• DOLAR 9.262
  • EURO 10.792
  • ALTIN 526.391
  • ...
Samimiyetten uzak barış süreci
Google News'te Doğruhaber'e abone olun. 

Aylardır dağdan ve kışlalardan cenazelerin gelmemesi sevindirici olsa da söz konusu sürece, barış süreci demek imkânsız. Her gün evlerin, işyerlerinin yakıldığı ve adam kaçırmaların eksilmediği bir dönemde barıştan bahsedilemez. Gündüz ortası evler/işyerleri yakılıyor, yollar kapatılıyor, çocuklar kaçırılıyor, insanlar katlediliyor ve bunun adı da barış süreci oluyor. Böyle bir barış dünyanın hiçbir yerinde yok.

Mutsuz bir evliliğin acısını en çok çocuklar çektiği gibi zoraki ve iyi niyete dayanmayan bir barışın da çilesini bütün halk çekiyor. Barış adı altında karşılıklı tavizlerin koparılmaya çalışıldığı, farklı nedenlerden dolayı farklı pazarlıkların yapıldığı ve zaman kazanılmaya çalışıldığı artık sır değil. Süreç barış değil; geçici ateşkesten ibarettir.

Fakat sorun ateşkes ile hallolmayacak kadar büyük bir sorundur. Ve yaşanan sıkıntı sadece bugünün sorunu da değildir. Sorun; Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana bölgede uygulanan yanlış politikaların sonucudur. Yanlış politika ve ırkçı yaklaşımlar neticesinde yaşanan mağduriyetlerin haddi hesabı yok. Yanlış uygulamalar batıda dindar insanlara karşı bir uygulanırken doğuda benzer uygulamalar ikiye katlandı. Bölge hem Kürt ve hem de dindar olduğundan çok çile çekti. Yaşatılan yıkımın, katliamların ve dara ağaçlarında asılanların gerçek sayısını bir Allah (c.c) bilir.

Biriken sorunları bir çırpıda halletmek ve bütün hakları iade etmek öyle kolay değil. Üstelik bunun gerçekleşmesini istemeyen Haçlı / Siyonist ittifakı ve işbirlikçisinin varlığına rağmen bu çok zor. Fakat imkânsız değil. Niyetler salih olsa, taraflar ihlâslı olup istekli olursa ve bu barışa İslami bir maya katılırsa barış mümkündür. Fakat şuan ki fiili durum sorunu çözmekten çok ötelemeye dönüktür.

Açıkta olan yarayı kaşıyan çok olur. Yaranın sadece pansuman edilmesi söz konusu yarayı daha da büyütür ve farklı hastalıklara dönüşmesine sebep olur. Zaman geçtikçe çekilen elem ve sıkıntı artar. Zamanla bu yara bütün bünyeyi kaplayarak vücudu bitirir. Bu gemi batarsa bütün halk boğuluruz. Hükümet bu konuda özerine düşeni yapmalıdır. Çünkü geminin kaptanı hükümettir.

Hükümet; Apo’yu çevreleyerek ve Kürt sorununu PKK sorununa indirgeyerek büyük bir hata yaptı. Yaşanan sorun PKK sonunu değil; Kürt sorunudur. PKK demek Kürt demek değildir. PKK’nın bir tabanının olduğu doğru. Fakat bu taban bütün Kürtler değildir. PKK dışında Kürtler arasında başta HÜDA PAR olmak özere birçok siyasi parti, cemaat vb. yapılar var ve tabanları da çok güçlü. Apo özerinden PKK’yi çembere almayı ve Kürt sorununu bitirmeyi hedeflemek hiç de gerçekçi değil. PKK sadece Apo’dan ibaret değildir. PKK kendi içinde çok parçalı bir yapıdadır. PKK’nin ne yapacağını kestirmek çok zor. PKK şartlara göre değişkenliği ile tanınıyor. Dün Rusya yanında yer alan PKK; bugün israilin yakınında durabiliyor. PKK’nin son eylemleri ve yeniden kanın dökülmesi için her yolu denemesi çok başlılığına ve Apo’dan ibaret olmadığının ispatıdır. PKK sorunundan kurtulmak için PKK’nin yaptıklarına göz yummak veya PKK’nin saldırılarını görmezden gelmek büyük bir yanılgıdır. Temel hak ve hürriyetler PKK sorununa dönüştürülmemelidir. Kürtlerin insani ve İslami hakları verilmelidir. Bu haklar verilmedikçe barış sağlanamaz. Bu hakları vermekten kaçınmak yıllardır sistemin yanlışlarına sahip çıkmak ve desteklemek manasındadır. Kürt sorununun bitmesi isteniliyorsa bütün Kürtlerin temsilcileri ile oturulup insani ve İslami haklar iade edilmelidir.

PKK uyguladığı baskı ve yaptığı katliamlarla Kürtleri perişan etmiş durumda. Kürtlerin hak talepleri ile başlayan mücadele bugün Kürtlerin kanı ve gözyaşına dönüşmüş vaziyette. PKK’nin büyük yanlışı dini arka plana alması ve Kürtlere namlu doğrultmasıdır.
PKK’ye diyoruz ki; bu millet Müslüman bir millettir. Diline sahip çıkarak dinine saldırmanız devam etiği sürece bir yere varamazsınız. Zaten yıllardır bir yere varmamanızın nedeni de budur. Sizi desteklemeyen ve sizin gibi düşünmeyen Kürtlere açtığınız savaş boşunadır ve en çok Kürtlere zarar veriyor. Bu güne kadar sayısız Kürt öldürdünüz. Kürtlerin hakları için(! ) daha kaç Kürt öldüreceksiniz? Sizleri desteklemeyenleri suçlayacağınıza ve hain ilan edeceğinize bir de kendinize bir bakın. Bizi biz yapan din, dil, namus, örf ve adetlerimizden uzak durarak asıl ihaneti sizler yapıyorsunuz. Herkes sizin gibi düşünmek zorunda değil. Rejimin tek tip insan yetiştirme projesi nasıl başarılı olmadıysa; sizin de kendiniz dışında hiç kimseye hayat hakkı tanımama projeniz de başarılı olmayacaktır. Hele hele dindar Kürtlere saldırmak büyük bir yanlıştır. Tarihten ders alarak aynı hataya tekrar düşmeyin. Yakmaya çalıştığınız ateşte başta siz yanarsınız. Sizi bu ateşten ne Haçlı/siyonist ittifakı ve nede marjinal Türk solu kurtaramaz. Sizin bilinçaltınızda gizlediğiniz ve açıklamaktan çekindiğiniz kominizim hayali iflas etmiştir. Kominizim elbisesi insanlık bedenine uymuyor. Hiçbir zaman da uymayacak. Çünkü insanlık fıtratına terstir. İlk komünistler kominizim elbisesini kesip insan bedenine göre biçeceğine yıllarca insanları biçtiler. Rusya, Çin, Kamboçya vb. ülkeler, insanı/insanlığı kominizim elbisesine uydurmak için milyonlarca insanı katlettiler.

Eğer barış ve kardeşlik isteniyorsa bunun yolu İslam’dan ve İslami bir çözümden geçer. İslami olmayan hiçbir çözümün ömrü uzun olmayacaktır. Çünkü İslam dışı bütün çözümler fıtrata terstir. İnsanlar hakkı bırakıp, batıla taptığından veya hakka batılı karıştırdığından beri dünyanın hiçbir yerinde huzur kalmadı. Peygamber efendimizin (s.a.v ) dediği gibi, “ Allah’ım, bana hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip eyle, bâtılı da, bâtıl olarak göster ve ondan sakınmayı nasip eyle.” diyoruz.
Gerçek barış ve huzur temennileri ile…

Abdullah Çelik /doğruhaber

 

 

Markanız bizimle şehrin markası olsun
ŞEHİR MARKALARI
Reklam İletişim 0212 562 60 06

Bu haberler de ilginizi çekebilir