Eğitim ve Çürümüşlük

Abone Ol

Bir toplumun çürümesi, çoğu zaman yüksek sesle gelmez. Önce kalpte başlar, sonra düşüncede, ardından kurumlarda kendini gösterir. Bugün yaşadığımız toplumsal, siyasal, ekonomik ve eğitimsel yozlaşmayı sadece sistemsel hatalarla açıklamak eksik kalır. İslami bakış açısına göre asıl mesele, değer kaybıdır; yani insanın Rabbiyle, vicdanıyla ve sorumluluk bilinciyle bağının zayıflamasıdır.

Ahlakın Susturulduğu Yerde Çürüme Kaçınılmazdır

Yıllardır aynı cümleleri duyuyoruz: istikrar, büyüme, beka, yerli ve millî. Bugün yaşadığımız toplumsal, siyasal, ekonomik ve eğitimsel çöküşü “küresel şartlar”, “sistem zorlamaları” ya da “kaçınılmaz modernleşme” masallarıyla açıklamak artık dürüstlük değildir. İslami bakış açısından bu tabloya bakıldığında ortada açık bir gerçek vardır: Bu çürüme bir kader değil, uzun süredir tercih edilen bir siyaset anlayışının ve bilinçli bir tercihin sonucudur.

Toplum, ahlakın kamusal alandan kovulduğu gün çözülmeye başlar. Bugün “kimse kimsenin hayatına karışamaz” sloganı özgürlük diye pazarlanırken, aslında iyiliğin müdahale hakkı yok edilmiştir. İslam’ın emrettiği emr-i bil maruf, nehy-i anil münker anlayışı terk edilince kötülük cesaret kazanır. Aile çöker, güven kaybolur, utanma duygusu alay konusu olur. Ardından herkes şikâyet eder ama kimse sorumluluk almaz. Çünkü ahlak, bireysel bir hobiye indirgenmiştir.

Siyaset: Gücün Putlaştırılmasına Dönüşmüş

İslami anlayışta siyaset ibadetten bağımsız değildir; çünkü adalet ibadettir. Ancak bugün siyaset, emaneti taşıma sorumluluğu olmaktan çıkmış, iktidarın kutsandığı bir alan hâline gelmiştir. Liyakat yok, hesap verebilirlik yok, istişare göstermelik. Emanet ehline değil, “bizden olana” verilmektedir. Bu açıkça Kur’an’a meydan okumaktır.
Zulüm sadece copla, silahla olmaz; adaletsiz atama da zulümdür, hakkı yenilen her insanın ahı da siyasetin yakasına yapışır. İslam, zalim yöneticiyi “işini iyi yapıyor” diye aklamaz. Adalet yoksa başarı da yoktur.

Hesap sormanın “ihanet”, eleştirinin “düşmanlık” sayıldığı bir siyasal iklimde, istişare ölür; istişarenin öldüğü yerde ise hata kutsallaşır.

Helalin Tasfiye Edildiği Düzen

Ekonomik çürüme rakamlarla gizlenmeye çalışılıyor. Büyüme var ama bereket yok. Servet artıyor ama huzur azalıyor. Çünkü bu düzen helali merkeze almıyor, sadece kârı kutsuyor.

Rakamlar Büyüyor, İnsan Küçülüyor

Ekonomi “uçuyor” denirken, halkın alım gücü yerle bir oluyorsa; bu başarı değil, rakamlarla makyajlanmış bir başarısızlıktır. Faiz, dolaylı isimlerle sistemin merkezine yerleştirilmiş; israf kamuda alışkanlık hâline gelmiş; yoksulluk ise neredeyse normalleştirilmiştir. Zekât ve sosyal adalet söylemde var, uygulamada yoktur.

Eğitim: Ahlaksız Zihinler Üreten Fabrika olmuş

Eğitim, belki de çürümenin en tehlikeli boyutudur. Çünkü burada yetişen insan, yarının yöneticisi, tüccarı, öğretmeni olacaktır. Ancak bugünkü eğitim sistemi, bilgili ama vicdansız, donanımlı ama sorumsuz bireyler üretmektedir. Allah korkusundan, kul hakkından, adaletten arındırılmış bir bilgi, insanı yüceltmez; sadece daha etkili bir zalim hâline getirir. İslam’da ilim, ahlaktan kopuk olamaz. Hikmetten kopmuş bilgi, toplum için tehdittir.

Eğitim sistemi ise başlı başına bir alarmdır. Düşünen değil, uyum sağlayan; sorgulayan değil, tekrarlayan bir nesil hedeflenmektedir.

İslam’ın istediği nesil; haksızlık karşısında susmayan, gücü alkışlamayan, doğruyu kim söylerse söylesin kabul eden bir nesildir. Bugün ise eleştiren genç ya “nankör” ya da “tehlikeli” ilan ediliyor.

Islah Yukarıdan Başlamaz, Ama Yukarıyı da Muaf Tutmaz

Kur’an açık konuşur:

“Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Rad:11)

Bu ayet, suçu sadece halka yıkmaz; yönetenleri de aklamaz. Çünkü yönetenler de bu toplumun ürünüdür ama aynı zamanda yön verenidir. Islah, bireyden başlar; fakat siyaset, ekonomi ve eğitim alanlarında ahlaki bir kırılma olmadan toplumsal düzelme beklemek samimiyetsizliktir.

Bu çürüme durdurulmak isteniyorsa:

-Ahlak yeniden kamusal alanın merkezine konulmalı,

-Adalet, slogan değil ilke olmalı,

-Helal-haram çizgisi ekonomide netleştirilmeli.