Dünyayı şoke eden Hürmüz: Gücün gerçek sahibi kim?

Abone Ol

Güç, sahip olduğun silahlarla değil; dünyayı diz çöktürebilecek geçitleri kontrol edebilme kabiliyetinle ölçülür. Hürmüz, bu gerçeğin en sert hatırlatıcısıdır.

Dünya bir kez daha şunu acı şekilde hatırladı: Enerji yollarını kontrol eden, sadece petrolü değil siyaseti de yönetir. Hürmüz Boğazı bugün artık bir su yolu değil; küresel düzenin nabzını tutan bir kilit haline gelmiştir. Ve bu kilidin anahtarı, herkesin görmek istemediği bir gerçeği işaret ediyor: İran.

Yıllardır küçümsenen, yaptırımlarla boğulmaya çalışılan, iç sorunları üzerinden zayıf gösterilen İran; bugün tek bir hamleyle dünya ekonomisini sarsabilecek konumda. Bu sadece askeri güç meselesi değil, stratejik aklın zaferidir. Hürmüz’ü kontrol edebilen bir ülke, petrol fiyatlarını, lojistik akışları ve dolayısıyla küresel siyaseti kontrol eder. İran’ın elindeki asıl silah işte budur.

Körfez ülkeleri ise bu tablo karşısında maalesef edilgen bir figürden öteye gidememektedir. Yıllarca milyarlarca dolarlık silah alımları yapan, Batı’ya güvenliklerini emanet eden bu ülkeler, bugün kendi kaderlerini belirleyemeyen bir görüntü sergiliyor. Güç, sadece silah stoklamakla değil, stratejik bağımsızlıkla elde edilir. Bu gerçeği görmezden gelenler bugün Hürmüz gerçeğiyle yüzleşiyor.

Daha çarpıcı olan ise ABD’nin içine düştüğü durumdur. On yıllardır “denge kurucu” rolü oynayan Washington, bugün sahada kendi kurduğu düzenin açmazlarıyla karşı karşıya. İran’ı izole etmeye çalışırken aslında onu daha dirençli, daha hesapçı ve daha etkili bir aktöre dönüştürdü. Bu, klasik bir stratejik hata örneğidir: Rakibini küçümsemek.

Bugün gelinen noktada İran, sadece askeri değil psikolojik üstünlüğü de ele geçirmiştir. Çünkü caydırıcılık, bazen silah kullanmaktan değil, kullanma ihtimalini hissettirmekten geçer. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her gerilim, piyasaları altüst etmeye yetiyor. Bu da İran’ın elindeki kartın ne kadar güçlü olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Öte yandan Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkeleri için bu süreç ciddi bir kayıp anlamına geliyor. Çünkü enerji zengini olmak, enerji güvenliğini kontrol etmek anlamına gelmiyor. Üretmek başka, geçişi kontrol etmek başka bir güçtür. Bugün kaybedilen tam olarak budur: Stratejik kontrol.

Bu tabloyu romantize etmek ya da tek taraflı bir zafer hikayesi yazmak doğru olmaz. Ancak gerçekleri de görmezden gelemeyiz. Dünya düzeni değişiyor ve bu değişimde Hürmüz Boğazı kilit bir rol oynuyor. İran ise bu oyunda beklenenden çok daha güçlü bir oyuncu olduğunu kanıtladı.

Sonuç açık: Artık mesele sadece petrol değil, güç dengelerinin yeniden yazılmasıdır. Ve bu yeni denklemde, Hürmüz’ü kontrol eden oyunu da kontrol eder. Dünya bunu yeni yeni fark ediyor ama bazıları için bu farkındalık oldukça geç geldi.

Gazze’ye ve İran’a selam, direnişe devam!