Ekonomi

Gıda fiyatları da uçacak.. İşte nedeni

Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin aksaması, Körfez’den dünya pazarlarına gönderilen gübre ihracatını zorlaştırdı. Uzmanlar, gübre fiyatlarındaki artışın küresel tarım üretimini ve gıda fiyatlarını doğrudan etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.

Abone Ol

Tarihsel olarak petrol ve doğal gazın küresel deposu konumunda olan Körfez ülkeleri, aynı zamanda gübre üretiminde önemli tedarikçilerden biri olmaları nedeniyle küresel gıda güvenliğinde de kilit bir aktör olarak öne çıkıyor. Bölgedeki enerji kaynaklarının bolluğu, özellikle azotlu gübrelerin üretimi için gerekli hammaddelerin üretildiği büyük bir sanayi altyapısının kurulmasını teşvik etti.

Bugün Körfez bölgesindeki azotlu gübre fabrikalarının çoğu üretime devam ediyor. Ancak bu üretimin dünyanın dört bir yanındaki çiftçilere ulaştırılması, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin aksaması nedeniyle aniden zorlaştı. Bu krizin sürmesi halinde piyasadaki gübre miktarında azalma ve fiyatlarda artış yaşanabilir. Bu durum çiftçilerin gübre kullanımını azaltmasına yol açabilir ve sonuç olarak tarımsal üretimin düşmesine neden olabilir.

Azotlu gübre nedir?

Azotlu gübreler temelde doğal gazın işlenmesiyle elde edilen ve tarım ürünlerinin büyümesi için gerekli besin maddelerini sağlayan ürünlerdir. Bu gübreler dünya gıda üretiminin yaklaşık yarısının sağlanmasında kritik rol oynar. Genel olarak gübreler üç ana kategoriye ayrılır: azot, fosfor ve potasyum.

New York Times gazetesinin hazırladığı bir rapora göre, İran İslam Cumhuriyeti, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Bahreyn olmak üzere beş büyük gübre ihracatçısı ülke, gübrelerini ihraç etmek için büyük ölçüde Hürmüz Boğazı’na bağımlı. Bu ülkeler birlikte dünya üre (azotlu gübre) ticaretinin üçte birinden fazlasını sağlıyor.

Ayrıca Uluslararası Gübre Birliği (IFA) verilerine göre bu ülkeler, küresel amonyak ticaretinin yaklaşık dörtte birini de karşılamakta. Bunun yanında fosfatlı gübre üretiminin önemli bir bölümünü de gerçekleştirmekte.

Endişeler aynı zamanda kükürt tedarikini de kapsıyor. Kükürt, fosfatlı gübrelerin ve bazı metalllerin üretiminde kullanılan sarı renkli bir madde. Piyasa analiz şirketi CRU’ya göre, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin yavaşlaması nedeniyle dünya kükürt stoklarının yaklaşık yarısı şu anda bulunduğu yerde sıkışmış durumda.

Bu kükürdün yaklaşık dörtte biri fosfatlı gübre üretiminde kullanılmak üzere Çin’e, benzer bir miktarı ise hem gübre hem de nikel üretiminde kullanılmak üzere Endonezya’ya gönderilmekte. Ayrıca Afrika’daki tarım sektörü de Körfez’den ithal edilen kükürde büyük ölçüde bağımlı.

New York Times’a göre, Orta Doğu’daki savaş başlamadan önce bile dünyanın birçok yerinde kükürt stokları zaten sınırlıydı. Fiyatların yüksek olması nedeniyle alıcılar büyük stoklar yapma konusunda isteksiz davranıyordu.

Durum oldukça kötü

CRU’da piyasa ve fiyat bilgileri bölümünün başkan yardımcısı Chris Lawson, durumun oldukça kötü olduğunu ve başka türlü tanımlanamayacağını söylüyor. Lawson’a göre dünya, Körfez’den ithal edilen gübre ve ilgili hammaddelere büyük ölçüde bağımlı. Özellikle kükürt, krizden en çok etkilenme potansiyeline sahip ürün olarak öne çıkıyor.

Uluslararası Gübre Birliği’nde piyasa istihbaratı direktörü Laura Cross ise bu durumun ne kadar süreceğini kimsenin bilmediğini belirtiyor.

Gıda fiyatları yükselebilir

Hollanda’daki Leiden Üniversitesi’nde gübre konusunda uzman kimya mühendisi Jan Willem Erisman, yaşanan gelişmelerin gıda fiyatlarını artıracağını söylüyor. Araştırmalar, gübre fiyatlarının yükselmesinin ürün verimini düşürdüğünü, arzı azalttığını ve sonuç olarak gıda fiyatlarını yükselttiğini gösteriyor. Bu durum özellikle yoksul ülkelerde yetersiz beslenmenin artmasına yol açabilir.

Mevcut krizin zamanlaması, kuzey yarımkürede ilkbahar ekimi için gübreleme hazırlığında olan çiftçiler açısından son derece kritik. ABD tarımı için de durum hassas. ABD Başkanı Donald Trump’ın uyguladığı gümrük tarifeleri zaten ithal gübre maliyetlerini artırmış ve birçok çiftçinin gübre stoklama planlarını ertelemesine neden olmuştu.

Beyaz Saray geçen ay gübreleri yeni tarifelerden muaf tutmuş olsa da, dünyanın farklı bölgelerinden milyonlarca ton ürenin hızla ithal edilmesi için yeterli zaman bulunmuyor.

Hindistan en riskli ülkelerden biri

Hindistan da risk altındaki ülkelerin başında geliyor. Ülke, gıda güvenliğini sağlamak için ihtiyaç duyduğu üre ve fosfatlı gübrenin yaklaşık yüzde 40’ını Orta Doğu’dan ithal ediyor. Bu da tedarik zincirini bölgedeki istikrara bağımlı hale getiriyor.

Olası çözümler

Dünya azotlu gübre için alternatif kaynaklar ararken, Çin önemli bir seçenek olarak görülüyor. Ancak Çin hükümeti, kendi çiftçilerini küresel dalgalanmalardan korumak amacıyla geçen yıl gübre ihracatına kısıtlamalar getirdi.

Texas Üniversitesi’nden sürdürülebilir gıda uzmanı Raj Patel, uzun vadeli çözümün gübrelere olan bağımlılığı azaltmak olduğunu söylüyor. Hindistan ve Brezilya’da hükümetler, çiftçileri ithal gübre kullanımını azaltmaya teşvik etmek için ürün çeşitliliğini artırma ve toprağa yerel besin maddeleri ekleme politikalarını destekliyor.

Ancak birçok uzmana göre bu çözüm mevcut hasat yılı için uygulanabilir değil. Çünkü tüccarlar şimdiden olası bir gübre arz şokuna karşı tepki vermeye başladı. Geçen hafta Mısır’da satılan üre fiyatı ton başına yaklaşık 485 dolardan 665 dolara yükseldi ve yaklaşık yüzde 37 artış kaydedildi.

Küresel gübre ticaretinin can damarı

Ekonomist Joe Zagbi, Hürmüz Boğazı’nın sadece petrol ve gaz değil, aynı zamanda amonyak, üre ve kükürt gibi tarım endüstrisi için temel maddelerin taşınması açısından da dünyanın en önemli deniz yollarından biri olduğunu söylüyor.

Zagbi’ye göre bu dar geçitteki sevkiyatın aksaması, gübre ticaretinin büyük stoklara değil düzenli ve hızlı akışa dayanması nedeniyle küresel piyasalarda hızla etkisini gösteriyor.

Tarımsal verimde düşüş

Zagbi ayrıca çiftçilerin gübre kullanımından tamamen vazgeçemeyeceğini, ancak fiyatlar yükseldiğinde ilk yaptıkları şeyin kullandıkları miktarı azaltmak olduğunu belirtiyor. Bu da sonraki sezonda ürün veriminin düşmesine yol açıyor.

Örneğin 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla gübre maliyetlerinin yükselmesi, birçok gelişmekte olan ülkede tarımsal üretimin düşmesine neden olmuştu.