müziklerden nasıl hoşnut olduğunu…

Ayağa gitme emrini veren aklın nasıl beslendiğini…

Evet, dünyevi rızıklar bedeni ayakta tutar, ancak hiçbir zaman kalbin ve aklın ihtiyaçlarını göremez. Ya Er-Rezzak olan yüce zat sadece bedeni gıdaları bize verseydi. Ne olurdu acaba hiç düşündük mü?

Rızık sadece refah seviyesini yükseltip, manevi duyguları görmezden gelmekle verilmez. Avrupa'nın içine düştüğü bataklık bundan başkası değildir. Er-Rezzak olan Allah'ın manevi rızıklarına sırt çevirmeleri onları bu hale getiren sebep değil midir?

Ey Er-Rezzak olan Allah'ım bizleri maddi ve manevi rızıkla nimetlendir. Kalbimizi ve bedenimizi sana itaat edenlerden eyle…

En Çok Okunanlar