Dünya genelinde her üç yetişkinden yalnızca birinin finansal okuryazar olduğu belirtilirken, gençlerin önemli bir bölümünün temel finansal kararları almakta zorlandığı ortaya konuyor. Ancak saha çalışmaları, bu tablonun arkasında yalnızca bilgi eksikliğinin değil, sosyal medya fenomenlerinin etkisinin de bulunduğunu gösteriyor.
Türkiye’de 21 milyonu aşkın çocuk ve genç nüfus bulunurken, yapılan araştırmalar gençlerin alışveriş kararlarında indirim kampanyaları kadar influencer paylaşımlarının da belirleyici olduğunu ortaya koydu. Gaziantep’te düzenlenen finansal okuryazarlık eğitimine katılan gençlerin büyük bölümü, harcama tercihlerini sosyal medyada gördükleri içeriklerin etkilediğini ifade etti.
Katılımcılar, alışverişlerinin önemli bir kısmını ebeveynlerinin kredi kartlarıyla gerçekleştirdiklerini, özellikle kampanya dönemlerinde ve fenomen önerilerinde harcama eğilimlerinin arttığını dile getirdi. Bu durum, finansal karar alma sürecinde gençlerin duygusal ve sosyal etkiler altında hareket ettiğini gösteriyor.
OECD verilerine göre 15 yaş grubundaki gençlerin üçte ikisinden fazlası finansal ürün ve hizmetleri aktif olarak kullanıyor. Buna karşın öğrencilerin yüzde 18’i temel finansal kararları dahi alamayacak düzeyde yetersiz kabul ediliyor. Sosyal medyanın yaygın etkisi düşünüldüğünde, bu kırılganlık daha da belirgin hale geliyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Ofisi ve Habitat Derneği’nin başlattığı “Finansla Gelecek” projesi de tam olarak bu noktaya odaklanıyor. Proje, gençlerin yalnızca tasarruf ve bütçe yönetimi gibi temel konularda değil; dijital tüketim kültürü, sosyal medya etkisi ve bilinçli harcama davranışı konusunda da güçlendirilmesini hedefliyor.
Uzmanlara göre fenomen kültürü, gençler üzerinde yalnızca tüketim değil, finansal kimlik inşası açısından da etkili. Özellikle indirim kodları, sponsorlu içerikler ve “kaçırılmayacak fırsat” dili, gençleri plan dışı harcamaya yönlendirebiliyor.
Finansal okuryazarlık alanında yürütülen yeni çalışmalar, gençlerin sosyal medya kaynaklı tüketim baskısını fark etmelerini ve bilinçli karar alma becerilerini geliştirmeyi amaçlıyor. Çünkü veriler, finansal dengenin yalnızca gelirle değil; davranış kalıpları ve dijital etkilerle de doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.



