Darbelere sebep olan ezanlardan, ezanlarla durdurulan darbelere

Darbelere sebep olan ezanlardan, ezanlarla durdurulan darbelere

Eski başbakanlardan Adnan Menderes, 27 Mayıs darbesinin ardından 17 Eylül 1961 tarihinde idam edildi. Bu tarihin üzerinden 55 yıl geçti. Bu sene-i devriye darbelerin hazin sonlarını tekrardan gündemimize koyuyor. Ancak “Darbelerin dünü bugünü” diye yazdığımız yazı halen tazeliğini koruyor. Bu nedenle biz bu hafta darbelerin ezan ile ilgisini konu edinip, arapça ezanın türkçeleştirilmesini, sonra Menderes zamanında tekrar arapçalaştırılmasını, bu gibi uygulamalar nedeniyle Menderes'in idam edilmesini ve en sonunda 15 Temmuz gecesi darbeyi engelleyen unsurlardan biri olan ezanı işleyeceğiz.

İslam'ın Şiarlarından Ezan:

İslam'ı diğer din ve ideolojilerden ayıran, tanınmasına vesile olan işaret ve sembollere şiar denir. Hz. Peygamber (SAV), Medine'ye hicret ettikten sonra Ashabın camiye çağırılması için, insan sesinden istifade etme yöntemine müracaat etti.  Bu iş için sesinin güzelliği de göz önüne alınarak, Hz. Bilal'e görev verildi. Hz. Bilâl uygun bir yere çıkıp ezan okumaya başladı.

Ezanın Türkçeleştirilmesi:

Böylece bu güne kadar minarelerden okunan ezan tespit edilmiş oldu. Bu durum tüm İslam ülkelerinde küçük farklılıklar ile uygulandı ve şiarlaştı. Ancak Türkiye'de 1932-1950 yılları arasında, 18 yıl ezan Türkçe olarak okundu.

18 Temmuz 1932 tarihinde Diyanet İşleri Riyaseti, ezanın Türkçe okunmasına karar verdi. Karar tüm Türkiye'ye bildirildi. Tabi buna uyulmak istenmedi. Ancak 4 Şubat 1933 tarihinde müftülüklere buna uymayanların cezalandırılacaklarını bildiren bir tamim gönderildi. Daha sonra 6 Mart 1933 tarihinde Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi'nin bir tebliği ile Sela Türkçeleştirildi.

Maksat Neydi?

Türkçe ezanla amaçlanan şey, dini duyguların zayıflatılmasıdır. Çünkü ezan Türkçeleştikten sonra halk cami ve mescitlerden uzaklaştı. Boş kalan cami ve mescitler buğday deposu, ahır, at bakım yeri gibi amaçlar için kullanıldılar. İslam'ın bu kurumu yerine Cumhuriyetin bir kurumu olan Halkevleri yerleştirilmeye çalışıldı.

Ve Yeniden Arapça Ezan:

Halk bir türlü Türkçe ezanı kabullenmedi. Diğer değişiklikler bir şekilde sineye çektirildiyse de Arapça ezan yasağı delindi. Bunun için birçok kişi ceza aldı. 1950 yılında seçimleri kazanıp iktidara geçen Demokrat Parti'nin en önemli icraatı ezanı aslına çevirmek oldu. Ezan-ı Muhammedi'nin 16 Haziran 1950 tarihinde Arapça okunması yasağı kaldırıldı. 17 Haziran'ın ikindi vaktine denk gelen Arapça ezanı, ilk defa ezanın bu kadar kişi tarafından dinlenmesine ve ağlamasına neden olmuştur. Sanki Hz. Bilal yeniden ezanı okuyor gibi bir manevi hava vardı. Mustafa Armağan “Türkçe Ezan ve Menderes” adlı kitabında Türkiye'nin çeşitli yerlerinde oluşan bu atmosferi anlatmıştır:

Trabzon'daki havayı Kutuz Hoca'nın hatıralarından okuyoruz;

"Yeni karardan haberim olmadığı için ezanı Türkçe okumaya başladım. Caminin önünde oturan cemaatten haberi duyanlar vardı; bana bağırmaya başladılar. İlk anda ne olduğunu anlayamadım, anlayınca da şaka zannettim. Ciddi olduğuna kanaat getirince Arapça okumaya başladım. Minaredeyim; bir de ne göreyim, kadın erkek herkes camiye doğru koşarak gelmeye başladı, uzak evlerde ise insanlar avluya çıktılar. Bir bayram havası, bir basü bade'l-mevt (Yeniden diriliş) yaşandı o gün."

Ahmet Lütfi Kazancı ise Çorum'daki o günü şöyle hatırlıyor: 

"Ulu Cami'nin batıya bakan kapısı önünde gördüğüm aksakallı bir ihtiyar, müezzinin yolunu kesti. "Ezan Arapçaya çevrilirse, Ulu Cami'de ilk Cuma Ezanını ben okuyayım diye nezrettim (Adakta bulundum). Kurbanın olayım, beni mahrum etme!" diye yalvarıyordu. İhtiyarın isteği kabul edildi. İç ezanı o okudu. Camiyi dolduran binlerce insanın sel gibi gözyaşı döktüğüne şahit oldum. Hayatım boyunca bu kadar kalabalık bir topluluğun birlikte gözyaşı döktüğünü bir daha hiç görmedim.”
O tarihte 13 yaşında bir çocuk olan tanığın gözüyle Konya'da ilk Arapça ezan okunduğu günden bir kesit: "Gittik, Kağnıcı Hafız'ı aldık, getirdik. Konya'da Kapu Camii var, minaresine çıkarmışlar, okumuş bir kere. Aşağıda cemaat hüngür hüngür ağlıyor. "Ulen bir daha oku" diyorlar Konya tabiriyle, "bir daha oku". Üç defa okuttular ezanı, ondan sonra millet gözyaşlarıyla camiye girdi."

Halkın Teveccühü ve Darbe:

Tabi halkın bu teveccühü darbeci zihniyette bir endişe yarattı. Acaba geriye dönüş mü yaşanıyor. Acaba minarelerden okunan “Kelime-Tevhid” tekrardan beldelerimize hâkim olur mu? İslam'ın bu şiarını geri getirenler, İslam'ın diğer şiarlarını da geri getirirler mi?

Çok fazla uzatmadan bu tür endişelerin bir darbe ile neticelendiğini belirtelim. 27 Mayıs 1960 günü yapılan darbe, bir başbakan ile iki bakanın idamı ile neticelendi.

Türkiye'yi ekonomik olarak hayli rahatlatan bir başbakan ve bakanlarının taltif edilmeleri gerekirken idam edilmelerinin arkasında hangi sebepler yatmaktaydı?

Tabi Adnan Menderes'in sadece ezanın Arapça aslına çevirdiği için idam edildiğini söylemek doğru olmaz. Ama Arapça ezanın bu idamın kırılma noktası olduğunu belirtebiliriz. İnönü dönemi, belirtildiği üzere camilerin depo, at bakım yerleri olacak kadar Türkiye'nin İslami değerlerden uzaklaştığı bir zaman dilimi oldu. Arapça ezan bir rövanş olarak algılandı. Onun için ellerini çabuk tutup, kendilerince surda açılan gedik büyümeden darbeyi yaptılar.

Tabi burada akla şu soru gelebilir. Arapça ezan için darbe yapanlar neden ezanı Türkçeleştirmediler? Bunun nedeni aslında belli. Ezan Arapça aslı ile okunduğunda halkın teveccühünü görenler, tekrar ezanın Türkçeleştirilmesini aynı halkın tepkisinden dolayı göze alamadılar.

Gelelim 15 Temmuz Darbe Girişimine:

Bilindiği üzere 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişiminde Türkiye'nin bütün camilerinden ezan ve selalar okundu. Doğrusunu isterseniz gecenin 01.00 ile 02.00 arasında minarelerden ezan ve sela dinlemek tüylerimizi diken diken etti.

Demek ki ezan sadece namaza çağrı için okunan sözler değildi. Burada da görüldüğü üzere, halkın mücadele azmini kuvvetlendiren bir unsur olmuş oluyor. Zaten Kurtuluş Savaşında halkın işgalcilere karşı mücadelesini motive eden en önemli argüman yine ezandı.

Tarih böyle gelgitlerle doludur. Kurtuluş Savaşında; “Bu ezanlar ki şehadetlerin ebedi yurdun üzerinde inlemesi” için halkın kanını talep edeceksin. Sonra ezanı Türkçeleştirip, ezanın okunduğu cami ve mescidleri depoya çevireceksin. 18 yıl devam eden bu halden sonra ezanı Arapça aslına çeviren ve halkın büyük desteği ile Başbakan olan Menderes'i idam edeceksin.

Şimdi de 15 Temmuz darbe girişimini engelleyen ezan ile karşı karşıyayız.
Ezan nelere kadirmiş? 

En Çok Okunanlar
Page generated in 1498745669.93 seconds.