YÜKLENİYOR

Hiroşima ve Nagazaki özelinde Batının vahşiliği

Hiroşima ve Nagazaki  özelinde Batının vahşiliği

Mehmet Emin Özmen / Doğruhaber / Araştırma

Küçükken televizyondan western türü filmleri izlemeyi çok severdim. Her ne hikmetse hep kovboylardan yana olurdum. Küçücük beynim Kızılderililerin ev sahibi, kovboyların ise “Dağdan inip bağdakini kovmaya” çalışan vahşiler olduğunu kavrayacak kıvamda değildi. Batı insanının ne kadar hırslı olduğunu ve bu hırsları yüzünden, Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfettiğinde, yaklaşık 8 milyon olan yerlilerin nüfusunun 22 yılda 28 bine düştüğünü sonradan anladım.

Bilindiği üzere sarı saçlı, mavi gözlü batı insanının çıkarları kendileri açısından kutsaldır ve bu çıkarları elde etmek için her yol meşrudur. Onlar için şu kadar insan ölmüş, bu kadar kişi evsiz barksız kalmış hiç de önemli değildir. Yeter ki fabrikaları çalışsın ve fabrikalarda işledikleri hammaddeyi sömürgelerinden alabilsinler.

Birinci Dünya Savaşı bu hammadde paylaşımı nedeniyle çıktı desek yanlış olmaz. 1914'ten 1918'e kadar 4 yıl insanlar birbirini öldürdü ama bu savaş bir başka dünya savaşının çıkmasına vesile olmaktan başka bir işe yaramadı.

İkinci Dünya Savaşı:

Çıkan savaşın ismi İkinci Dünya Savaşı idi ve birincisinden çok daha acımasızdı. Birinci Dünya Savaşının adil olmayan anlaşmaları, İkinci Dünya Savaşına zemin hazırladı demiştik. Özellikle Almanya ve İtalya memnun kalmamışlar ve yanlarına Japonya'yı da alarak “Mihver Devletler” grubunu kurmuşlar; bunlara karşı İngiltere, Fransa, Rusya (SSCB) ve ABD ise müttefik güçleri oluşturmuşlardı. Tabi bunların yanında savaşan onlarca devlet vardı.

Birinci Dünya Savaşında yaklaşık 9 milyon insan hayatını kaybetti. 22 milyon insan sakat kaldı. İkinci Dünya savaşında ise 40-50 milyon insan öldü, 20 milyon insan vücudunun bir uzvunu kaybetti.

Atom Bombaları:

İkinci Dünya Savaşının gaddarlıkta nereye vardığını,  atılan atom bombaları ile bir nebze olsun anlayabiliriz. Amerika, Pearl Harbor Baskınının intikamı ve savaşın sona ermesini sağlamak açısından bu bombaları kullandığını iddia etmektedir. Pearl Harbor Saldırısı, 7 Aralık 1941 tarihinde gerçekleşti. Japonlar, Amerika'nın Büyük Okyanus'ta bulunan askerî gemilerinden gelecek olası bir saldırıyı önlemek için düzenledi. Saldırı sonrası Amerika'nın kayıpları şöyle sıralanmaktadır: 12 adet Amerikan savaş gemisi hasar aldı veya batırıldı, 188 savaş uçağı imha edildi, 1.178 kişi yaralandı, 2.403 Amerikan askeri ile 68 sivilin ölümü gerçekleşti.

İşte bu baskın gerekçe gösterilerek, Amerika insanlık dışı bir yöntemle intikam aldı. Japonlara karşı ABD, 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya, 9 Ağustos'ta ise Nagazaki'ye atom bombası attı. Sivil-asker ayrımı yapmadan atılan bombalar yüzbinlerce insanın ölümüne sebep oldu. 15 Ağustos'ta Japonya ateşkes yapmak durumunda kaldı. Yukarıda da belirttiğim gibi tarihin bu en acımasız savaşında yaklaşık 40-50 milyon insan öldü.

Batı Tarihi Bir Soykırımlar Tarihidir:

Soykırımı tanımlayacak olursak; “Bir devletin sistematik bir şekilde bir gruba karşı yaptıkları öldürme fiilidir.” Bu grubun yaşam şartlarını zorlayan, onları imhaya yönelik tehcir, sürgün, göç, kısırlaştırma, açlığa mahkûm etme gibi fiiller de soykırımın tanımı içine girer.

Tabi Avrupalılar bu tür katliamlara yabancı değiller. Teorik olarak yaptığımız bu tanımlanın içini Avrupalılar çok iyi doldurmuş ve yaptıkları insanlık dışı fiiller ile pratik olarak birçok kez göstermişlerdir. Yukarıda Amerika'da öldürülen Kızılderililerden bahsetmiştim. Şunu da belirtmemiz gerekir ki, gazetelerde Kızılderililerin kafa derisi için 200 dolar ödeneceği ilan ediliyordu. Paraya düşkün bu barbarların yukarıda verdiğimiz rakamları gerçekleştirecek katliamlar yapması, kendileri açısından doğal görülüyordu.

İngiltere 1788'den 1938'e kadar sömürdükleri Avusturalya'nın yerlileri olan Aborjinleri sistematik bir şekilde hemen hemen yok ettiler. Salgın hastalıkları yaydıkları iddia edilen İngilizlerin, buradaki yerli halkın nüfusu olan 750 binden ortalama 720 binini katlettiği kayıtlara geçmiştir.

Danimarka, Gröland'ın Thule bölgesinde bir hava üssü kuracaktı. Tabi işin perde arkasında her zamanki gibi ABD vardı. Bu hava üssü için binlerce Eskimo yerinden yurdundan koparılmış ve sonuçta birçoğu ölmüştür.

Belçika'nın Kongolulara yaptıklarından dolayı ismi soykırım tarihine yazıldı. Kongolular kauçuk tarlalarında çalışmayı reddediyorlardı. Bu şekilde sömürgeleşmeyi istemiyorlardı. Ancak vahşi batı insanı Kongoluların cesetlerine basa basa isteğini elde edecekti. Sonuç milyonlarca Kongolunun ölümü ile neticelendi.

Tabi Almanların soykırım tarihinde ayrı bir yeri var. Bu nam sadece Yahudileri katletmekten dolayı salınmış değildir. 1891 yılında Almanlar yeraltı kaynaklarından yararlanmak için Namimba'yı sömürgeleştirdi. Bölge altın ve zümrüt rezervi açısından zengindi. Almanların bu madenlere erişimini engellemeye çalışan yerli Herero ve Namalar'dan kurtulması gerekiyordu. Tabi kendileri için en basit yol soykırımdı. Yaklaşık 132 bin olan yerli nüfusun sayısı 15 bine düştü.

Almanlardan devam edelim. Adolf Hitler'in liderliğini yaptığı Nazi Almanyası, 1933-1945 yılları arasında saf ari ırkını oluşturma ve Büyük Alman İmparatorluğu kurma sevdası ile içindeki yabancı unsurlara karşı soykırım politikası uyguladı. Holocaust olarak isimlendirilen bu katliamda sadece Yahudiler değil, romanlar (çingeneler), savaş esirleri, Lehler ve Slavlar da katledildi. Kendilerini saf Alman olarak görenlere göre bu saydığımız unsurlar “Yaşamaya hakkı olmayan alt sınıf” insanlardı.

Almanlar katliamda o kadar ileri gitmişlerdi ki kendilerinin ürettiği bir soykırım endüstrisi bile vardı. Çünkü ilk etapta kapalı kamyon kasalarına doldurulup, egzoz gazı ile öldürme işi Nazi doktorlara ilkel gelince, fabrikasyon türü bir öldürme yöntemine geçtiler. Bir çeşit soykırım fabrikaları diyebileceğimiz gaz odaları oluşturuldu, öldürülecek olanlar trenlerle buralara getirtildi ve gaz odalarında modern bir şekilde öldürüldüler.

Maktullerin şahsi eşyaları, altın dişleri, vücut yağları, elbiseleri, ayakkabıları ve hatta saçları endüstriyel mamul olarak kullanıldı. Nazi doktorlar bunlar üzerinde birçok deney gerçekleştirdiler. Örneğin hava basıncının insan üzerindeki etkileri, soğukta öldürmenin ne kadar sürdüğü, mikroplara maruz kalan şahsın tepkileri gibi birçok konuda deneyler yapıldı.

Yukarıda birkaç örnekle anlatmaya çalıştığımız soykırım listesini uzattıkça uzatabiliriz. Çünkü Avrupa tarihi aynı zamanda bir katliamlar tarihidir. Örneğin; Mussolini'nin “Roma İmparatorluğunu diriltme” hayalleri ile işgal ettiği Habeşistan (Etiyopya) gibi yerlerde binlerce Müslümanı katlettiğini, Komünist Jozef Stalin'in SSCB'de bulunan Cumhuriyetlerde, faşist Hitler ve Mussolini'den daha fazla insana kıydığını, İtalyanların Libya'da insanlığa karşı işledikleri suçları, Fransızların Cezayir'de işlediği cürümleri, demokrat Avrupa ülkelerinin ortasında bulunan Bosnalı Müslümanların, Miloseviç tarafından nasıl kıyımdan geçirildiğini ve bu coğrafyada yüzlerce toplu mezar bulunduğunu ayrıntılı bir şekilde yazabilirdik.

Şimdi okurların kafasında beliren soruyu onlar adına ben sorayım. Bu tür katliamlar sadece Avrupa'da mı oldu? Müslümanlar katliamlar yapmadılar mı? Örneğin Saddamı'ın Halepçe'de, Hafız Esad'ın Hama'da ve hatta Osmanlı'nın tehcir ile Ermenilere yaptıkları neydi? Evet, bunlar sorulabilir ve araştırılabilir. Fakat bu tür olayların da müsebbibi yine Avrupalılardır.

Örneğin Avrupalılar, Ermenileri kışkırtıp Osmanlıların tehcir gibi bir önlem almasına sebep oldular. Hafız Esad'ı Suriye'de işbaşına Fransızlar getirdi. Saddam'a o kadar silahı İranlılara karşı kullansın diye ABD ve demokrat Avrupa ülkeleri verdi.

İşin acı tarafı nedir biliyor musunuz? Bu soykırımcı güruhun bu gün bize insan hakları dersi vermeye çalışmasıdır.

Ne acı değil mi?

En Çok Okunanlar
Page generated in 1498275162.4 seconds.