Düşman acımasız saldırıyor… Bu kadar boş lakırdıya nasıl tevessül ediliyor?!

Abone Ol

Halkı Müslüman ülkelerin değişmez kaderi maalesef kan ve gözyaşı! Sadece şu son otuz beş yıllık süre içerisinde milyonlarca insanın hayatına mal olacak saldırılar gerçekleşti. Ekonomik kaybın zaten haddi hesabı yok.

Başta ABD ve israil olmak üzere diğer Batılı ülkelerin Müslümanlara yönelik hıncı bitmedi. Saldırılar neredeyse hiçbir zaman durmadı.

Uluslararası hukuk dedikleri şeyin bir aldatmacadan ibaret olduğu defalarca görüldü. Savaş suçu işlediler, katliam yaptılar, insanları diri diri yaktılar.

Haçlı-Siyon ittifakının saldırıları maalesef hiç durmadı. Ülkeler tarumar edildi. İnsanlıktan yoksun Batılı askerlerin sergiledikleri vahşet Arş-ı Âlâ’yı titretti. Müslümanların namuslarına el uzatıldı, mabetleri harap edildi, mahremiyetleri çiğnendi.

Bütün saldırılarını uydurdukları yalanlar üzerinden gerçekleştirdiler. “Kimyasal,” dediler. “Tehdit olmuş,” dediler. “Halklarına zulmediyorlar,” dediler. Oysaki hayatları yalan. Bu ahlaksızların amacı, saldırdıkları ülkelere barış ve güven getirmek değildi.

Tek amaçları, onları kendi boyundurukları altına alarak yer altı ve yer üstü zenginliklerini yağmalamaktı. Dertleri sömürmekti. Bütün zenginlikleri çalarak, gasp ederek kendi hegemonyalarını tesis etmenin uğraşı içerisinde oldular. Girdikleri her ülkede kaos ve katliamlar tavan yaptı. Ekonomik krizler birbirini takip etti.

Bu haydutlar, Birleşmiş Milletler kararlarına hiç uymadı. Saldırı ve katliam için ahlaki ve ilkeli hiçbir tutumları olmadı. Müzakereler devam ederken saldırı ve suikastler düzenleyerek ne denli hain ve kaypak olduklarını her seferinde gösterdiler.

En son Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a yönelik yapılan saldırıda da, Seyyid Ali Hamaney ve diğer devlet ve siyaset erkânına yönelik yapılan suikastte de bu hainlik ve alçaklık bir kez daha görülmüş oldu.

İran’la müzakerelerde arabulucu rolünü üstlenen Umman Dışişleri Bakanı’nın “Artık barış için hiçbir engel kalmadı.” diye açıklamalarda bulunmasından sonra Siyonist israil ve ABD’nin saldırılarıyla dünya bir kez daha şok oldu.

Düşman çok barbar ve vahşidir. Ama aynı zamanda hain ve kaypaktır, sinsidir. Ona güven duyanın güvenliği yoktur, demektir. Bu alçakların dostlukları, çıkarları devam ettikçe vardır. BAE ve diğer bölge ülkelerine kurdukları savunma sistemlerini, saldırı yiyince terk ettiler; güya o ülkeler için kurdukları savunma sistemlerini bırakıp kaçtılar.

Bu kaypak zalime karşı Müslümanların, aralarındaki kimi ihtilaflara takılmadan birlik olmalarından başka seçenek yoktur.

Egemen, bağımsız bir ülkenin topraklarına saldırı gerçekleştirilerek bine yakın kişi katledildi. İlkokul öğrencisi 160 çocuk atılan füzelerle şehit edildi. Ülkenin lideri, dinî otoritesi haydut bir saldırıyla katledildi/şehit edildi. Fakat tartışılan bunlar değil; ölenlerin şehit olup olmaması meselesi. Bu utanç herkese yeter gerçekten.

ABD ve israilin Gazze’de yaptıklarını unutarak İran’la ilgili dil değiştiren televizyon kanalları ve buralarda yorum yapanların yaptıkları değerlendirmeler, Siyonist etkinin içimizdeki boyutunu da gözler önüne sermektedir.

Düşman ağır saldırılar gerçekleştirirken ve “hedefte herkes vardır” demekten de çekinmiyorken, boş lakırdıların ve Siyonist ağzının bu denli etkin olması gerçekten şaşırtıcıdır, ama bir o kadar da tehlikelidir.

Onun için sadece çifte vatandaşlar konusu değil, medyamıza ve diğer sistemlerimize nüfuz etmiş hainlerin de tespit edilmesi için bir seferberliğin başlatılması kaçınılmazdır. Yarın çok geç olabilir!