• DOLAR 5,8653
  • EURO 6,5794
  • ALTIN 251,837
  • ...
Biz üç kişiydik

Biz üç kişiydik

Birbirine gönülden bağlı

Önceleri cehalet girdabına tutulmuştuk

İki ihtimal vardı önümüzde;

Hep beraber kurtulacak veya boğulacaktık

Kurtulduk, közler alarak elimize…

Yandı ellerimiz…

Etimiz damla damla aktı toprağa

Ama acı duymadık

Hatta… Garip bir haz duymuştu her birimiz

Ne hazdı öyle!

Kutsal bir esintiydi

Gönlümüzde dört mevsim…

     ***   ***   ***

Sonra bir gömlek aldık pazardan…

Garip gelmişti.

Ama Yusuf`unkinden daha anlamlıydı.

Kurtlar parçalamadan Yusuf`u

Kan damlamıştı yenlerinden

Yakub`un kalbini acıtmış,

İhanet, onunla tebeyyün etmişti.

Sonra Züleyha`nın ihtiras pençesinde

Bir kuzu kadar masum ve paramparça…

Parçalanmış bir gömlek Yusuf`u kurtarabilir miydi?

Gönüller “Yusuf temizdir” dese de

Dillerde kan vardı

Dillerde iffet perişan

Zaman, derman olurda dertlere

Yakup`a bir müjde olur sonradan.

Dedim ya: bizim gömlek garip gelmişti.

Ve Yusuf`unkinden daha anlamlıydı.

Bizim kıssamızda Yusuf`un gömleği henüz parçalanmamıştı.

Ne önden, ne arkadan…

Zekeriya henüz testere kullanmasını öğrenmemiş,

İbrahim,

Batanları sevmediğini ilan etmemişti

  ***   ***   ***

Evet biz tam tamına üç kişiydik

Henüz gençtik, toyduk/cahil ve umarsızdık

Kıssamız pazardan aldığımız kutsal gömlekle başlamıştı

Onun garipliği bize de sirayet etmişti

Üç kafadar, ne de çok sevmiştik onu

Hüzünle örülmüş,

Musibetle biçilmiş,

Muhammed kokuluydu…

“Nur renkli gömlekliler” dik artık

gömleklerimizle tanınır olduk kısa zamanda…

sonra sevinçlerimiz kursağımızda bırakıldı.

İftiralar yağdı kurşun gibi üstümüze

Ne olduğunu anlayamadık.

Nereye sığınacaktık?... Çaresiz ve şaşkındık

  ***   ***   ***

Bir gece bilinmez dehlizlerde çözüldü bandajım

Gözüm alışınca karanlığa

Demek yalnız değilim…. Onlar da yoktu yanımda.

Yalnızlık… güzel değildi belki de;

Ama karanlık dehlizlerde kemiyet daha kötüydü

Canlar kurtulmuştu demek!

Onlar kurtuldu ya ne gam.

“Anlamsız bir sevinç sergiliyormuşum” çevremdekilere göre.

Oysa ne anmalar yüklü olduğunu bir ben bilirim

Yine ben bilirim her tebessümün bir şükür olduğunu

İbrahim`den haber aldım önce

“Ben Rabbime hicret ediyorum” ayetini dilinden düşürmüyor dediler.

İbrahim, Halil`in yolunu izlemeliydi adım adım.

Yanında Hacer hicret etmeliydi uzak diyarlara

Yolun açık olsun dost!...

Gözümdeki mi?

“Hüseyinlerin duygu yüklü ummanından ödünç aldığım” “bir katre”dir sadece

onlara: “beni duygulandıran, kalbime fazla dokunan bir şeydir” diye kendine tarif ettiren hicretindir, kalbime dokunan.

Hüseyinlerin yanında nazdar olan, benim yanımda canan olmaz mı?

Yolun açık olsun kardeşim…

Sakın arkana bakma!...

  ***   ***   ***

Zekeriya`yı duydum bir zaman sonra…

Kurşunlar, iftira gibi yağmış üstüne

Yağmur sığınınca bir ağaç kavuğuna

Testerelerle biçilmiş

Ama “feryat etmemiş” dediler ya,

Göğsüm kabardı

Gözlerimde kan…

Kabuslardın “Zekeriya” diye fırlayışım bundandır.

Çocuğuna isim isteyenlere

Ve hatta…

Bazen, ismimi soranlara

“Zekeriya” deyişim bu yüzden

Zekeriya olup uçmak varken maveraya

Yusuf olup kalmanın kaderini, nasıl anlatacağım bilemiyorum.

Kendimi nasıl teselli edeceğim şimdi?

Onunla “aynı tat ve kokuyu veren bir elmanın yarısı gibiyiz” mi diyeyim?

Ama ben buna layık olmadığımı çok iyi biliyorum…

Her neyse…

Kelimeler boğuk ve sıkıcı…

  ***   ***   ***

Diyeceğim şu ki:

Yusuflar “nice yıllar” aranızdan ayrılmadan

İbrahimler gamlarını sırtlayıp yola çıkmadan

Zekeriya`lar lime lime doğranmadan

Birbirinizin kıymetini bilin.

Vesselam.

Sedat Şeran

1 Nolu F Tipi Cezaevi Buca-İzmir

Markanız bizimle şehrin markası olsun
ŞEHİR MARKALARI
Reklam İletişim 0212 562 60 06

Bu haberler de ilginizi çekebilir