Dünya

Gazze "Barış Konseyi"nin başındaki isime neden güvenilmiyor?

ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze için kurduğu "Barış Konseyi"nin başına getirilen Nikolay Mladenov'un, siyonist rejim tarafından hiçbir itirazla karşılaşmadan kabul edilmesi, geçmişteki bağlantılarıyla birlikte soru işaretlerini artırıyor.

Abone Ol

ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze için oluşturduğu ve doğrudan kendi himayesinde çalışacak "Barış Konseyi"nin icra direktörlüğüne Nikolay Mladenov'un getirilmesi, yalnızca siyasi değil, ciddi güvenlik ve tarafsızlık tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Atamanın ilk olarak siyonist rejim kaynakları tarafından duyurulması ve Tel Aviv'den herhangi bir itiraz yükselmemesi, bu tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Mladenov, geçmişte Birleşmiş Milletlerin Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörlüğü görevini yürütmüş olsa da özellikle siyonist rejimle kurduğu yakın temaslar ve Washington merkezli düşünce kuruluşlarıyla ilişkileri nedeniyle uzun süredir Filistinli çevrelerde temkinle karşılanan bir isim olarak biliniyor.

Dikkat çeken en önemli noktalardan biri, Mladenov'un Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü (WINEP) ile olan bağı. Bu enstitü, kuruluşundan itibaren ABD'de siyonist rejim lehine politika üretimiyle bilinen çevrelerle organik ilişkileriyle öne çıkıyor. Mladenov'un burada "kıdemli misafir araştırmacı" olarak yer alması, tarafsızlık iddiasını zayıflatan unsurlar arasında gösteriliyor.

Öte yandan, siyonist rejimin Mladenov'un atanmasına sessiz kalması, hatta dolaylı biçimde destek vermesi de dikkat çekiyor.

Tel Aviv yönetiminin geçmişte kendisine itiraz ettiği veya "dengeleyici" bulmadığı isimlere karşı açık tavır aldığı bilinirken, Mladenov konusunda herhangi bir rahatsızlık dile getirmemesi, "kabul edilebilir bir figür" olarak görüldüğü yorumlarına yol açtı.

Mladenov'un son dönemde yaptığı değerlendirmelerde, Gazze'de uluslararası bir güvenlik gücünün yalnızca "istikrar sağlamakla" yetinmemesi, gerektiğinde silahlı direnişe karşı sert müdahalelerde bulunması gerektiğini savunması da bu şüpheleri derinleştirdi. Bu yaklaşımda, Filistin halkının güvenliği ve işgalcilerin saldırıları karşısında korunması yönünde net bir vurgu yapılmaması özellikle eleştiriliyor.

Ayrıca, Mladenov'un açıklamalarında HAMAS'ı doğrudan hedef almaktan kaçınarak "isyan" ve "silahlı unsurlar" gibi kavramlar kullanması, buna karşılık siyonist rejimin saldırı ve ihlallerine ilişkin net bir dil kullanmaması da dikkat çekici bulunuyor.

Tüm bu tablo, Mladenov'un Gazze'de kurulması planlanan yeni yönetim ve güvenlik mimarisinde gerçekten Filistin halkının çıkarlarını mı, yoksa Washington ve siyonist rejimin önceliklerini mi esas alacağı sorusunu gündemde tutuyor. Özellikle Tel Aviv'in sessiz onayı, bu ismin "tarafsız bir arabulucu" değil, kontrollü ve uyumlu bir aktör olarak görüldüğü yönündeki kuşkuları güçlendiriyor.

Bu nedenle, Gazze'nin geleceğini şekillendirecek kritik bir pozisyonda yer alacak Mladenov'un rolü, Filistinli direniş çevreleri ve kamuoyu tarafından yakından izlenirken, "barış" söylemi altında dayatılabilecek siyasi ve güvenlik projelerine karşı temkin çağrıları da giderek yükseliyor.