Garantör ülkeler Gazze için ne yapıyor?

Abone Ol

Malum olduğu üzere yedi ay önce yani 13 Ekim 2025 tarihinde Şarm el-Şeyh’te resmiyet kazanan mutabakatla ABD, Türkiye, Mısır ve Katar Gazze’de ateşkes ve esir takası süreci ile ilgili garantör ülke oldular.

Mutabakata göre; karşılıklı tutuklu ve mahkûmları serbest bırakma, Mısır sınırındaki Refah ve Kerem Şalom geçişlerinde günlük 600 tır kapasitesinde insani yardım geçişi sağlama başta olmak üzere bir dizi madde imza altına alındı.

O gün bu gündür HAMAS tarafı tüm sıkıntılara göğüs gererek ilgili mutabakat maddelerine uymasına rağmen işgalci rejim mutabakata uymuyor. Bilakis her gün ihlal her gün tecrit ve her gün zulümlerini daha da katmerleştiriyor.

Garantör ülkeler ise çaresizlermiş gibi bekliyor ve sadece sözlü bazı kınamalarla yetiniyorlar. İşgalci rejim de sözden anlamadığı için garantör ülkeleri nazarı dikkate almadan tüm dünyanın gözünün içine baka baka ihlallerine devam ediyor. Garantör ülkeler ile beraber tüm dünya da süreci izlemekle yetiniyor. Böylece hem Gazze’deki kahraman direniş grupları hem de onurlu Gazze halkı soykırım ve zulümlerle baş başa kalmış durumdadır.

Normal şartlarda garantör ülkeler; taraflar arasında imzalanan bir barış ya da ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesi ve sürdürülebilir hale gelmesi için güvence sağlayan ülkelerdir.

Garantör ülkelerin temel görevleri ise, taraflar arasındaki güven eksikliğini gidermek, ihlalleri önlemek ve süreci denetlemektir. Buna göre garantör ülkeler, bir barış sürecinin konumundadırlar.

Gazze’de işgalci rejimin saldırıları ve katliamları devam ediyor. İstediği zaman istediği yere hava saldırısı yapıp kadın, çoluk çocuk demeden soykırımı sürdürüyor.

Siyonist işgalciler insani yardımların geçişine izin vermiyor. Her gün Gazze’ye geçmesi gereken 600 tır insani yardım yerine sembolik olarak bazı tırların geçişine izin veriliyor. Geçen tırların da çoğunluğu insani yardım değil ticari amaçlı malzemelerdir.

Ölümle pençeleşen on binlerce Gazzeli ağır hastanın başka ülkelerde tedavi görmelerine mani olunuyor. Böylece Gazzeli on binlerce hasta veya yaralı acı çeke çeke çaresizce ölümü bekliyor.

Ve bunun gibi yüzlerce ihlal, insani kriz ve dünyada daha bir benzeri görülmemiş zulüm ve biçarelikler…

Dolaysıyla Gazze’de insani dram en üst seviyede devam ediyor. Uluslararası toplumdan beklenen mekanizması sadece kâğıt üstünde kaldı ve imzalanan maddeleri hayata geçirmek için sahada bağlayıcı olacak bir statüye kavuşmadı.

Büyük şeytan ABD; siyasi, askeri, istihbari, lojistik ve ekonomik her türlü desteği siyonist işgal rejimine veriyor. Verdiği bu destekleri de tüm dünya kamuoyuna ilan ediyor ve işgal rejiminin kırmızıçizgileri olduğunu her platformda deklare ediyor. Bunun yanında da Gazze’de istediğini alamayan işgal rejimine can simidi olmak için sözde Garantör oldu.

Türkiye, her fırsatta olası iki devletli çözüm sürecinde olma sorumluluğunu üstlenmeye hazır olduğunu vurguluyor. Bununla beraber Filistin meselesini uluslararası platformlarda gündeme getirip siyasi olarak destek veriyor.

Mısır ve Katar ise, esir takası ve insani yardımların Gazze’ye ulaştırılması için arabuluculuk faaliyeti ve diplomatik müzakereleri sürdürüyor.

Ancak sahadaki soykırım, zulüm ve trajik durum hiç değişmedi. Kısacası, garantör ülkelerin fiili olarak sahada bir karşılığı olmadı.

Halkı Müslüman ülke liderleri bu vahim tabloya ivedilikle bir hal çaresi bulmak zorundalar. Yoksa mazlum Gazze halkının ahı İslam âlemi için büyük bir felakete sebep olur.