Şu lanet olasıca ifrit adası, sıradan bir skandaldan çok daha adi. Fıtratı ve imanı kendisine düşman bellemiş iki ayaklı şeytanların kan dondurucu üssü konumunda.
Beşeri sistemlerin manevi ve ahlaki çıkmazlarının neticesi... Eşref-i mahlûkat olacak insanın, Allah’ın kanunlarından uzaklaştıkça ne derece esfel-i safilin derekelerine düşeceğinin bariz bir sonucu. İslam dışı nizamların yüz yıllık emekleri neticesinde yeşerttikleri zakkum, zehirli meyve.
Nefsi emarenin süfli dürtüleriyle beslenen bu karanlık çağın gerçek yüzü tam da budur. Hatta göremediğimiz aşağılıklar görebildiklerimizin belki de binlerce katı. Siyasetçi sapıklar, asilzade alçaklar, bilim insanı-düşünür-akademisyen aşağılıklar, sanatçı-yönetmen-sporcu vampirler ve daha nice elit, aşağılık esfeller…
Yazar ve yönetmenin siyonist canilerin, başrolde büyük şeytan Amerika’nın özellikle de baş lağım Trump’ın, figür ve oyuncuların ise binlerce elit sapığın bulunduğu 3 milyondan fazla belge, 180 bin görüntü ve 2 bin video ile yayımlanan Epstein dosyaları halen gerekli düzeyde ciddi bir tepki verilmemesinin rahatlığında haberlere konu olmakta. Bu durum en az bu vahşet kadar korkutucu değil mi? Dahası bu esfel ifritlerin onca aşağılıklarıyla birlikte bu kadar uzunca süre korunabilmiş olmaları bile çağın ne derece karanlık kâfirlerce yönetildiği gerçeği için yeter de artar.
Evet, bu bireysel sapıkların oluşturduğu sapık bir birliktelik değildir. Epstein adası, beşeri sistemlerin azimli ve sürekli bir şekilde vermiş oldukları şeytani gayretlerinin başarıya ulaşmış halidir. Dünyaya demokrasi ve laiklik hediye eden Siyonist vahşilerin özel eğittiği hahamlarıyla oluşturdukları minik bir dünya cehennemi... Hayallerindeki cehennemi oluşturmak için hazırlanmış bir numunelik misali... Bu sapıklık sistemsel sapıklıktır, düşünsel-fikirsel sapıklıktır. Mimarı aşağılık Siyonistler olan bu esfel sistemler, dünyamızın tamamını bu hale getirmeden durmayacaklardır. Onları ancak ve ancak Şeriat-ı Muhammediye-i Ğarra kanunları durduracak. Bunun başkaca bir çaresi, bir yolu, çözümü katiyetle yoktur.
Çünkü insan İslam’dan, imandan uzaklaştığı kadar canileşir, vahşileşir, firavunlaşır. Nasıl ki iman insanı insan eder imansızlık da insanı hayvan…
Baksanıza.
Çağımın medeni dünyasında bilgi artmış, bilim ilerlemekte, okullar, üniversiteler ve dahası olmakta ancak bunların neticesi daima vahşet, kan ve aşağılık olmakta. Edinilmiş her imkân adeta imha aracına dönüşmekte. Peki, insan bu derece bilgili, birikimli, yeterli olmasına rağmen bu derece vicdansız, bu derece aşağılık olmakta? Neden?
Merhum Akif ne güzel demiş:
“Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-ı Yezdân’ın
Ne irfanın kalır te’siri katiyye, ne vicdanın”
(Havf-ı Yezdân; Allah korkusu, Allah’a saygı)
Dahası “Medeniyet-i sefihe, hevesât-ı nefsaniyeyi tahrik edip beşeri israf, zulüm ve sefahete sevk eder.” Diye buyurmuş Üstad.
Mesnevi-i Nuriye’de ise; “Paris’e git ve en büyük localarına gir. Göreceksin ki, akrepler insan libası giymişler ve ifritler adam sûretini almışlar.” Gerçek bu. Aynen böyle. İnsan ile iman arasında var olan engeller artıkça insan sadece sureten insan kalabiliyor. İman yok ise insan, vahşi bir canavar, aşağılık bir ahlaksız ve muzır bir canlıdan öteye geçemiyor.
Bu gerçekler güneş gibi âli ve görünür olmasına rağmen hâlen batıya, beşeri sistemlere, mimsiz medeniyete hüsn-i niyet ile bakmak en hafif tabiriyle eblehliktir. Sözüm ona kimi karanlık aydınlar, ahlaksız düşünürler, kravatlı aşağılıklar, tüm olup bitenlere rağmen işte insanlığa ihanet etmekte olan bu esfel hainler ise batıya, beşeri düzenlere halen gıptayla, hayranlıkla bakabilirler, bakıyorlar.
Madem işin aslı budur ve madem hakikat bellidir, öyleyse İslam’ın her bir ferdi ve kendini insan bilen diğer tüm fertler canla başla çözümün tek adresi olan cihada sarılmalı, mukaddes ve mübarek kurtuluş yolu olan cihada.
Çünkü cihad sadece ne harptir ne savaştır ne kıtaldir ne de bir başkası. Cihad bu aşağılıkların elindeki gücü, silahı onlardan almaktır. Evet, cihad aslında delinin elindeki silahı almaktır. Bilgiyi cahillere, iktidarı şahsiyetsizlere, parayı paraperestlere, insanları zalimlere, insanlığı da Siyonist vahşilere bırakmamaktır.
Seyyid-ü Şüheda İmam Hüseyin’in (ra); “Hayat; iman ve cihattır.” Düstur-u azimesi ne kadar da elzemmiş. Yani yaşanabilir bir dünya için vazgeçilemez ikinci gerçek (hayat)cihad, birincisi ise iman. Öyleyse birincisini elde edenler ikincisi ile nicelerinin birincisini kazanmaya sebep olabilir/olmalı.
Gazze’de işlenen cürüm ve cinayetler, soykırım ve vahşilikler ile şu lanet olasıca adada ayyuka çıkan aşağılık sapıklıklar, içilen bebek kanları ve canlı canlı doğranarak parçalanan yüz binlerce can herkesçe malum olmasına rağmen halen insan olmaya, İslam olmaya, cihad etmeye ve insanlık için mücadele etmeye yönelmemiş olan var ise yok olsun. Olmaz olsun.
Bilinsin ve bilinmelidir ki;
Dünya bu aşağılıklara bırakılmayacak kadar değerlidir. Öyleyse zaman artık insan olma ve insan kalma zamanıdır. Bu aşağılık habis urdan kurtulma vakti gelmiştir. İman ve cihad ile dünyaya yepyeni bir hayat sunabiliriz.
Hadi gerçeğin bir tanesini ABD’li birisinden alıntılayayım. Ne de olsa batı hayranlığı çoğu mankominler için kronik bir hastalık olalı çok olmuş.
ABD’li iş insanı ve oyuncu Dan Bilzerian: “Epstein’nin çocuk istismarı ve işkencesine katılan herkesin halk önünde idam edilmesi gerekir.” Diye buyurmuş yani yaşasın Şeriat demiş. Doğru demiş.
İnsanlık için, aydın bir gelecek için, huzurlu bir yaşam, müreffeh bir dünya için, münevver bir çağ için hatta tüm nebatat ve canlılar için iyi ki varsın Şeriat, sen çok yaşa emi.
Lanet olsun mimsiz medeniyet ve yaşasın mükemmel Şeriat.