• DOLAR 5,8653
  • EURO 6,5794
  • ALTIN 251,837
  • ...
SUSA ŞEHİTLERİNİ RAHMET VE ÖZLEMLE ANIYORUZ

Tüm hamdler şanı yüce Allah`a tüm salat ve selamlar O`nun Resulüne olsun.

Yine bir yaz mevsimimin Haziranında hayatlarını aziz İslam davasına adamış, fenafil dava olmuş aziz Susa şehitlerini bir kez daha rahmetle ve özlemle yâd ederken onları katledenleri ve onların zihniyetlerini şiddetle ve nefretle lanetliyoruz.

Susa Camii Katliamı`nın üzerinden yaklaşık yirmi dört yıl geçmesine rağmen acısı halen yüreğimizde tazeliğini korumaktadır. Aziz şehitlerimizi unutmadık unutmayacağız ve unutturmayacağız Allah`ın izniyle...

Marksist örgüt Pkk`nin tarihi, kuruluşundan bu yana vahşetlerle, katliamlarla doludur. Allah`ı inkâr eden, her fırsatta Müslümanlara ve İslam`ın kutsal değerlerine saldırmaktan geri durmayan bu vahşi örgüt, “halkımız” dediği masum Kürt halkından  binlercesini toplu katliamlarla katletmiştir.

Susa Camisi`nde Allah`ın evinde vahşice ve kalleşçe işlenen katliam da bu katliamlardan sadece biridir, ne ilk ne de sonuncusu olmuştur. 

Susa`da şehit Hüseyin ve dava arkadaşları olan gençlerin tek suçları Müslüman olmak,  Allah`ın istediği bir hayatı yaşamayı istemek ve camiye gidip namaz kılmalarıydı. Bunun yanında köyün gençlerine ve çocuklarına Kur`an-ı Kerim dersi veriyorlardı.  Köylülere İslam`ı anlatıyor; dinlerini öğretiyorlardı. İslam`ın daha fazla insanlara ulaştırılması için gecesini gündüzüne katarak çalışıp çabalıyorlardı öyle ki köyde gece gündüz İslam`dan Kur`an`dan bahsedilmeyen ev kalmamıştı. Gün geçtikte gençler Şehid Hüseyin ve arkadaşlarına katılıyor onların etrafında adeta pervane oluyorlardı.

Şehid Hüseyin ve arkadaşları her akşam köy camisinde gençlerle bir araya geliyor onlarla Kur`an-ı Kerim ile Siyer-i Nebi dersleri yapıyor; İslami sohbetler düzenliyorlardı.

Bu durum o dönem kendisini bölgenin tek hâkimi gören, hedefine sürekli İslamı ve Müslümanları koyan mürted örgüt Pkk ve işbirlikçilerini rahatsız etti ve onların kanına dokundu. Bu nedenle köyde yayılan bu İslam nurunu söndürmek istediler.  Şehid Hüseyin ve arkadaşlarını tehdit üstüne tehdit ederek onları bu yoldan vazgeçirmeye çalıştılar.  Ancak İslam`ın bu kahraman evlatları onların saldırılarıyla karşı karşıya kalmalarına rağmen yollarından dönmediler. Bu durum gösteriyordu ki artık onlar için şehadet yakınlaşmıştı. Köyün gençleri şehadet kokusunu yakından almışlardı ve gençler arasında en çok şehadet konusu konuşuluyordu. Gençlerden her biri acaba ben de şehit olur muyum aşkıyla duasının başına şehadeti koymuştu.

Mürted örgüt yaptıkları tehditlerin bir faydasının olmadığını görünce haince ve sinsice bir planı devreye sokarak onları toplu bir şekilde katletme kararı aldı.

Hiçbir zaman asıl yüzünü göstermeyen, hedef seçilen insanlara hep sinsice, kalleşçe ve haince yaklaşan bu Marksist örgüt Susa Katliamında da aynı taktik ve plana başvurdu ve bir kez daha kirli yüzünü göstermiş oldu.

Ve tarih 26 Haziran 1992`yi gösteriyordu. Cuma gecesiydi. Susa Camisinde, cami cemaati her zaman olduğu gibi yatsı namazını cemaatle kıldıktan sonra cami içerisinde halka kurup Peygamber Efendimizin hayatını konu alan siyer ve hadis derslerini işlemekle meşgulken asker elbisesi giymiş kalabalık bir grup Pkk`ci Susa Köyüne girdiler.  Önce köydeki tüm telefon kablolarını kestikten sonra cami etrafını kuşattılar. Daha sonra asker olduklarını söyleyerek camiye baskın yaptılar(zaten köye baskın yapmadan önceki gün köydeki yandaşları ve sempatizanları aracılığıyla “bu günlerde köye askerler baskın yapacak” söylentisini yaymışlardı ki camiye baskın yaptıklarında herkes onların asker olduklarına inansınlar.) Köy halkı şaşırdılar ve buna bir anlam veremediler. Gecenin bu saatinde bu askerler de neyin nesi? dediler. Ancak beraberlerindeki telsizlerden seslerin gelmesi üzerine asker olduklarına inandılar. Caniler necis ayakkabılarıyla camiye girerek ‘Ellerinizi kaldırın! Haydi! Çabuk olun, burada toplanıp ders yapıyorsunuz ha! Hele bir karakola gidelim toplanıp ders yapmanın ne demek olduğunu size gösteririz!` dediler ve aynı zamanda hem İslami mukaddesatlara hem de cami cemaatine ağır küfürler ve hakaretler ederek cami cemaatini dışarı çıkardılar. Onların tek tek ellerini bağladıktan sonra silah dipçikleriyle onlara vurarak yüzlerini duvara döndürüp sıraya dizdiler. Bu sırada azgınlaşmış bu canilerin hem tiplerinin asker tipine benzememesi hem de ayaklarında mekap marka spor ayakkabılarının olması gençlerin dikkatinden kaçmadı.  Ve onları şüphelendirdi. Bunu fark edenlerden biri de Şehid Hüseyin`di. Şehid Hüseyin ayakkabıları fark eder etmez arkadaşlarına seslenerek “arkadaşlar bunlar asker değil, bunlar Pkk canileridir” diye bağırdı ve tekbir getirmeye başladı. Bunun üzerine onu dipçiklemeye ve beraberlerinde götürmek için sürüklemeye başladılar. Ta ki sokaktaki elektrik direğinin yanına geldiklerinde Şehid Hüseyin direğe tutunarak direnmeye ve tekbir getirmeye devam edince silahlar devreye girdi ve caniler ellerini bağladıkları cami gençlerini kurşun yağmuruna tutarak tarihte eşi ve benzerine çok az rastlanan bir katliam gerçekleştirdiler. Caminin etrafı ve avlusu kan gölüne döndü. Katliamda 10 cami yareni( Ş. Hüseyin,Ş. Mekki Fidancı, Ş. Muhammed Said, Ş. Medeni, Ş. Muhammed zeki, Ş. Mekki Fidancı, Ş. Muhammed Ali , Ş. Abdülhaluk, Ş.Hacı Ahmet, Ş. Muhammed Emin ve Ş. Adnan) o çok sevdikleri ve arzuladıkları şehadet şerbetini içerek Rablerine kavuştular. Beş muvahid Müslüman da ağır bir şekilde yaralandı.

Bu zulüm ve katliam başta Türkiye insanı olmak üzere dünyanın dört bir yanında bulunan insaf sahibi insanların yüreğini burktu ve vicdanlarını kanattı. Bu olaydan dolayı Pkk`ye sempati duyanlar dahi Pkk`den ve yaptıklarından nefret eder hale geldi ve onlara lanet getirdi.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere bu mürted örgütün tarihinde katliamlar var; kan var; gözyaşı var...  Bu katliamların sayısı o kadar çok ki hepsini tek tek yazmaya ciltler dolusu sayfalar yetmez. Zaten zaman zaman bu gazetenin haber sayfalarında nerede hangi katliam olmuş, katliamda kaç kişi hayatını kaybetmiş hepsini okuyoruz. Doğruhaber`in arşivlerine bakıldığında hepsi orada var.

İşte en son bu vahşi örgüt yaklaşık bir ay kadar önce Diyarbakır`ın  Sur ilçesine bağlı Dürümlü köyünde bir kez daha vahşi yüzünü gösterdi ve 15 ton patlayıcı yüklü bir kamyonu köyün yakınında infilak ettirdi. Kamyonun infilak etmesi sonucu yerde 5 metre derinliğinde 30 metre genişliğinde bir çukur oluştu. Olayda kullanılan kamyon ve yakınındaki insanların ceset parçaları tuzla buz olup kilometrelerce uzaklara saçılması, kamyonun ve birçok ceset parçalarının dahi bulunmaması yaşanan vahşetin büyüklüğünü ve olayın vahametini ortaya koymaya yetiyor.

Düşünün olayda hayatını kaybeden 16 insandan geriye kalan 60 kilo ceset parçaları. Bu ceset parçaları da, katliamda hayatlarını kaybedenlerin aileleri ve yakınları tarafından günlerce köyün etrafı didik didik aranması sonucu ancak bulunabilmiştir.

Şayet bu 15 ton bomba yüklü kamyon bir şehirde ya da bir ilçede patlatılmış olsaydı ki anlaşıldığı kadarıyla hedeflerinde bu vardı, o kamyonu bir şehre ya da bir ilçeye götüreceklerdi, o zaman Allah muhafaza yaşanacak olan vahşetin boyutunu tahmin etmek bile imkânsız olurdu. (Uzmanlar böyle bir patlayıcının orta büyüklükteki bir ilçeyi ortadan kaldırabilecek güçte olduğunu söylüyorlar.)

İşte Kürtler için mücadele verdiklerini, Kürtlerin kurtuluşu için yola çıktıklarını, Kürtlerin hakları, dilleri ve özgürlükleri için çalıştıklarını iddia edenlerin Kürtlere verdikleri şeyler ortada. Bunlar bugüne kadar Kürtlere kandan, gözyaşından, perişanlıktan başka bir şey vermemişlerdir. İşte bölgenin dört bir tarafı gözler önünde, her taraf yıkık, her taraf harabe, insanlar mağdur, insanlar perişan...

Ancak elhamdülillah, şehitlerin ve mazlumların kanları heder olmadı, adeta bir derya olup zalimleri ve hainleri kendinde boğdu. Özellikle son günlerde bu mazlum mağdur insanların ahları ve bedduaları ile bu mürted örgüt darbe üstüne darbe yiyerek yok olmaya doğru gidiyor.

Rabbim bizleri şehitlerin hayrından bereketinden ve şefaatinden mahrum etmesin ve ömrümüzün sonuna kadar bizleri onların yolundan ayırmasın.

Selam ve dua ile Allah`a emanet olun.

Mehmet Fidancı

T TİPİ CEZAEVİ - SİVEREK

Markanız bizimle şehrin markası olsun
ŞEHİR MARKALARI
Reklam İletişim 0212 562 60 06

Bu haberler de ilginizi çekebilir