Bilim insanları, insan vücudunun her gün gerçekleştirdiği ancak işlevi hala tam olarak bilinmeyen bir davranışın gizemine dair yeni bilgiler ortaya çıkardı. Avustralya merkezli SBS’in aktardığına göre, University of New South Wales ve Avustralya Sinirbilim Araştırma Vakfı tarafından yayımlanan görüntüleme çalışmasının sonuçları, esnemenin beynin temizlenmesine ve sıcaklığının düzenlenmesine yardımcı olabileceğini gösterdi.

Araştırmaya katılan bilim insanlarından Adam Martinyak, “Başlangıçta keşif amaçlı bir çalışmaydı ancak daha sonra somut bir şeye dönüştü” dedi. Martinyak, araştırma ekibinin ilk etapta omurilik bozuklukları üzerine MR görüntüleme çalışması yürüttüğünü söyledi.

Bazı görüntüleme seansları sırasında esnemeyi inceleme fırsatı doğduğunu belirten araştırmacı, “İlginç bir şey fark edildi ve bunun üzerine çalışma kapsamlı bir araştırmaya dönüştürüldü” ifadelerini kullandı.

Uzun süre boyunca araştırmacılar esnemenin solunumla ilişkili yönüne odaklandı. Martinyak, geçmişte insanların oksijen seviyeleri değiştirilen odalara yerleştirildiğini ve bunun esnemeyi tetikleyip tetiklemediğinin incelendiğini belirterek, “Ancak görünüşe göre böyle bir etki oluşmadı. Bu da herkesi şaşırttı” dedi.

Sıvı hareketleri

Araştırmayı yöneten Profesör Lynne Bilston ise sonuçların, esnemenin beyin sıvısının temizlenmesinde rol oynadığını gösterdiğini söyledi. Bu sürecin büyük ihtimalle uyku öncesinde gerçekleştiği belirtildi. Beyin-omurilik sıvısı, beyin ile omuriliği darbelerden koruyan bir sıvı olarak biliniyor.

Bir kişi esnediğinde, beyne daha serin kan girdiği ve bunun dışarıya doğru gerçekleşen kan ile beyin-omurilik sıvısı akışını dengelediği ifade edildi. Bu durumun, esnemenin beynin aşırı ısınmasını önleyen bir mekanizma olabileceğini düşündürdüğü kaydedildi.

Araştırmaya katılmayan ancak Melbourne Kraliyet Hastanesi ile University of Melbourne bünyesinde görev yapan nörolog Thomas Kalincik ise çalışmanın yeni, beklenmedik ve ilgi çekici sonuçlara ulaştığını söyledi.

“Esneme parmak izi”

Araştırma ayrıca, yaşları 18 ile 72 arasında değişen 22 katılımcının her birinin kendine özgü esneme hareketlerine sahip olduğunu ortaya koydu.

Martinyak, bu olgunun geçici olarak “esneme parmak izi” olarak adlandırıldığını belirterek, “Bu tıpkı parmak izi gibi. Bir kişinin nasıl esnediğine bakarak onu tanımak mümkün olabilir” dedi.

İnsan embriyolarının da gelişimin erken aşamalarında esneyebildiği bilinse de yetişkinlerdeki esneme biçimlerinin genetik mi yoksa sosyal faktörlerden mi kaynaklandığı henüz bilinmiyor.

Önemli ipuçları

Araştırmacılar, çalışmanın vücudun eski gizemlerinden biri hakkında önemli ipuçları sunduğunu ancak sonuçların henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve cevap bekleyen birçok soru bulunduğunu vurguladı.

Martinyak, “Esneme, hâlâ son derece gizemli. Timsahların esnediğini biliyoruz, dolayısıyla dinozorların da esnediğini düşünebiliriz” dedi.

Kalincik ise, “Esnemenin yalnızca nefes alma sürecinden farklı olduğu sonucuna varabiliriz. Esnemenin nedenini daha iyi anlamak ilginç olacaktır” ifadelerini kullandı.

Martinyak son olarak daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirterek, özellikle nörodejeneratif hastalıkların beyinde atık birikimiyle ilişkili olduğuna dikkat çekti. Araştırmacı, “İnsan yaşlandıkça bu atıklar artıyor” dedi.

Muhabir: Muhammed Mahsum Tuna