Düzeltmek için sağlam bir iradeye ihtiyaç var!

Abone Ol

Milletçe çektiğimiz çilenin sadece bir tek sebebi yok maalesef! Büyüklere saygıyı, küçüklere sevgiyi es geçtik. Yaş ne olursa olsun bireylerin egosu dağları aşacak boyutlarda artık.

Öğrenen-öğreten ilişkisindeki saygı ve sevgi de hepten ortadan kalktı. Öğretmen öğrenciyi, öğrenci hocasını görmek istemiyor. Defalarca, hocalarıyla alay eden öğrenci tipleriyle karşılaşıldı.

Aile, çocuğunu her yönüyle terbiye edilsin diye okula göndermiyor; çocuğu “hiç üzülmesin” diye son derece takip ediyor, ama saygıda kusur edip etmediğiyle ilgili pek sorguladığı olmuyor maalesef. Aile böyle, okul da çocuğu terbiye edecek müfredatla donatılmış değil. O da olsa bu sefer gerçekten eğitmen-öğretmen sıkıntıları çok.

Hakkıyla işlerini yapan hocaları tenzih ediyorum, onların ellerinden öpülür. Ancak sözde öğretmenlik yapan ama “özel içerik” üreten, ahlaktan yoksunların haberleri daha birkaç gün önce basına düştü.

Eğitim müfredatımız; öğretmen, doktor, mühendis, sosyolog, psikolog yetiştirsin; ama bütün bu alanlarda yetişecek kişilerin “ahlaklı” olmalarını sağlayacak dersler olsun ve bu dersler de en önemli dersler olarak görülsün.

Baba polis, anne öğretmen; ama çocuk evde sahipsiz… Neticede sonuç hüsran oldu. Kimsenin iş hayatı bizi ilgilendirmiyor; ancak düşünün, bir ailenin temel direklerinin ikisi hep dışarıdaysa, içeride ilgi ve eğitim bekleyen çocukların durumu ne olur? Böyle bir toplum, her geçen gün yok olmayla karşı karşıya olmasın da ne olsun?

Annelerin, insan yetiştirmek gibi dünyanın en iyi, en hassas ve en değerli mesleği olsun ama bu hor görülsün. Sıkıntılar olmasın da ne olsun?! Yeri gelmişken, kadınları TIR şoförlüğüne teşvik etmek ve sayıları artan kadın TIR şoförleriyle övünmek hangi aklın eseri oluyor, Allah aşkına!

Bir diğer handikapımız: Hep çalışan annelerin şartlarının iyileştirilmesi düşünülüyor, onlara ekonomik destekler sağlansın diye efor harcanıyor. Böylece evde çocuğuyla ilgilenen annenin yaptığı görev aslında hor ve hakir görülmüş olmuyor mu? Aslında bunu yaparken, evdeki anneyi de çocuğu bırakıp fabrikaya, tekstile kaçmasını teşvik etmiş olmuyor muyuz?!

Sorunlar az değil gerçekten. Ama inanın, bunların üstesinden gelmek o kadar da zor değil. Hz. Ali, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyor. Bugün öğrencilerin içinde bulundukları ruh hâli maalesef bunun aksiyle açıklanıyor.

Öğrencilerine bir konuda izahat getiren 34 yıllık öğretmen Ramazan Avuşmak, bir iki öğrencinin art niyetli aleyhteki yorumu üzerine gözaltına alınıp tutuklandı ve 12 gün sonra, artan tepkiler üzerine serbest bırakıldı.

Böyle bir öğretmenin artık okulda, öğrenciler karşısında “saygı” duymaktan başka bir çaresi olur mu? Saygı rollerinin yer değiştirdiği yerde de sağlıklı bir iletişimin, sağlıklı bir eğitim-öğretimin imkânı olamaz.

Bütün bunları düzeltmek için sağlam bir iradeye ihtiyaç var, o kadar!