ABD’li New York Times, sapık milyarder Jeffrey Epstein’ın, bağlantılarını kullanarak özel adası için çeşitli dini mekanlardan tarihi parçalar temin ettiğini ortaya çıkardı.
Gazeteye göre, Mekke’deki Kâbe’den Kur’an ayetleriyle işlenmiş tekstil ürünleri gönderildi. Ayrıca Özbekistan’daki bir camiden fayanslar getirildi ve eski Suriye mimarisini taklit eden altın kubbeli metal bir yapı inşa edildi.
Epstein’ın yıllar boyunca Orta Doğu genelinde ilişkiler kurduğu, hem ticari anlaşmalar hem de iki ana ilgisi doğrultusunda hareket ettiği belirtildi: Nadir İslam eserlerini toplayarak özel adasındaki sıra dışı yapıyı süslemek ve zengin, nüfuzlu kişilerle ağını genişletmek.
Gazete, Epstein’ın Suudi kraliyet çevrelerine uzanan bağlantıları sayesinde Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşme ayarladığını ve Kabe’nin içini ve dışını süsleyen değerli örtülere erişim sağladığını yazdı.
Haberde ayrıca, ABD Adalet Bakanlığı’nın Ocak 2026’da yayımladığı belgelerde, Epstein’ın Karayipler’deki “Little Saint James” adlı özel adasında bulunan gizemli yapıya da yer verildi. Mavi-beyaz renkte, altın kubbeli bu yapı; müzik odası, misafirhane, küçük kilise hatta büyü tapınağı gibi farklı şekillerde tanımlandı.
Ancak Epstein ile iş ortakları arasındaki yazışmalar ve projede çalışan bir sanatçıyla yapılan röportaj, bu yapının Epstein için bir “cami” olarak tasarlandığını ortaya koydu.
Gazete, Epstein’ın uzun süredir İslam mimarisine “takıntılı” olduğunu ve 2003 yılında Vanity Fair’e verdiği röportajda “özel bir evde görebileceğiniz en büyük İran halısına sahip olduğunu” söylediğini aktardı.
2011 yılında Epstein’ın Özbekistan’daki bir tanıdığından orijinal fayans talep ettiği ve “Bunlar iç duvarlar için, tıpkı bir cami gibi olacak” dediği belirtildi. Proje için Rumen sanatçı Ion Nicola ile anlaşıldı.
Kayıtlara göre Epstein, 2013’te Halep’teki 15. yüzyıla ait Yalbugha Hamamı’nın fotoğraflarını göndererek benzer bir tasarım talep etti. Altın kubbe, kemerli giriş ve taş duvar detaylarının aynısının yapılmasını istedi.
Gazete, Epstein’ın bir başka talebinin ise Arapça “Allah” kelimesinin yerine kendi baş harflerinin kullanılmasını içeren bir tasarım olduğunu aktardı.
Kabe’den parçaların temini
Haberde, Epstein’ın Norveçli diplomat Terje Rød-Larsen ile ilişkisine de değinildi. Suudi Arabistan, yıllar süren yazışmalarda sık sık gündeme geldi ve 2016’da temaslar yoğunlaştı.
Rød-Larsen, Epstein’ı Suudi Kraliyet Divanı danışmanı Raafat Al-Sabbagh ve yardımcısı Aziza Al-Ahmadi ile tanıştırdı. Epstein, bu bağlantılar üzerinden Veliaht Prens’e ulaşmak için yoğun çaba sarf etti.
Epstein’ın, Müslümanlar için “şeriat” adlı yeni bir para birimi önerisi gibi “radikal fikirler” sunduğu da aktarıldı.
Yazışmalarda, Suudi Arabistan’dan adaya gönderilen çadır ve “cami” için ek malzemelerin yanı sıra Kabe’den üç parçanın temin edildiği ifade edildi. Belgelerde, bu parçaların Kâbe içinde kullanılmış örtüler ve dış yüzeyini kaplayan “kisve” olduğu belirtildi.
Aziza el-Ahmadi’nin bir e-postasında bu parçaların önemine dikkat çekerek, “Bu siyah örtüye en az 10 milyon Müslüman dokunmuştur. Her biri dua, umut ve gözyaşlarını bu örtüye bırakır” ifadelerini kullandığı aktarıldı.
Ancak gazete, söz konusu parçaların nasıl temin edildiğinin hala netlik kazanmadığını vurguladı.