• DOLAR 8.874
  • EURO 10.48
  • ALTIN 499.049
  • ...
`Kürt halkı HDP/PKK`dan ibaret bir halk değildir`
Google News'te Doğruhaber'e abone olun. 

Diyarbakır'da düzenlenecek olan ve 300'ün üzerinde STK temsilcisinin katılacağı 'Kürdistan ve Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı` hakkında değerlendirmelerde bulunan Aktivist, Araştırmacı Yazar Gıyasettin Uyar, Türkiye'de Kürt sorunun olmadığını bilakis Türk sorununun olduğunun altını çizdi.

Hükümetin baştan itibaren çözüm sürecini PKK ile beraber sabote ettiğini belirten Uyar, İktidarın 70 Kürt Milletvekilinin çözüm sürecine yeterince Kürt olmadığını belirtti.

Uyar ile yaptığımız röportajın tamamı…

“İslam'ın mayasında zulme karşı başkaldırı vardır”

Öncelikle Diyarbakır`da yapılacak olan ve 300`ün üzerinde STK temsilcisinin katılacağı 'Kürdistan ve Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı` nasıl buluyorsunuz?

UYAR -Herşeyden önce şunu belirtmek gerekirki 'Kürdistan ve Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı` geç kalınmış olmasına rağmen başta Kürt halkı olmak üzere tüm ezilmiş halklar adına olumlu bir adım ve İslami literatürde farz olan bir eylemdir.

Kürt sorunu veya çözümü veyahut çalıştayı denildiği an ilk akla gelen sol kesimler oluyor.

Bu da göstermiş oluyor ki İslami kesim bu anlamda bugüne kadar üstlenilmesi gereken görevi üstlenmemiş, haklı ve onurlu bir davayı alakasız ideolojilere ve fraksiyonlara havale etmiştir.

İslam'ın mayasında zulme başkaldırı vardır. Hele ki zulmün kol gezdiği bir coğrafyada payınıza zülüm kokan ölümler, sürgünler, işkenceler ve zindanlar düşmüşse bu zulümleri bertaraf etmek onurlu ve özgür bir yaşamın mücadelesini vermek sizin birinci göreviniz olmalıdır.

"Türkiye İslamcılığı Kürtlerle kardeş olma başarısını gösterebilmiş değildir"

Türkiye İslamcılığı Kürt meselesinde saplandığı sığ milliyetçiliği aşamamış olup Kürtlerle kardeş olma başarısını gösterebilmiş değildir.

Roboski katliamı sözde İslamcı bir hükümetin iktidarda olduğu bir süreçte yaşandı.  Yapılan bu eylemin faturası, mazlum ve mustazaf Kürt halkına pahalıya mal oldu

Bir tarafta ölüm trajedilerini yaşayan bir halk, diğer tarafta pusuda bekleyen kan tiranlarının puslu havada kan üzerine bina etikleri ideolojilerine malzeme çıkarıp, payına ölüm düşen sahipsizliğin modern araçlarıyla vurulan mazlumların bedenleri üzerinde meşru olmayan temsiliyeti izleme şansızlığını bulduk...

"Kürt Coğrafyasında yaşayan herkesin acılarla bina edilmiş bir hikâyesi var"

Bu coğrafyada yaşayan herkesin acılarla bina edilmiş bir hikâyesi vardır. Kemalist rejim kurulduğundan bu yana başta Kürtler olmak üzere kendisine muhalif gördüğü tüm kesimleri acımasızca katletmiş, soykırıma uğratmış, tarihini, kültürünü, dilini ve inancını yok etme pahasına her türlü gayri insani yöntemlere başvurup sindirmiştir.

İşte bu noktadan yola çıktığımızda meşru zemini olmayan hak, adalet ve özgürlük anlamında meşruiyetini yitirmiş bir sistemin alternatifi kesinlikle İslam'dır.

"İslam'ın mayasında; Barış, adalet hak ve özgürlükler var"

İslam'ın mayasında; barış, adalet, hak ve özgürlükler vardır. İslam'ın merkezinden yola çıktığımızda başta Kürtler olmak üzere tüm dışlanmış halklar için İslami bir çözüm modeli geliştirmek adına burada Müslümanlara görev düşüyor.

O yüzden 'Kürdistan ve Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı`nı çok değerli buluyorum. Herkesin barış türkülerini söylediği bu süreçte tarafların samimiyetlerini İslam'ın özgün mesajıyla test etme şansını da bulmuş oluyoruz.

"Kürt sorunu yok, Türk sorunu var"

Bu çalıştaydan beklentileriniz nelerdir?

UYAR-Aslında beklentilerimiz çok olmakla beraber bu ülkede Kürt sonunun olmadığına vurgu yapılmalıdır. Kürtler yaşadıkları coğrafyalarda hiçbir zaman sorun olmadılar. Kürt sorunu yerine bu ülkede Türk sorunu vardır. Türlerin faşist anlayışından doğan Kürtlerin acıları vardır. Allah'ın bir ayeti olan Kürtlerin gasp edilmiş hakları vardır. Coğrafyası talan edilen, medreseleri yakılan, âlimleri darağaçlarında asılan, köyleri başlarına yakılan, cesetleri yerlerde çürüyen, kendi öz toraklarından batıya sürülen, metropollerde her türlü kirli işlerin tuzağına ve bataklığına saplanan, değerleri ve inancı ayaklar altına alınan, tarihi soykırıma uğramış olan bu halk acıların coğrafyasında doğduğu için sorun değildir. Asıl tartışılması ve görülmesi gereken sorun;  insanlık onuruna aykırı zulümleri bu halka yaşatan zihniyet olmalıdır.

" İktidarın yetmiş Kürt Milletvekilli Kürt meselesine Kürt değildir"

Bu sorunun çözümü tüm uygulamalarıyla beraber tartışılmalıdır. Sorunun çözümü bağlamında genel olarak duruşumuz İslami ve bütüncül olmalıdır.

İktidar çevresine baktığımızda kendi iktidarını sağlamlaştırma adına yapılan projelerin somut bir dayanağının olmadığını görmekteyiz. Eski Başbakan şimdiki Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan'ın partimizde yetmiş tane Kürt kökenli milletvekilimiz var dediği halde sorunun çözümüne dair bir irade ortaya koymadıklarını gözlemledik. Dikkat ediniz iktidar partisinde yetmiş tane Kürt milletvekili var ve vekillerin Kürt meselesinde ortaya somut bir proje koymadıklarını görüyoruz. Kısacası iktidarın yetmiş  Kürt Millettekileri Kürt meselesine Kürt değildir.

"Kürt halkı HDP/PKK'dan ibaret bir halk değildir"

Kürt meselesinin HDP/PKK`ya indirgenmesi sizce doğru mu?

UYAR-Hükümet baştan itibaren bu süreci PKK ile beraber sabote etmiştir, Kürtlerin kanına girmiş olan, Kürtlerin gasbedilmiş hakları mağduriyetleri ve gözyaşları üzerine ideolojik paradigma inşa eden Öcalan'ı 'Kürt halk önderi' olarak Kürt'lere pazarlaması Kürtlerin büyük bir bölümüne hakaret olarak kabul edilebilir.

PKK/HDP cenahı Kürtlerin kanı üzerine inşa etikleri sol ideoloji,  Kürtlerin büyük çoğunluğunu temsil etmedikleri gibi, Kürtlerin İslami kesimleri başta olmak üzere tüm muhalifleri için tehlike arz etmeye başladığı görülmüştür. Türk solunun batıda etkinliğini yitirmesi HDP ile berber Kürtlere yönelmiş aç kurtlar misali Kürt gençleri üzerinden kirli ideolojilerine besin kaynağı bulmaya çalıştıkları aşikardır. Kürt halkı HDP/PKK'dan ibaret bir halk değildir. Hükümet bu hastalığı doğru teşhis etmediği gibi uygun bir tedavi yöntemine de gidememiştir....

"PKK, başta Kürtler olmak üzere tüm Ortadoğu için bir sorun haline gelmiştir"

Çözüm süreci ‘ PKK`nin silah bırakma` sürecine endekslendiği için silahlı unsurlar ile Kürt halkının taleplerinin birbirine karıştırıldığı söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

UYAR-Kürtlerin gasbedilmiş haklarını PKK'nin silah namlusuna bağlamak çözüme giden yolu kapamaktır. Silahların gölgesinde tehdit vardır, şantaj vardır. Silahın gölgesinde barışı aramak süreci okuyamamaktır. Her şeyden önce bu süreci PKK'den ayırmak lazım, PKK geldiği nokta itibariyle başta Kürtler olmak üzere tüm Ortadoğu için bir sorun haline gelmiştir. PKK sorununu, Kürt meselesiyle karıştırmak sorunun çözümünü baltalamaktır. Ortada bir PKK sorunu varsa Hükümet bu sorunu PKK ile pazarlık yapmalıdır. Kürt meselesine indirgemek Kürtlerin helal olan haklarını PKK'nin meşru olmayan silahlarına havale edip pazarlık konusu yapmak haramdır. Kürtlerin haklarını ve hukukunu çiğnemektir.  Hükümet bu süreci başlatmakla doğru bir tercih yapmıştır. Yalnız sürecin işleyişi konusunda doğru bir yöntem kullanamamıştır.

"Devlet Kürtlerden özür dilemeli"

Kürtler Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar çektiği tüm acıları devlet eliyle yaşamıştır. Hükümet öncelikle tarihin perde arkasını aralayıp Kürt halkına karşı yapılan eylemlerin muhasebesini yapıp devlet adına özür dilemelidir, Devlet Kürt halkının gasp edilmiş haklarını hukuk güvencesine alıp iade etmelidir. Türkleri önceleyen tüm ayrımcı söylemler ve tabelalar kaldırılmalıdır Anayasada başta eğitim olmak üzere Türkler için öngörülen maddeler Kürtler içinde ön görülmeli anayasa ile güvence altına alınmalıdır.

"6-8 Ekim olayları Kürtler için bir milattır"

Bölgede ki İslam`i yapıların hükümet tarafından çözüm sürecine dâhil edileceği ve bütün bölgesel dinamiklerle temas kurulacağını açıklamıştı. Bu konuda bir gelişme oldu mu?

Aslında 6-8 Ekim olayları Kürtler için bir milattır. Çünkü Müslüman Kürt halkı burada iki ihanetle karşılaştı; Birincisi Kürtler adına mücadele ettiklerini savunan kesimin ne kadarda acımasız olduğunu kendinden olmayan düşünce ve yapılara yaşam hakkı tanımadıklarını açık bir şekilde göstermiştir. Kısaca şu mesajı vermiştir: Bizim kontrolümüzde olabilecek bir Kürdistan'da muhalif yapıların kaderi budur.

İkincisi: Hükümetin öncelikle bu arsız süreci izlemesi ardından dilsiz kesilip gözlerini kapaması tam bir ihanet portresi gibi duruyordu

Hükümetin bu olaylara müdahale etmemesi bölge için düşündüğü politikanın yansımalarıydı. Çünkü kendi eliyle yaptığı putu yemek istememesi midesinin kaldırmadığından değil başkalarına yedirtmek istemesindendi ki bunu da başaramadı, yüzüne gözüne bulaştırdığını gördük.

"Hükümet süreçte samimi değildir"

Tüm bu yaşanan olaylardan sonra hükümetin başta Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) olmak üzere bazı STK'lar ile görüşmesi bu yapıları sürece dâhil etiği anlamına gelmiyor. Gördüğümüz kadarıyla çözüm sürecini emanet etikleri isim olan sayın Akdoğan`ın HÜDA PAR gibi İslami yapılara karşı iyi niyetli olmadığını da eklemekte fayda vardır.

Kısacası ben hükümetin İslami yapıları sürece dâhil edeceğini düşünmüyorum, çünkü hükümet süreçte samimi değildir.

"Devlet kirli geçmişiyle hesaplaşmalı"

Kürt halkına yönelik uygulanan politikalara nasıl bakıyorsunuz?

Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber Kürtlerin ölüm kervanı başladı, Bu kervanların öncüleri Kürt halkının değerleri, inancı ve liderleriydi, Başta Şeyh Said, Seyid Rıza ve Üstad Bediüzzaman'nın devlet elindeki tüm bilgi ve belgeleri arşivlerden çıkarılmalı, devlet kirli geçmişiyle hesaplaşıp mağdur etiği ve katlettiği tüm kesimlerden özür ve helalık dilemeli. Öncelikle bu üç büyük liderin kabirlerinin yeri açıklanmalı,  itibarları iade edilmelidir. Bu büyük şahsiyetlerin şahsi manevi yelerinden özür dilenmelidir.

"Devlet Hizbullah ile masaya oturacak kadar cesaretli ve hazır değildir"

Devletin, elinde silah bulunduran PKK ile görüşüp 14 yıldır silahı bırakan Hizbullah ile görüşmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

UYAR-Aslında PKK devletin kirli politikalarının Kürdistan'daki bir yansımasıdır. Zaten yaptığı eylemlere baktığınızda  'Kendi katiline aşık' bir görüntü ve eylem biçimleri vardır. Ortak değerlerde buluşmaları ortak aklın bulanık zihin kodlarında olduklarını görüyoruz.

Hizbullah'a baktığımızda ikisinin de ötesinde devrimci bir İslami söylemleri olduğunu görmekteyiz. Bu söylem sistem için sakıncalıdır. Sistem İslam ile barışık olmadığı gibi, Hizbullah gibi İslami bir temsiliyet gövdesiyle masaya oturacak kadar cesaretli ve hazır değildir. Hizbullah bu bölgenin acılarını derinliklerine kadar hissetmiş bir yapıdır. Acıların coğrafyasını konuşuyorsak, bu coğrafyada acı çeken Müslümanlar konuşulmalı ve muhatap alınması gerektiğini düşünüyorum.

-Son olarak neler söylemek istersiniz?

UYAR-Son olarak Rabbimden temennimiz bu çalıştayın daha somut projelerle devam etmesini başta Kürtler olmak üzere tüm mazlumların sorunlarına çare bulacak irade ortaya koymalarını diliyorum. Şimdiden tüm halkımız için hayırlara vesile olsun. (Mustafa Bikeç/ Sezer Özer-İLKHA) 

Markanız bizimle şehrin markası olsun
ŞEHİR MARKALARI
Reklam İletişim 0212 562 60 06

Bu haberler de ilginizi çekebilir